Siyasal İslam; İslam inancının Müslümanlar tarafından siyasallaştırılması, ümmetçilik ideologlarının politik bakış açısıyla daraltılması; görüş sahasını küçültmesi, düşünme kapasitesini yıpratması, algılama sistemini sarsmasıdır. İslam; insan ve insanlık âlemini erdemli bakış odağıyla, “yaratılana Yaradan’ın gözüyle bakma” iffetini yüklemesidir. Müslümanlık savaş değil, barış dinidir. İslam cihanşümuldür. Bir millet, aşiret, cemaat, tarikat, particilik ve politik ayrımcılık için indirilmemiştir. İslam’ın özünde dinler tarihi bütündür. Bazı ilahiyat âlimlerinin de söylediği gibi, “indirilen din ile bindirilen din anlayışı”, İslam âlimlerine, İslam ilmine, İslam dinine ve Müslümanlara büyük zarar vermektedir.

Türbeler; dinler, mezhepler, cemaatler ve tarikatlar kavgasında haklı ya da haksız öldürülen, katledilen, işkenceye tabi tutulan âlim, ulema ve kâmil velilerin cesetleriyle doludur. İslam tarihinin Müslümanlar arası ilk savaşı, Muaviye ile 4. Halife Ali arasındaki “Sıffin Savaşı”dır. “Ya Rabia, Muaviye!” denmiş, savaşı Hakem Heyeti anlaşması durduramamıştır. Hz. Ali’nin öldürülmesiyle devam ettirilmiş, Kerbela’da Hasan ve Hüseyin vakasıyla bu günlere süregelmiş ve sürüp gidecektir. Anti-İslam misyonerliği bundan beslenmektedir.

Dinsiz ilim kör, ilimsiz din topaldır” sözü vardır. İslam ilimdir. “İncil: sev!, Tevrat: yaşat!, Kur’an: oku!” emriyle tebliğ edildiği mealen anlatılmaktadır. Hristiyanlar “sevmeyi”, Yahudiler “yaşatmayı” içlerine sindiremezken, Müslümanlar da Allah’ın adıyla “okumayı” bir türlü rehber edinememişlerdir. Müslümanın İslamlığı, insanlığa güzel ahlakı tebliğdir. İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in, “Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” sözü nettir. Müslüman, ilim ile amel edendir. Sağcılık, kilise kültür temellidir.

İslam’ın doğuşundan onlarca yıl sonrasında, taht kavgaları başta olmak üzere siyasi hareketler İslam inancını “Sünnilik, Şiilik, Haricilik” kelimeleri altında ayrıştırmaya başlamıştır. Tarihin akışı, örf, adet ve gelenek yanında halkın eski inanç kalıntıları, afaki şeyler, İslam karşıtı misyonerlerin Müslüman mahallesinde salyangoz satışına taviz addedilmiştir. İlimde bilim, akademik kanalları oluşturmaktadır. Her bilim akademisyeninin yönü ilme yöneliktir. İslam ülkeleri birliği değil, ayrışmayı ve ilkelliği tercih ediyorlar. Emperyalizm öyle istiyor. Müslümana Müslüman’ı katlettiriyor. Suriye iç savaşı dâhil Libya ve Mısır’da Arap Baharı süreci, dış destekli iç savaş; Müslüman’ın Müslüman’ı katli değil mi?

Emperyalist güçlerin gayretleri de Müslümanı Müslümana kışkırtmak, iç savaşlarda yer altı servetlerine el koymaktır. Etrafımızda gözle görünür vaziyettedir. Siyasetin dili kırıcı olmamalı ama Müslüman şemsiyesi altında söylenecek sözde dikkatli olmak gerekir. Siyasette “laiklik” anlamlıdır. Medine Mutabakatı, İslam karşıtlarıyla imzalanmıştır.

TBMM’de; “Suriye’de Müslümanlar katledilirken 13 yıl boyunca gıkını çıkarmayanlar, şimdi Aleviler öldürülüyor diye ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz” çıkışı, en tehlikeli tuzaktır. “İslam” diyenin Müslümanlığını sorgulayanın İslamlığı şaibelidir. Alevilik, Türklerin İslam’ı yorum şeklidir. Mezhep ve tarikatlar siyasi akımlardır. Alevi-Sünni gerginliği, din bezirganlığıdır. Şekil ve görüntü Müslümanlığı toplumu ayrıştırır. Dindarlık ile dincilik sırt sırta durmaktadır. Emperyalizm bunu kullanır. Siyasette seviye kültür meselesidir. Irkî ve dinî etnisite tartışması yazıktır. Türk ülküsünde savaş, zaruret değilse cinayettir. Türk’ün hülyası, Nizam-ı Âlem davası; dünyada “adaletin” tesisidir. Devletin dini adalettir. Şimdi birlik vaktidir.