Ortaokulda Sabahattin isimli, çok zeki ve çalışkan bir arkadaşımız vardı. Sınıfça lakabını Aristo koymuştuk. Ne yazık ki bu arkadaşımız okuyamadı. Fakirlik midir, yoksa başka nedenlerle midir, bilmiyorum! Hala; böylesi cevherlerin çok...

Ortaokulda Sabahattin isimli, çok zeki ve çalışkan bir arkadaşımız vardı. Sınıfça lakabını Aristo koymuştuk. Ne yazık ki bu arkadaşımız okuyamadı. Fakirlik midir, yoksa başka nedenlerle midir, bilmiyorum! Hala; böylesi cevherlerin çok kolay yitirildiğini düşündükçe insanlık adına üzülürüm. Gençlik işte, aklımız fikrimiz topta, okumaya pek niyetim yok. Bir gün rahmetli annem “bak oğlum sakalın göbeğine de inse seni okutacağım” diye azarladı. Annemin inadını her zaman şükranla anar, rahmet dilerim. Birileri bir yerlere aday olduğunda aklıma hemen Sabahattin gelir. Bilgi birikimi nedir? Çalışkan mıdır? Ahlak ve sevgiden yana zenginliği nedir? Ben bu göreve uygun muyum diye düşünmeden paranın ve arabesk siyasetin gücüyle kendilerini her makama uygun görürler! Halktan ve üretimden kopuk siyaset anlayışının sonucunu son 12 yılda gördük. Ülkede yıkılamayan; Yargı, Asker, CHP ve Cumhuriyet Gazetesi gibi kuruluşların oluşturduğu aristokrasi yamuğunun arakesiti bugünkü başbakandır. Kimi seçeceğimizi tayin eden anlayışın “demokrasiyi ülkeye biz getirdik” sözlerini kim ciddiye alabilir? Yönetenlerin ellerinden gelse; millete kavun seçmeyi bile unutturacaklar. Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylar belli; iyisi de belli… Bir tarafta pişkinlikte sınır tanımayanlar, diğer tarafta ahlak, bilgi ve sevgide ve de hoşgörüde farklı olan var. Önemli olan kimi seçeceğimiz değil; kimi seçmememiz gerektiğidir; onu düşünmeliyiz. Ya Sevr ya da Lozan; seçimin kısa özeti budur. Pişkinlerden biri, Kürt milliyetçiliği yapacak, ayrışmaya çanak tutacak, sonra ülkeye Cumhurbaşkanı olacak! Bir Kürdün Cumhurbaşkanlığına eyvallah; millet seçerse kimin haddine eleştirmek. Ama senin yaptığın pişkinlik; senin meclisin Ankara mıdır yoksa İmralı mıdır? Milliyetçiliği ayaklar altına aldım diyeceksin, sonra da Cumhurbaşkanlığına aday olacaksın! Bu makam, cumhur kavramından da anlaşıldığı gibi aynı zamanda milliyetçi olmayı da gerektirir. Lafın ortadayken adayım demek pişkinlik değil midir? Yoksa Allah mı söyletiyor? Sanki 12 yıldır ülkeyi yönetmiyormuş gibi adaylığını açıkladığı ilk konuşması şöyle: “İnşallah 10 Ağustos’ta kara günler bitecek.” Ne diyelim! “İnşallah, inşallah, amin, amin…”Sade vatandaş gibi dileğine uyalım bari…