Geçmiş yazılarımdan birini şöyle bağlamıştım… 'Eskiden farklı düşüneni komünist diye suçlarlardı. Ortada komünist kalmayınca farklı olanı 'laik” diye aşağılamaya kalktılar. 'Hem laik hem Müslüman

Geçmiş yazılarımdan birini şöyle bağlamıştım…
“Eskiden farklı düşüneni komünist diye suçlarlardı. Ortada komünist kalmayınca farklı olanı “laik” diye aşağılamaya kalktılar. “Hem laik hem Müslüman" olunmaz dediler. Halk laikliğin dinsizlik olmadığını gördü. Yeni bir hakaret bulunmalıydı ve “ulusalcı” kavramında buluştular. Bir cinayetin faili olarak ulusalcılar işledi tahmini de geri tepti, çünkü son günlerde MHP ulusalcı politikalar izlemeye başlamıştı. Son numaraları, insanın küçük dilini yutturacak cinsten… PKK’yı “Kemalist” yaptılar.”
Geçenlerde TV kanallarından birinde gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan, Kemalizm üstüne söyleşi yapıyorlardı. Uzlaştıkları nokta; insanlarla alay eder gibi… İktidarı “İslamcı Kemalistler” ele geçirdi! Yeni Anayasa çalışmaları ortadayken, okullardan ve resmi dairelerden Mustafa Kemal silinirken bu senteze ulaşmak alay değildir de nedir?
Nuray Mert Kemalistleri “Katı laikler” diye tanımlamıştı. Sanki cismin üç hali; katı, sıvı, gaz gibi… Demek ki laiklerin sulu ve gazlı olanları da varmış; öğrendik. Her türlü şovenizme, din ve mezhep ayrımlarına karşı olan anlayışı halkın gözünde küçük düşürmeye çalışmak; yurttaş olana yakışmaz. Yaptıkları kötülüklerin ardı; utanç içinde yaşamak olacaktır.
Atama bekleyen ve hak arayan öğretmene “Bu ülkede ulusalcı geçinenler önümüzü kesmeye çalıştılar, kesemediler, kesemeyecekler. Ulusalcıların uzantısı olmaya aday olanlar, bizden bir şey beklemesin, bulamayacaklar” diyen ve Diyarbakır’ı BOP Başkenti yapmaya çalışan anlayış; ülke için tehlikeyi Ulusalcılarda görmektedir.
İlginç olan; görevi muhalefet olan muhalefete, muhalefet eden iktidarın olmasıdır. Partide ulusalcı olmayanların varlığı rahatsızlık vereceği yerde iktidarın gazına gelip ulusalcıların suçlanması tam bir ironidir. Ulusalcı olmayanların partide ne işleri olduğunu sorgulayamayan yönetim kan kaybetmeye mahkumdur.
Demokratik toplumcu öze sahip, sürekli devrimcilik ilkesine dayalı çağdaşlaşma ideolojisi olan Kemalizm; bir etnik grubun diğer etnik gruplar üzerindeki bir baskı aracı değil, laik ve cumhuriyetçi bütünleşme idealidir.
9 Eylülde İzmir’e giren Mustafa Kemal Truva Savaşlarını kastederek “Hektor’un intikamını aldım” sözü sayesinde; Anadolu’da yaşamış Herodot, Homeros, Diyojen gibi bilge kişilerin bizim değerlerimiz olduğunu öğrendik. Türk Dilinin gelişmesinde, Ermeni Agop Dilaçar’ın emeklerine saygı göstermeyenler, Kürt Diyap Ağanın kurtuluş savaşına katkılarını unutanlar Kemalist veya ulusalcı olamaz. Azınlıkların Türk Müziğine yaptığı katkılarla keyiflenmedik mi? Lefter’in golleriyle sevinmedik mi?
Her türlü ırkçılığa karşı olan anlayışı ırkçılık gibi gösterebilmek nasıl bir ruh ve vicdan halidir? Anlayabilmiş değilim. Pes doğrusu, pes ki ne pes!