4857 sayılı İş Kanunu kapsamında yıllık ücretli izin yalnızca işçinin çalışmadığı bir dönem olarak değil, ücret güvencesiyle birlikte korunan temel bir dinlenme hakkı olarak düzenleniyor. Kanunun 57. maddesine göre işveren, yıllık ücretli izne ayrılan çalışanın izin dönemine ilişkin ücretini izin başlamadan önce peşin olarak ödemek veya avans şeklinde vermek zorunda. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin benzer dosyalardaki farklı kararları gidermek amacıyla verdiği karar ise bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin işçi açısından haklı fesih nedeni oluşturabileceğini ortaya koydu.

YARGITAY ÇELİŞKİLİ KARARLARI GİDERDİ

Uyuşmazlığın temelinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin iki farklı hukuk dairesinin benzer olaylar hakkında birbirinden farklı kesin kararlar vermesi bulunuyordu. Dosyalardan birinde yıllık izne çıkarken izin dönemine ait ücreti peşin ödenmeyen işçinin sözleşmesini feshetmesi haklı bulunarak kıdem tazminatına hükmedilirken, diğer dosyada aynı gerekçenin haklı fesih oluşturmadığı kabul edildi. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu, ortaya çıkan içtihat farklılığının giderilmesi için dosyayı Yargıtay'a taşıdı.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 10 Mart 2025 tarihli kararında uyuşmazlığın, yıllık izin ücretini izinden önce peşin veya avans olarak ödemeyen işverenin davranışının işçi bakımından haklı fesih nedeni oluşturduğu yönündeki karar doğrultusunda giderilmesine hükmetti. Daire, İş Kanunu'nun 57. maddesindeki ödeme yükümlülüğünün işçinin ayrıca talepte bulunmasına bağlı olmadığını da ortaya koydu.

İŞÇİNİN AYRICA AVANS TALEP ETMESİ GEREKMİYOR

Kararın çalışanlar açısından önemli noktalarından biri, yıllık izin ücretinin önceden ödenmesi için işçinin işverene ayrıca başvuru yapmasının veya avans talebinde bulunmasının gerekmemesi. Yasal düzenleme doğrudan işverene yükümlülük getiriyor. Buna göre çalışan yıllık izne ayrılacaksa izin dönemine karşılık gelen ücretin, izin başlamadan önce işçiye verilmesi gerekiyor. Ücretin normal maaş ödeme tarihinde, çalışan izindeyken veya izin sona erdikten sonra ödenmesi, kanundaki peşin ödeme düzenlemesinin yerine getirildiği anlamına gelmeyebiliyor.

FAZLADAN İZİN VERİLMESİ DE YÜKÜMLÜLÜĞÜ KALDIRMIYOR

Yargıtay kararında işverenler açısından öne çıkan bir başka ayrıntı da çalışana hak ettiğinden daha uzun yıllık izin kullandırılmış olmasının sonucu değiştirmemesi oldu. Daire, yıllık izin hakkının süresine ilişkin hükümler ile izin dönemine ait ücretin önceden ödenmesine ilişkin hükmün farklı nitelikte olduğunu belirtti. Buna göre işverenin çalışana yasal hakkının üzerinde izin vermesi, izin dönemindeki ücretin peşin veya avans olarak ödenmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmıyor.

HAKLI FESİH KIDEM TAZMİNATININ ÖNÜNÜ AÇABİLİYOR

4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde, ücretin kanun hükümlerine veya sözleşme şartlarına uygun biçimde hesaplanmaması ya da ödenmemesi ile çalışma şartlarının uygulanmaması işçi açısından belirli durumlarda haklı nedenle fesih sebebi olarak düzenleniyor. Yargıtay, yıllık izin ücretinin kanunun öngördüğü zamanda ödenmemesini de bu çerçevede değerlendirdi. İşçinin diğer yasal koşulları taşıması halinde haklı nedenle fesih, kıdem tazminatı talebinin gündeme gelmesine imkan sağlayabiliyor. Ancak her uyuşmazlıkta çalışma süresi, ödeme kayıtları, izin belgeleri ve fesih bildiriminin içeriği ayrıca değerlendiriliyor.

FESİHTE GEREKÇENİN AÇIKÇA BELİRTİLMESİ ÖNEMLİ

Benzer bir durum yaşayan çalışanların, iş sözleşmesini sona erdirmeden önce ödeme tarihlerini ve yıllık izin kayıtlarını belgeleyebilmesi önem taşıyor. Banka hesap hareketleri, ücret bordroları, yıllık izin formları, işverenle yapılan yazışmalar ve izin başlangıç tarihini gösteren belgeler olası bir uyuşmazlıkta delil niteliği taşıyabiliyor. Haklı nedenle fesih yoluna başvurulacaksa fesih gerekçesinin yazılı ve açık biçimde ortaya konulması, sonradan açılabilecek işçilik alacağı ve kıdem tazminatı davalarında önem kazanıyor.

İŞÇİLİK ALACAKLARINDA ARABULUCULUK SÜRECİ

İşçi ile işveren arasında kıdem tazminatı veya diğer işçilik alacakları konusunda anlaşmazlık çıkması halinde dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk süreci gündeme geliyor. Tarafların arabuluculukta anlaşamaması durumunda iş mahkemesinde dava açılabiliyor. Mahkeme, yıllık izin belgeleri ile ücret ödeme kayıtlarının yanında işçinin fesih nedenini ve olayın koşullarını da inceleyerek karar veriyor. Bu nedenle yalnızca ücretin ödenip ödenmediği değil, ödemenin kanunun öngördüğü zamanda yapılıp yapılmadığı da uyuşmazlık bakımından belirleyici hale gelebiliyor.

TOKİ’de 1.071 kiralık konut için kura heyecanı: Kiralar 10 bin TL’den başlıyor
TOKİ’de 1.071 kiralık konut için kura heyecanı: Kiralar 10 bin TL’den başlıyor
İçeriği Görüntüle

YILLIK İZNİN KULLANDIRILDIĞINI İŞVEREN BELGELİYOR

İş hukukundaki yıllık izin uyuşmazlıklarında belge düzeni ayrı bir önem taşıyor. İşverenlerin çalışanların izin durumunu gösteren kayıtları tutması, izinlerin hangi tarihler arasında kullanıldığını ve ilgili ödemelerin nasıl yapıldığını ortaya koyabilmesi gerekiyor. Yargıtayın farklı kararlarında da yıllık izin hakkının kullandırılıp kullandırılmadığının izin defteri, izin formu veya eşdeğer yazılı belgelerle ispatlanmasının önemi vurgulanıyor. Uzun süreli çalışma ilişkilerinde eksik veya düzensiz kayıt tutulması, uyuşmazlığın büyümesine ve işveren açısından ispat sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

KARAR ÖZEL SEKTÖRDE GENİŞ BİR KESİMİ İLGİLENDİRİYOR

Karar özellikle turizm, perakende, hizmet, sanayi ve sezonluk yoğunluğun yüksek olduğu sektörlerde çalışan geniş bir kesimi ilgilendiriyor. Yıllık izin dönemlerinde çalışanların seyahat, konaklama ve aile bütçesi gibi giderlerinin artabilmesi, kanundaki peşin ödeme düzenlemesinin ekonomik önemini de artırıyor. Düzenlemenin amacı, çalışanın ücretli izin hakkını yalnızca kağıt üzerinde değil, ekonomik açıdan da fiilen kullanabilmesini sağlamak. Yargıtayın uyuşmazlığı gideren yaklaşımıyla birlikte işverenlerin yıllık izin süreçlerinde yalnızca izin günlerini değil, izin dönemine ilişkin ücretin ödeme zamanını da mevzuata uygun biçimde planlaması gerekiyor.

Kaynak: Haber Merkezi