Türkiye çok kritik ve çok tehlikeli bir süreçten geçiyor. Suriye'nin içişlerine, gereğinden fazla müdahil olmamız bize pahalıya mal olacak gibi gözüküyor. Arap Baharı masalına kendimizi kaptırıp, Libya, Tunus ve Mısır'daki gelişmelerin...
Türkiye çok kritik ve çok tehlikeli bir süreçten geçiyor.
Suriye’nin içişlerine, gereğinden fazla müdahil olmamız bize pahalıya mal olacak gibi gözüküyor. Arap Baharı masalına kendimizi kaptırıp, Libya, Tunus ve Mısır’daki gelişmelerin Suriye’de de benzer bir biçimde kısa bir sürede sonuçlanacağını varsayıp, Suriye’deki muhalif hareketin yanında aktif bir biçimde yer alırken, İran, Rusya ve Çin’in nasıl bir politika izleyeceklerinin hesabının doğru yapılmadığı kanaatindeyim. Çok daha önemlisi, ABD ve AB’nin bu denli pasif destek vereceği düşünülmemiş olabilir!
Tüm bu gelişmelerin doğru yönetilip yönetilememiş olması bambaşka tartışma konusu.
Muhalefet partileri olarak, hükümeti bu konuda en acımasız bir biçimde eleştirebilir, topluma da belli mesajlar vererek oy kaygısına dayalı bir çıkış da yapılabilir. Ancak, milli bir konuda, dışa dönük, Türkiye Cumhuriyeti devletinin caydırıcılığını ortadan kaldıracak, dışarıda hükümeti küçük düşürecek, hareket alanını daraltacak çıkışlar yapmak, iktidara dönük bir muhalefet anlayışı olmaktan çıkıp, Türkiye Cumhuriyeti devletini ve milletini zor durumda bırakma anlamına gelir ki, bunu siyasetle izah etmekten çok, bir ihtiras hatta gaflet ve delalet olarak değerlendirmek bile mümkün.
Suriye uçağımızı düşürüyor, PKK terör örgütünü açıkça destekliyor, kentlerimize bomba atabiliyor ve insanlarımız ölebiliyor.
Böylesine milli bir davada, hükümetin meclise getirdiği tezkereye şu ya da bu gerekçeyle karşı çıkarak, tezkereye hayır oyu vermenin ne denli tehlikeli bir tavır olduğu konusunun derinliğine inmeyi, bir sürü sakıncaları nedeniyle, pek doğru bulmuyorum!
MHP’nin açık görüşme isteyerek, kamuoyuna siyasi anlamda belli mesajlar vermek istemesi anlayışla karşılanabilir. Ama önemli olan tezkereye evet diyerek milli bir konuda hükümete destek vermesi kadar da doğal bir şey olamazdı ve MHP bu doğal tavrını ortaya koyarak, milli konularda ne denli duyarlı olduğunu bir kere daha ortaya koymuş oldu.
BDP’nin tezkereye karşı çıkmasını yadırgamadım ama CHP’nin tezkereye hayır demesinin mantığındaki mantıksızlığı anlayamadığım gibi, büyük bir şaşkınlık yaşadığımı da itiraf etmeliyim.
CHP bu tür çıkışlarıyla, çok tehlikeli sulara yelken açmış gibi gözüküyor. İktidarın bir sürü yanlışı, tutarsızlığı olabilir, buna dönük olarak da muhalefet gereken tepkiyi gerektiği gibi gösterebilir ama bir kere daha tekrarlamakta yarar görüyorum, milli konularda özellikle de dışa dönük böylesine önemli ve böylesine Türkiye’nin prestijiyle ilgili kararlarda, oy kaygısına dayalı bir tavır sergilemek kadar yanlış bir şey olamaz.