İNSANLARIN günlük yaşamlarındaki işlevselliğini büyük ölçüde engelleyen ve kaygıyla alakalı bir hastalık olan Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB), genellikle ergenlik döneminde ya da genç erişkinlik çağında karşımıza çıkar. Kişiler...
İNSANLARIN
günlük yaşamlarındaki işlevselliğini büyük ölçüde engelleyen ve kaygıyla alakalı bir hastalık olan Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB), genellikle ergenlik döneminde ya da genç erişkinlik çağında karşımıza çıkar. Kişiler obsesyonlarını hafifletmek ve kendilerini bir nebze olsun rahatlatabilmek için kompulsiyonlara (belirli bir davranışı sürekli bir biçimde tekrarlamak) başvururlar. Şayet belirli bir davranışı sürekli olarak tekrarlamazlarsa; başlarına kötü şeylerin geleceğine inanırlar.
TAKINTILI KİŞİLER NASIL DAVRANIRLAR?
'Obsesif Kompülsif Bozukluğu' olan kişiler, çoğunlukla mükemmeliyetçi bir kişilik yapısına sahip olan, başarıya, prestije önem veren kimselerdir. Ayrıntılar onlar için çok önemlidir. Hayatlarında hataya yer yoktur. Sabırsızdırlar. Yaşamları yoğun kaygı ve utançla dolu olabilir. Aşırı düzenli olan bir adam, çalışma masasının üzerindeki eşyaları tekrar tekrar yerleştirmeye çalışarak saatlerini harcayabilir. Her şey kontrolü altında olmadan, mükemmel bir düzene oturmadan dışarı çıkamayabilir. Eve gelen misafirler gider gitmez tüm halıları koltukları hatta perdeleri yıkamaya yıkatmaya veren, artık yorgunluktan bayılana kadar temizlik yapan, günde birkaç saatte bir balkonları yıkayan (mevsim fark etmeksizin) kişilere, hayatınız boyunca en azından bir kez rast gelmişsinizdir.
PEKİ, HANGİ OBSESYON TÜRLERİ İLE SIK KARŞILAŞILIYOR?
Takıntılı kişilerde en çok şu obsesyon türlerine rastlamaktayız: Düzen, simetri, sıra (Boy, renk, harf sırası gözetebilirler.) saldırganlık (çocuğuma zarar verir miyim?), kirlenme, mikrop kapma, bir başkasından hastalık bulaşması ya da hastalık bulaştırma, şüpheci düşüncelere dayalı (Ütüyü prizden çektim mi? Musluğu kapattım mı? Ocağın altını söndürdüm mü? Arabayı kilitledim mi?), cinsel içerikli olanlardır. (Acaba homoseksüel miyim?)
PEKİ, TAKINTILI-SAPLANTILI DÜŞÜNCELER NASIL YOK OLUR?
Türkçe karşılığı zorlantı olan kompülsiyonlar, saplantı düşüncelere(obsesyonlara) karşı kişilerin kendilerini rahatlatmak için verdikleri çaba olarak ifade edilebilir. Obsesyonlarına karşı kompülsiyonlar geliştiren kişiler mesela bir başkasından mikrop kapacağını düşünen bir kimse, kimse ile el sıkışmak, tokalaşmak, istemez. Kimseyi öpmez, sarılmaz. Dakikalarca ellerini yıkar ve lavabodan ayrılmaz; hatta ellerini çamaşır suyu ile yıkamaya başlar. Ocağın altını yanık bıraktım mı acaba? Obsesyonuna karşı, tekrar tekrar eve dönerek ocağın altını kontrol edip içini rahatlatmaya çalışır. Yamuk ve belli bir sıraya göre dizilmemiş kitapları tekrar tekrar düzenleyerek bu rahatsız edici düşüncelerden (obsesyonlardan) kurtulmaya, kendilerini rahatlatmaya çalışırlar.
Özetle; kişiler, temizlik, düzenli olarak tekrarlama, kontrol etme, sıralama ve düzenleme, istifçilik (eskiye dair olan hiçbir şeyi atmak istemezler, kopamazlar eşyalarından). Zihinsel saplantılar, çoğu kez travma sonrası da karşılaşılabilmektedir. Kanlar içerisinde çok sevdiği birinin yerde boylu boyunca yattığını gören bir kişi, yaşamı boyunca sanki sevdiği kişin kanının kendisine sindiğini düşünebilir. Ve bu takıntılı düşüncelerine karşı türlü türlü kompülsiyonlar geliştirebilir. Tüm bu örnekler kişiden kişiye büyük farklılıklar göstermektedir. Hastalığın derecesi her kişiyi farklı boyutlarda etkisi altına alabilir. Kişiler, tanı konup, tedavi şekli belirlenip, uygulamaya geçilene kadar, uzun yıllarca bu sıkıntıyı çekerler, çektirirler. Eğer siz de yukarıda bahsettiğim sıkıntıları yaşıyor ve bir türlü işin içinden çıkamıyorsanız; geç kalmadan alanında uzman bir psikologdan yardım alınız.