Benim güzel memleketimde, on yıllardır aktif, potansiyeli olan yüz binlerce insan ve grup, 'rejim düşmanı” veya 'rejim için tehlike ilan edilip, fiili ve manevi mahkumiyete düçar edildi. Millet ve memleket davası güden; Kazım Karabekir...
Benim güzel memleketimde, on yıllardır aktif, potansiyeli olan yüz binlerce insan ve grup, “rejim düşmanı” veya “rejim için tehlike ilan edilip, fiili ve manevi mahkumiyete düçar edildi.
Millet ve memleket davası güden; Kazım Karabekir gibi İstiklal Harbi kahraman ve önderleri, Süleyman Efendi Hazretleri, Bediüzzaman Hazretleri ve benzeri din ve tefekkür önderleri, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan ve Ali Şükrü Bey gibi demokrasi kahramanları, Alpaslan Türkeş, Nihal Atsız gibi millet-memleket aşıkları dönem dönem “rejim” adına sakıncalı ilan edilerek hayatları zehir edilmiş, bazılarının hayatına kastedilmiştir.
Bahsi geçen “rejimi” ayakta tutma adına gerekirse, ülkenin yetiştirdiği üst düzey siyasetçi, komutan, bürokrat ve kanaat önderlerine suikastlar yapılıp, tehlikeli görülenler üzerine atılmıştır.
“Rejim” için tehlike görülenler, kimi zaman dindarlar, kimi zaman milliyetçiler, kimi zaman komünistler, kimi zaman da etnik kimlik sahipleri, olmuşlardır. Özellikle her zaman çevremiz düşmanlarla çevrili olmuş, “Bizim bizden başka (rejimin dostlarından başka) dostumuz hiç olmamıştır. Velhasıl söz konusu nevzuhur “rejim” için her zaman bir tehlike olmuştur.
Bu “rejim”in basını tarafından millet daima tehlikelere karşı teyakkuzda tutulmuş, korku içinde bırakılmış, özellikle de sorgulamadan rejimin dediklerinin kabulü istenilmiştir.
Eğitim sistemi öyle ayarlanmış ki, verilen metinlerin ezberlenmesi sağlanmış, sorgulayamayan ve analiz edemeyen bir nesil yetiştirilmiştir.
Medya, iletişim araçları ve internetin yayılmasıyla “rejim” lokmalarının kokmuş birer yemek olduğu görülünce “bin yıl sürecek” 28 Şubat benzeri kalkışma ve darbelerle, Ülke yeniden dizayn edilmeye çalışılmış, imam hatiplerin kapatılması ve dini eğitimin engellenmesi gayesiyle, çıraklık müessesesi ve teknik eğitim bile katledilmiştir.
Ne yazık ki, önemli sayıda insanımıza hile ve zorlamalarla “rejim” efendilerince “tehlike” lokmaları hile, propaganda ve zorla yutturulmuştur.
28 Şubat teranelerinin ayyuka çıktığı günlerde bir il belediye başkanı dostum büroma ziyarete gelmişti.
Az sonra, komşum olduğunu öğrendiğim, dostumun hemşerisi Hasan isminde banka müdürü emeklisi bir bey çıkageldi.
Belediye başkanının ayrılmasından sonra da kalkmadı ve sohbete devam ettik. Sohbet geldi, dayandı “rejim” muhabbeti başladı. Aramızda şöyle bir diyalog geçti;
- Mustafa Bey ne olacak bu rejimin hali?
- Rejimin halinde ne varmış ki Hasan Bey?
- Rejim tehlikede.
- Sana ne rejimin tehlikede olmasından? Sen bir hastaneye, kaymakamlığa veya devlet dairesine gittiğin zaman oradan, “Şükür benim devletim, bana bakıyor, talep ve işlemlerimi süratli, düzgün, adil bir şekilde yerine getiriyor, akşam evime girdiğimde hatta, sokakta beni tehlikelerden koruyor, mahkemeye başvurduğum zaman adil, hızlı ve düzgün kararlar alıyorum…” diyebiliyor musun?
- Diyemiyorum.
- Bu milletin yüzde kaçı bu soruya olumlu cevap verir sence?
- Ancak tuzu kuru %3’ü bilemedin % 5’i.
- Seni ve milletin % 95’ini mutlu edemeyen, hatta önemli bir kesimi özellikle mutsuz eden bu rejimin tehlikede olması seni neden üzüyor? Sen mazoşist misin Hasan Bey?
- Vallahi bu yönden hiç bakmamıştım.
- İstersen okuduğun gazete ve inandığın siyasileri takip ederken, bir de yazılan ve söylenenleri sağduyu ile sorgulamaya başla.
Buradan da görüldüğü gibi bizim adımıza düşünenlere, karar verenlere, bize korkma, çekinme, sevinme, yedirebilirlerle yeme, içme, selam verip vermeme talimatı ve telkini verenlere dikkat etmemiz gerekir. Allah (C.C.) onlara verdiği akıl ve tüm diğer melekeleri bize de verdi. Sonucunda onlara verdiği mesuliyetlerin tümünü bize de verdi. Kim söyler veya telkin ederse etsin yaptıklarımızın sonucunu biz yaşar, hesabını biz veririz.
Sahi, bu rejim kim veya kimlerden oluşmakta? Ülkede kaç tane rejim var? Bu rejimler kimlere hizmet ediyor? Bu kadar kendisi için tasa ettiğimiz rejimler bizi neden mutsuz ederler? Neden tetikçiliğini yaptığımız bu rejimler bir anda bizi satarlar?
Aziz okuyucularım herkes için ayrı olan cevapları sizin akıl, idrak ve vicdanınıza bırakıyorum. Ancak, “Ne olacak bu rejimin hali” sorusu ve tasası yerine, aklıselimimizle, önünüze konanlara dikkat etmemiz, yanlış olanlara en az kalben karşı koymamız, vicdanımızın hayır dediklerine, korku ve beklentilerimizle evet, doğru demememiz gerekir.
İnşallah, ne olacak bu rejimin hali sorusu yerine, ne olacak benim halkımın ve insanımın hali sorusunu kendisine şiar edinen rejimle yönetimlere ulaşırız.