SİYASİ kutuplaşma öylesine çirkinleşti ki, milli duyarlıktan yoksun bir hale geldik. Siyasi kaygılara dayalı olarak, rakipleri zor durumda bırakma adına, ülkemizi dünyaya jurnallemekten bile çekinmeyen siyasetçilerimiz var. İç siyasette,...
SİYASİ
kutuplaşma öylesine çirkinleşti ki, milli duyarlıktan yoksun bir hale geldik.
Siyasi kaygılara dayalı olarak, rakipleri zor durumda bırakma adına, ülkemizi dünyaya jurnallemekten bile çekinmeyen siyasetçilerimiz var.
İç siyasette, olmadık suçlama, karalama ve iftiralar gırla giderken, bu çirkinliği uluslar arası ilişkilerimizi olumsuz yönde etkileyecek bir biçime taşımak kadar yanlış ne olabilir.
Bu çirkin yaklaşımın, ülkeye ve ülke insanına zarar verecek boyutlara tırmandırılması düşündürücü.
Sorumsuzluğun böylesi, inanılır gibi değil!
Türkiye’ye karşı olan güçler, Türkiye’nin IŞİD'ten petrol aldığı iftirasında bulunarak, ülkemizi dünya kamuoyu önünde suçlarken, sırf Cumhurbaşkanını ve yakınlarını suçlama adına, aynı suçlamanın, ima yoluyla da olsa, ülke içinden yapılması akıl alacak şey değil.
Atalarımız “Kol kırılır yen içinde kalır” derken, aile içinde belli yanlışlar yapılsa bile, bunun aile içinde kalması gerektiğine vurgu yapmışlar.
İşin çok daha çirkin yanı ise, Türkiye’ye karşı olan güçler, Türkiye’yi böylesine kritik bir süreçte zor durumda bırakabilmek için, Türkiye, birçok alanda IŞİD’e karşı mücadele verirken, IŞİD ile ilişki içinde olduğu iddiasında ve iftirasında bulunurlarken, ülke içinden de kimi sorumsuzların, Türkiye karşıtlarının bu iddialarını güçlendirecek açıklamalarda bulunmaları, düpedüz ihanetten başka bir şey olamaz.
Suriye ve uçak düşürme kriziyle birlikte, yaygın medyada ve kamuoyunda akıl almayacak çıkışlar sergilenmekte.
Herkes bir yiğitlenmenin peşinde.
Bazı beyinler, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kimi operasyonlarıyla, bireysel olarak kendilerinin sıradan bir eylemini ya da seyahatini bile mukayese ederek, devletin operasyonunu küçümseyerek, kendi seyahatlerini çok daha etkili bulma komikliğini, hatta sorumsuzluğunu bile sergileyebilmekteler!
Bazı beyinler, akıl tutulması içinde mi ne?
Millet olarak, ne yapmak istiyoruz inanın belli değil!
Geçmişten bu yana, dışa dönük olarak, siyasilerimiz başta olmak üzere hepimiz, her konuda, bir bütünlük içinde olurduk.
Bugün bu özelliğimizi büyük ölçüde kaybetmiş gibiyiz.
Savaş çığırtkanlığı yapanlarımız bile var.
Sosyal medyada, ekran karşısında, kürsüde, köşe yazılarında yiğitlenmekle, savaş ortamında yiğitliğin çok farklı şeyler olduğunu bilmekte yarar var.
Çok daha önemlisi, kişisel olarak gerçekten cesur olmakla, bu cesareti ya da yiğitliği pompalayarak, bir toplumu ya da toplumun bir kesimini maceraya sürüklemenin tehlikelerini de önceden öngörebilmek şart.
Milli duyarlılık ve sorumluluk bunu gerektirir.