Dünya kupasının turnuva maçı olduğunu en son katıldığımızdan bugüne kadar unuttuğumuzu bize diğer takımların hatırlatması ülke adına hiç de etik olmadı. Bazı futbolculara sosyal medyada öfke kusanlar, teknik heyete canhıraş saldıranlar, bıyık ve saç modasının altında ezilen oyuncuları neredeyse hepimiz acımasızca dövdük. Oysa turnuvaya dahil olmak için hop oturup hop kalkanlar, teknik ekibe ve futbolculara övgüler dizen yine bizlerdik. Ne olduysa şok yenilgi tüm sevinçleri alıp öfkeye dönüştürdü. Türkiye favori gösterme çabasına giren otoriterilerin hüsranı sonucu tüm ulus şok oldu. Turnuva futbolundan uzak, gaza gelen iyi bir jenerasyon ve teknik ekip karşısında takım halinde savunma yapan, topu rakibe verip oyalayan ve ilk fırsatta kaleye sarkıp gol atan uyanık ama futbol adına güzellikleri sahaya yansıtmayan iki takıma 3 golle ile yenilmenin ezikliğini hala üzerimizden atamıyoruz.
Son sekiz maçlarının başladığı turnuvada ne yazık ki savunma oyun oyunu ezberleyen takımların yavaş yavaş döküldüğünü görmekteyiz. Benim şahsi düşüncem, futbolun bu denli savunma kurgusu ile oynanmasına karşıyım. Bu taktik artık dünyanın tüm liglerinde bariz bir şekilde oynanmaktadır. Kısır ve pozisyonsuz bir maçı izlemek futbol sevgimize vurulmuş bir hançer olarak kabul ediyorum. Hem ligimizde hem turnuvada bu kadar savunmanın, korkak oynamanın futbolu çirkinleştirmekten başka bir işe yaramadığıdır.
Savunma oyunu elbette olacaktır ancak bu kadar katı savunma karşısında çok yetenekli oyuncular zorlansa bile kilit açmayı başarıyorlar, örneklerini görüyoruz. Kaybetmeme adına futbolun içen eden takımların nasıl döküldüğünü açık açık seyrederken kendimizi de avutuyoruz. Turnuva şampiyonu olmak, turnuvaya dahil olmak ile asla eşdeğer değildir… Saatlerce ekrana kilitlenip al-ver yapan cıvık oyuncuların risk almadığını görmekten artık usandık... Turnuvada değişen kuralların çok iyi olduğunu söyleyebiliriz ancak reklam arası çok yönlü ticari bir zekanın ürünü olduğu ve oyun içinde yüksek tempoya ciddi zarar verdiğini de izliyoruz… Şampiyon olması beklenen bir kaç takım dışına çıkmayacağı belli oldu desek doğru olur kanısındayım... Fransa, İspanya ve Arjantin’in favori olduğu düşünüldüğünde Brezilya’nın ise önceki yılların gerisinde olduğunu gerçeğini de seyrederken yaşıyoruz…
Şu ana kadar turnuvada yeni yıldız adayı çıkmadığı ancak eski yıldızların kaldıkları yerden devam ettiğini görüyoruz. Bir kaç takım ve oyuncusu gündeme gelse bile futbolseverlerin gönlüne taht kuracak şu diyebileceğimiz biri ne yazık ki olmadı.
Yıllar sonra katıldığınız turnuvanın içinde saç ve bıyık tartışmasını daha fazla devam etmemesi için federasyon da içinde olmak üzere radikal kararların alınıp, son yirmi beş yılın en iyi jenerasyonun yaşadığını tekrar yaşamamısı için çok yönlü bir temizlik yapılmasının elzem olduğuna inanlardanım.
Ulus olarak ihtiyacımız olan sevinçleri yaşamak istiyoruz. Birilerinin ihtiyacı olanı değil, toplumun tümünün yaşadığı ve benzer bir turnuva gibi gördüğümüz bu günlerin geride kalmasını diliyorum…