Marmara Bölgesi'ndeki deprem hareketliliği yakından takip edilirken, Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama ve Araştırma Merkezi'nden (MATAM) dikkat çeken bir değerlendirme geldi.

MATAM tarafından “Doğu Marmara’daki Son Mikrodeprem Aktivitesi Üzerine Değerlendirme” başlığıyla yayımlanan açıklamada, bölgede son 30 gün içerisinde kaydedilen küçük depremler ile Marmara'daki ana ve ikincil fayların durumu ele alındı.

Merkez, özellikle son birkaç gündeki mikrodeprem hareketliliğinin Adalar Fayı'nın doğusunda yoğunlaştığına dikkat çekti. Küçük depremlerin belirli alanlarda kümelenmesinin ana fayların aktif olmadığı şeklinde yorumlanmaması gerektiği belirtilirken, geçmiş büyük depremler öncesinde gözlenen sismik dağılımlar hatırlatıldı.

MİKRODEPREMLER ADALAR FAYI'NIN DOĞUSUNDA YOĞUNLAŞTI

MATAM'ın değerlendirmesine göre, Doğu Marmara'da son 30 günde meydana gelen depremler incelendiğinde özellikle son birkaç günlük süreçte Adalar Fayı'nın doğusunda bir yoğunlaşma görüldü.

Söz konusu depremlerin bölgede geçmiş yıllarda meydana gelen bazı deprem serileriyle benzer özellikler taşıdığı ifade edildi. Hareketliliğin büyük bölümünün ana fay sisteminin doğrudan üzerinde değil, çevresindeki ikincil faylarda meydana geldiğine dikkat çekildi.

Antalyaspor-Pendikspor maçının hakemi Kendirciler oldu
Antalyaspor-Pendikspor maçının hakemi Kendirciler oldu
İçeriği Görüntüle

Merkez, 2015-2023 yılları arasında kaydedilen sismik hareketlilik ile Ağustos 2026'daki son aktiviteyi de karşılaştırdı. İki dönemde ortaya çıkan deprem dağılımları arasında dikkat çekici benzerlikler bulunduğu belirtildi.

MATAM'ın değerlendirmesinde, ana fay sisteminde biriken gerilmenin çevresinde meydana getirdiği deformasyonun ikincil faylardaki küçük depremlerin oluşmasında rol oynayabileceği ifade edildi.

“SESSİZ OLMASI DEPREM ÜRETMEYECEĞİ ANLAMINA GELMEZ”

Açıklamada dikkat çekilen en önemli konulardan biri de sismik açıdan sessiz görünen fayların nasıl yorumlanması gerektiği oldu.

MATAM, bir fay üzerinde az sayıda küçük deprem meydana gelmesinin veya belirli bir süre boyunca herhangi bir belirgin sismik hareketliliğin görülmemesinin, söz konusu fayın aktif olmadığı ya da gelecekte deprem üretmeyeceği anlamına gelmediğini vurguladı.

Bu nedenle Marmara'daki deprem tehlikesinin yalnızca güncel küçük deprem kümelenmeleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekildi.

Merkez, sismik hareketliliğin yanı sıra fayların tarihsel deprem geçmişinin, gerilim birikiminin ve bölgedeki fay sistemlerinin birbirleriyle olan ilişkilerinin de değerlendirmeye dahil edilmesi gerektiğini belirtti.

17 AĞUSTOS 1999 DEPREMİ HATIRLATILDI

MATAM, değerlendirmesinde 17 Ağustos 1999 İzmit Depremi'ni de örnek gösterdi.

Açıklamada, 1999 depreminden önceki yıllarda kırılacak ana fayın çevresinde belirgin bir sismik hareketlilik görülmesine karşın, deprem sırasında kırılan ana fay parçasının görece sessiz olduğuna dikkat çekildi.

Bu örnek üzerinden, küçük depremlerin doğrudan ana fay üzerinde görülmemesinin fayın tehlike oluşturmadığı şeklinde değerlendirilmesinin doğru olmayabileceği vurgulandı.

MATAM'a göre ana fayın çevresinde meydana gelen küçük depremler, bölgede devam eden tektonik gerilme ve deformasyon süreçlerinin bir parçası olarak ele alınmalı.

280 YILLIK GERİLİM 1999 DEPREMİYLE SONUÇLANDI

Merkezin açıklamasında tarihsel gerilim birikiminin önemine ilişkin sayısal örneklere de yer verildi.

MATAM'ın aktardığı değerlendirmeye göre, 1719 ile 1999 yılları arasındaki yaklaşık 280 yıllık dönemde 5,5 metrelik atım birikti. Bu uzun dönemli birikim, Mw 7,4 büyüklüğündeki 17 Ağustos 1999 depremiyle sonuçlandı.

Benzer bir durumun Ganos Fayı'nda da yaşandığı belirtildi. Açıklamaya göre, 1659 ile 1912 arasındaki 253 yıllık süreçte yaklaşık 4,8 metrelik atım birikti ve ardından Mw 7,3 büyüklüğündeki 1912 Ganos Depremi meydana geldi.

MATAM, bu iki örneğin sismik açıdan uzun süre sessiz görünen faylarda gerilimin yıllar boyunca birikebileceğini göstermesi bakımından önemli olduğuna işaret etti.

MARMARA TEK BİR FAYDAN İBARET DEĞİL

MATAM'ın üzerinde durduğu bir diğer konu ise Marmara Denizi'ndeki karmaşık fay sistemi oldu.

Merkez, Marmara'daki deprem tehlikesinin yalnızca tek bir fay veya fay parçası üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayabileceğine dikkat çekti.

Marmara'daki tektonik yapının farklı hareket özelliklerine sahip çok sayıda faydan meydana geldiği, bu yapıların deniz tabanındaki fay sisteminin bütününü oluşturduğu belirtildi.

Bu nedenle tek bir fayın davranışına dayalı deprem değerlendirmelerinin Marmara'nın tamamındaki gerçek deprem tehlikesini tek başına ortaya koyamayabileceği ifade edildi.

“SESSİZ FAYLAR KİLİTLİ OLABİLİR”

MATAM'ın açıklamasında Doğu Marmara Sırtı'nı kesen üç fayın görece sessiz durumda bulunması da ayrıca değerlendirildi.

Merkez, tarihsel depremler ve bölgenin tektonik özellikleri birlikte ele alındığında bu fayların “kilitli” durumda olabileceği ihtimaline dikkat çekti.

Kilitli faylarda uzun süre belirgin bir hareket görülmemesine rağmen tektonik gerilimin birikmeye devam edebileceği değerlendirmesi yapıldı. Bu nedenle bir fayın küçük depremler üretmemesinin tek başına güvenli olduğu anlamına gelmeyeceği vurgulandı.

Birbirine yakın fayların mutlaka birbirinden bağımsız hareket edeceği veya sürekli yavaş kayma göstereceği yönündeki değerlendirmelerin de bütün fay sistemi dikkate alınmadan yapılmaması gerektiği belirtildi.

KAHRAMANMARAŞ DEPREMLERİ ÖRNEK GÖSTERİLDİ

MATAM, büyük depremlerde birden fazla fayın aynı süreç içerisinde kırılabileceğine de dikkat çekti.

Bu konuda Kahramanmaraş depremlerinin yanı sıra Kaikōura ve Venezuela'da meydana gelen depremler örnek gösterildi.

Merkezin değerlendirmesine göre, bu depremlerde birden fazla fayın aynı deprem sırasında kırılması, başlangıçta öngörülenden daha büyük depremlerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Bu örneklerin Marmara'daki farklı fay parçalarının birbirlerinden tamamen bağımsız yapılar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyduğu belirtildi.

MARMARA'NIN SON 27 YILLIK HAREKETLİLİĞİNE DİKKAT

MATAM, Marmara Bölgesi'nin son 27 yıllık deprem aktivitesinin de bölgedeki fay sisteminin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini gösterdiğini bildirdi.

Merkezin değerlendirmesine göre, Doğu Marmara Fayı, Doğu Marmara Sırt Fayı ve Kumburgaz Fayı büyük ölçüde sessiz kalırken, bu ana yapıların çevresinde bulunan faylarda dikkat çekici sismik hareketlilik gözleniyor.

MATAM, ortaya çıkan bu tablonun ana fayların hareketsiz olduğu veya gelecekte büyük bir deprem üretmeyeceği şeklinde yorumlanmaması gerektiğinin altını çizdi.

Son mikrodeprem hareketliliğinin tek başına büyük bir depremin zamanı veya büyüklüğü konusunda kesin bir sonuç ortaya koymadığı değerlendirilirken, Marmara'daki deprem tehlikesinin güncel sismik hareketlilik, tarihsel depremler, gerilim birikimi ve bölgedeki fayların birbirleriyle ilişkileri birlikte ele alınarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Kaynak: Haber Merkezi