“Amerika’nın, bir rivayete göre, üç bine yakın askeri var” denmişti. “...Bu coğrafya (bakın!) en güvenli coğrafya diyebiliriz. En tehlikeli coğrafya ise başta Makedonya’dır. Neden Makedonya? Makedonya bıçak sırtında; ikinci bir iç savaşla karşı karşıyadır. Bakmayın her şeyin böyle sakin göründüğüne. Çünkü 2040-2050 yıllarında Arnavut nüfusu Makedon nüfusunu geçerse, burada Arnavutların farklı bir yola girme ihtimali yüksektir. Makedonya’yı ikinci veya üçüncü bir Arnavut devletine dönüştürme ihtimalleri vardır.

Bakmayın, burada birlikte çalışırlar, iş yaparlar ama birbirlerini bir kaşık suda boğarlar. Bir Arnavut ile bir Makedon, birbirini hazmedemez. Burası adeta bıçak sırtı bir coğrafyadır. Bosna-Hersek’ten bile daha tehlikeli bir pozisyondadır. Şu an ABD’nin kontrolündedir, Birleşmiş Milletler buranın başındadır. Bakın! Başbakanları, cumhurbaşkanları, bakanları, parlamentoları var; fakat bunların başında da bir komiser vardır. Kosova’nın başında da bir ‘komiser’ bulunur. Burası, Amerikan hâkimiyetinin olduğu bir coğrafyadır.

Türbe az ileride, şurada bizi karşılayacak. Türkiye, tarihsel süreç içerisinde bu türbenin restorasyonunu gerçekleştirecek, onu ayağa kaldıracaktır. Bu çalışmalar Türkiye Diyanet Vakfı ve TİKA tarafından yapılmaktadır. Türbede bir türbedar ailemiz var: Saniye Teyzemiz. Boşnak gelinidir, Boşnak asıllıdır. Çelebi ailesinin bir gelini olarak hâlen 500 yıllık bir türbedar geleneğini sürdürmektedir. Türbenin çevresinde başka türbeleri de göreceğiz. Bu türbeler de türbedarlara aittir.

Türbenin yeri belli olsun, kaybolmasın diye o dönemde bir dut ağacı dikilmiştir. Hayatınızda görebileceğiniz en yaşlı, en eski dut ağacını göreceksiniz. Devasa bir dut ağacımız var. Bursa Osmangazi Belediyesi’nden, evet, Anıt Ağaçları Koruma Kurulu tarafından özel bir ekip gelecek. Bu ekip, buradaki tarihi ağacın çürümesini engellemek için özel bir solüsyonla ağacın yüzeyini kaplayacaktır. Yalnız, bu ağaç termik santral inşa edildikten sonra meyve vermemeye başlamıştır. Yaklaşık 30 yıldır meyve vermiyor, bakın! Türbedar, yaşlı Saniye Teyze de bazı bilgiler vermişti: Dut ağacının Bursa’dan getirildiğini ve termik santral yapıldıktan sonra meyve vermediğini o da aktarmıştı.

Türbe girişindeki levhada şöyle yazılı:
“Sultan Murad Hüdavendigar Türbesi ve Selamlık Binası ile müştemilat inşaatı Türkiye Diyanet Vakfı tarafından yaptırılmıştır. 2005”

Burası Priştine hattıdır. Birçok ünlü şahsiyetin kökeni buralıdır. Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ın yazarı Şemsettin Sami Arnavut kökenlidir. Millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy da bu coğrafyadandır. Birçok önemli şahsiyetin kökenine baktığımızda, bu coğrafyadan geldiklerini görebiliriz… Türbeyi ziyaret ettikten sonra Prizren yolundayız...

Buranın güney kısımları Makedonya Cumhuriyeti sınırındadır. Arnavutluk coğrafyası ve burası, bir kavşak noktası üzerinde yer alıyor. Tarihi süreçte önemli ticaret yollarının geçtiği bir bölgedir. Prizren şehri, Roma döneminde Terenden adıyla bilinen antik bir şehir üzerine kurulmuştur. Bu şehir, sonrasında “Pir-ü zerre” olarak adlandırılmıştır. “Pür-ü zerre” güzel kaleli şehir anlamına gelir. Önünüzdeki dağın eteğinden, ortasından Ak Dere akmaktadır. Tarihi merkezin silueti, genel olarak Osmanlı mimarisinin hâkim olduğu bir yapıya sahiptir. Buranın nüfusu da en az başkent kadardır. Prizren’in nüfusu yaklaşık 199 bin civarındadır.