"Siyaset, olması gerekeni bilmek, olabiliri gerçekleştirmektir."
İktidar-muhalefet ayrımı yapmadan söylüyorum, siyasilerimizin, özellikle de liderlerin, belli bir sorumluluk hatta devlet adamlığı ciddiyeti içinde hareket etmeleri gerekir.
CHP’nin çiçeği burnunda Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun, 13 askerimizin şehit edilmesi sonrasında, askerin moralsizliğinden söz etmesi akıl alacak şey değil.
Sanırım, Ergenekon ve Balyoz davalarından yargılananlar yüzünden, ordu mensuplarının üzüntü içinde olmasının bir zafiyet yarattığını söyleyerek, yargılananların bırakılmasını istiyor olmalı!
Demokratik bir ülkede kimse ve hiçbir kurum mensubu, hukuk karşısında ayrıcalıklı olamaz.
Yasalar çerçevesinde suçlu varsa suçunun cezasını çeker.
Son yıllarda, her alanda, cemaatçilik anlayışına dayalı bir kutuplaşma söz konusu.
Her cemaat kendi mensubunun suçlu olup olmadığına bakmadan, yargılananları savunmaya başladı.
Futbolda taraftarlar yargılanan yöneticilerini sahiplenirken, ne acıdır ki, ihalelere fesat karıştırmakla suçlanan siyasileri ya da Belediye Başkanlarını da partilileri adliye önünde bekleyip lehte tezahürat yapma saçmalığı içine girebiliyorlar.
Darbe girişiminde yani TBMM’yi devirmeye teşebbüsle suçlanarak yargılanan askerlerimizi de bizim partilerimiz, bu adamları, lav etmek istediği meclise taşımaya kalkabiliyor, taşınamayanlar için de, meclisi boykot ya da yemin etmeme gibi bir saçma eyleme imza atabiliyorlar.
Son yıllarda bizim siyasetçilerimiz delirdi mi, yoksa siyasetin çivisi mi çıktı?
Koskoca Türk ordusu, 40 General görevden şu ya da bu biçimde ayrıldığında zaafa uğrayabilir mi?
Oysa darbe süreçlerinde binlerce subay ordudan atıldı ama yine bir zafiyet olmadı. 1960 darbesinde 235 general ve 7 bin 200 subay emekli edildi. Genelkurmay Başkanı’nı tutuklayıp yargılayanlar albaylardı. Yani, Türkiye’yi Albaylar Cuntası yönetti ve yeni bir Anayasa ile de ülkeyi kendilerine göre dizayn ettiler.
Bugün 370 Generalin yarısı Ankara’da masa başında görev yapıyor.
Türk ordusunun yükünü büyük ölçüde, erat, astsubaylar, teğmenler, üsteğmenler, yüzbaşılar, binbaşılar, yarbaylar ve albaylar çekmekteler.
Bu ülke ne Cumhurbaşkanları, ne Başbakanlar, ne bakanlar, ne siyasi parti liderleri ve ne üst düzey bürokratlar gördü.
Kimi bir sürü başarıya imza atarken, kimi de bulunduğu makamı sıradanlaştırıp çekip gitti.