Usame Bin Ladin, 21. yüzyılın en kanlı ve dünya çapında en gaddar teröristidir. Önceleri ABD onu bazı pis işlerinde kullanmış, sonra kendisini bir kenara atmış olduğundan dolayı o da öğrendiklerini kötü emellerinde kullanmaya başlamış...

Usame Bin Ladin, 21. yüzyılın en kanlı ve dünya çapında en gaddar teröristidir. Önceleri ABD onu bazı pis işlerinde kullanmış, sonra kendisini bir kenara atmış olduğundan dolayı o da öğrendiklerini kötü emellerinde kullanmaya başlamış ve gerçekten pek çok ülkede kötü emelini hayata geçirmiştir. Örneğin kasım 1995’de Riyad’da Amerikan’ın askeri üssüne saldırı düzenlemiş, 5 askerin ölümüne neden olmuştur. 7 ağustos 1998’de Kenya ve Tanzanya’daki ABD büyükelçiliklerine düzenlenen saldırıda 224 kişi öldürülmüş, 4 bine yakın kişi de yaralanmıştır ve en önemlisi 11 Eylül 2001’de New York’taki Birleşmiş Milletler’e ait ikiz kulelere iki uçakla saldırı düzenlenmiş, en az 3 bin kişinin ölümü ile sonuçlanmış ve bu ikiz kuleler yerle bir edilmiştir. Bu sırada Amerika’nın beyni olan Pentagon’a da saldırılmıştır. Bu facia ABD’de büyük bir hayal kırıklığına ve paniğe neden olmuştur. Dünya devleti olarak kendisini lanse eden ABD’nin dünya üzerindeki prestiji de sorgulanır olmuştur. Onun için ABD, Ladin’in peşine düşmüş, onu her yerde, her delikte aramaya başlamıştır. Buna rağmen bu azılı terörist 2004’te İspanya’nın Başkenti Madrid’te, 2005 yılında İngiltere’nin başkenti Londra’da eylemlerini devam ettirmiş ve 191 kişinin Madrid’de, 56 kişinin Londra’da ölümüne neden olmuştur. 10 yıldır izine rastlanılmayan teröristin Pakistan’da barındığı tespit edilince, 50 kişilik bir komanda ve 4 helikopterle evine saldırı düzenlenmiş, Ladin 40 dakikada ölü olarak ele geçirilmiştir. 12 yaşındaki kızının ifadesine göre, babası silahsız olduğu halde yine öldürülmüş, ölüsü evden alınarak okyanusun ortasında denize atılarak cesedi yok edilmiştir. Kimi ajans haberlerine göre Ladin’in ikamet ettiği evi uzun zamandan beri bilindiği halde neden şimdi yakalandığı hususunda bazı senaryolara dikkat çekiyorlar. ABD Başkanı Obama’nın yapılan kamuoyu yoklamalarında oy kaybına uğradığı görülmektedir. 2012 yılında yapılacak başkanlık seçimine bu düşük oy kaybıyla giderse, seçimi rakip parti adayına kaptıracağı tartışmasızdır. İşte bu durumu artıya çevirmek için dünyanın nefretini ve kinini kazanmış Ladin gibi bir teröristi canlı veya ölü olarak yakalamak şart olmuştur. Nitekim, terörist yakalandıktan sonra Obama’nın oyunda lehe dönük bir gelişmenin olduğu anlaşılmıştır. Hatırlanacağı üzere, Türkiye’nin başına bela olan ve on binlerce kişinin ölümüne, şehit olmasına ve yaralanmasına sebep olan Abdullah Öcalan da yakalanarak Türkiye’ye iade edilmiş ve SHP ilk seçimde birinci parti olmuştur. Genel Başkan Ecevit de Başbakan seçilmiştir. Ancak ABD terörist APO’nun öldürülmemesi şartını ileri sürmüş, maalesef anayasa ve yasadan idam hükmü SHP+MHP+ANAP koalisyon hükümeti tarafından kaldırılmış, böylece katil terörist ölüm cezasından kurtarılmıştır. On binlerce kişinin katili teröristbaşı APO artık İmralı adasında krallar gibi beslenip, yaşatılmaktadır. Emrinde doktor, hemşire, odacı, asker gibi personel bulunmakta ve her hafta avukatları ziyaret ederek talimatlarını örgütüne ve partisine ulaştırmaktadırlar. Her sözü örgütünce ve partisi BDP tarafından kabul görmekte ve uygulanmaktadır. Teröristler her gün bir bahane ile şehir ve kasabalarda eylem yapmakta, iş yerlerini, dükkanları molotof kokteylleriyle yakmakta, polis ve jandarmaya saldırmakta, yaralamaktadırlar. Polis ve jandarma ise ancak kendisini tazyikli su ve biber gazı ile korumaya çalışmaktadırlar. Sanki, tüm yasalar onların her türlü eylemi yapması için, polis ve jandarmanın elini kolunu bağlamak için vaz edilmiştir. Adamlar, alenen halkı kışkırtacak şekilde laf söylüyor, sokak ortasında çadır kurup trafiği aksatıyor, polisi tokatlıyor ve Ilgaz dağında Başbakanın kafilesine suikast düzenleyerek Recep Şahin’i şehit, arkadaşı Metin Kuş’u da yaralayabiliyorlar. Bu olayları önleyecek tedbirleri almadıkları gibi BDP milletvekili ve bağımsız aday Aysel Tuğluk Diyarbakır’da “İnkar isyanı büyütür, kötü şeyler olacak” gibi halkı galeyana getirecek şekilde nutuk atıyor ve APO da İmralı’dan “15 hazirandan sonra ya müzakere ya kıyamet” gibi gerçekten tüylerimizi diken diken eden, bir mahkum gibi değil, bir öncü gibi korkunç sözler söyleyebiliyor.
Türkiye Devleti büyük ve köklü, geçmişi zaferlerle taçlanmış bir devlet olmanın gurur ve haysiyetiyle mutlaka bu zavallılara gereken dersi verecektir ama ne zaman? İşte bu zaman mefhumu çok önemlidir ve Türk milleti olarak bu çıkışı özlemle bekliyoruz.