TARİHİN derinliklerinde, şu ya da bu nedenle gündeme gelmiş ve bugünlere taşınmış, bir sürü kutuplaşmadan ve de çelişkiden hatta haksızlıklardan söz etmek mümkün. Keşke tüm bu yanlışlıklar yapılmamış olsaydı. O günün somut koşullarının...

TARİHİN

derinliklerinde, şu ya da bu nedenle gündeme gelmiş ve bugünlere taşınmış, bir sürü kutuplaşmadan ve de çelişkiden hatta haksızlıklardan söz etmek mümkün.

Keşke tüm bu yanlışlıklar yapılmamış olsaydı.

O günün somut koşullarının bir ürünü olan bu olayları, bugünün değerleriyle değerlendirirken, o günün aktörlerine de haksızlık yapmamak gerekir.

Tarihteki başarılarımızla övünerek ömür tüketmek ne kadar yanlışsa, başarısızlıklarımızla da kahrolmak, hatta geçmişimizi mahkum etmeye kalkmak da o kadar yanlış.

Kürt açılımını, dünlerden bugünlere taşınmış, her iki kesimin de karşılıklı olarak yaptığı bir sürü hatalar zincirinin ortadan kaldırılması çabası olarak görmek gerekir.

Alevi açılımını da, aynı şekilde değerlendirmekte yarar var.

Açılım açılım derken, faydalarını da karşılıklı olarak peş peşe sıralayıp durmamıza karşın, HDP’lilerin açıklamaları barıştan çok savaş çığırtkanlığına hatta Türkiye Cumhuriyeti devletini tehdit eder mahiyete büründü.

Sokak eylemlerini destekleyen bir siyasi yapının, barış yanlısı olması mümkün mü?

Ülke genelinde, çoluk çocuğun eline molotof kokteyli verip, ortalığı yangın yerine çevirmeye kalkıp, güvenlik güçlerine saldırtmanın barışla, kardeşlikle ne alakası olabilir?

Doğu ve Güneydoğu'daki halkımızı, özellikle de esnafımızı zor durumda bırakan bu tür eylemler bir bakıma Kürt halkına zulüm demektir.

Bir halkın haklarından söz ederken, o halka baskı kurmak, canından bezdirmek neyin nesi?

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’la HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in açıklamaları yenilir yutulur cinsten değil.

Adamlar, Türkiye Cumhuriyeti Devletini tehdit eder biçimde açıklamalarda bulunuyorlar.

– DEVAMI YARIN -