Dün Yeni Alanya'nın politika sayfasında okuduğunuz üzere, Alanya Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu, ATV'de yayınlanan Nabız programında bir açıklamada bulunmuş. Aslında birden fazla açıklamada bulunmuş ama özellikle biri oldukça...
Dün Yeni Alanya'nın politika sayfasında okuduğunuz üzere, Alanya Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu, ATV'de yayınlanan Nabız programında bir açıklamada bulunmuş.
Aslında birden fazla açıklamada bulunmuş ama özellikle biri oldukça dikkat çekici, nitekim haberin de başlığı bu olmuş.
“Alanya için kötü adam olmaya hazırım” diyor Sipahioğlu. “Kötü adam olmak” olgusunu da çevreyi kirleten esnafa ceza yazmakla bağdaştırmış.
Ne zamandan beri Alanya'da yapılması gerekeni yapmak kötü adam olmak oldu ki?
Ancak demek ki geçen yıllar boyunca, bir noktada her şey yasalar ne derse desin, esnafı memnun etmek üzerine odaklanmış ki, bugün hatalı davranışta bulunan esnafa ceza yazmak, gerekirse ruhsatını dahi iptal etmek, “kötü adam olmak” olarak değerlendirilmeye başlanmış.
“Aman, suya sabuna dokunmayalım, milleti ağlatmayalım” felsefesi iyice pekişmiş, normal olmuş.
Gereken cezaları verenler, yasanın gereğini yapanlar ise kötü adam haline gelivermiş.
Ya, “Esnafın yüzü gülsün, esnafa çatmayalım”, ya da “Aman efendim, ilişkilerimiz bozulmasın, tanıdıktır, akrabadır” diyerek her şeye göz yumanlar yüzünden, sonunda bu hale gelmiş Alanya.
Benim sözüm spesifik bir kişiye veya kuruma değil, bu düşünceyi benimsemiş ya da benimseyen herkese.
Sipahioğlu da artık buna ‘Dur’ diyeceğini, hata yapan herkesin gereken cezayı alacağını belirtiyor.
Çok da iyi yapıyor.
Bu mantığın Alanya'ya verdiği zarar kadar hiç bir şey zarar vermemiştir, emin olun.