AKIL, yüce yaratıcının insanlığa bağışladığı en değerli hazinedir. O olmadığı taktirde insanlıktan söz edilemez. Çünkü insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik düşünebilme yetisidir ve bu yeti kuşku yok ki, aklın varlığıyla...

AKIL

, yüce yaratıcının insanlığa bağışladığı en değerli hazinedir. O olmadığı taktirde insanlıktan söz edilemez. Çünkü insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik düşünebilme yetisidir ve bu yeti kuşku yok ki, aklın varlığıyla mümkündür. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, akıl bile tek başına yeterli değildir. Akıl tek başına kaldığında salt mantık üretir ve bu salt mantığın insanı yanlışa sürüklemesi olasılığı azımsanmayacak bir orana sahiptir. Ve diğer taraftan sadece mantık insanı insan olmaktan çıkarıp makine niteliğine büründürür.

Şöyle bir örnek verelim; pişmemiş baklavanın tepsi içinde hazırlanması halinde kime sorarsak soralım o görüntüye baklava diyecektir. Oysa o henüz baklava değildir. Çünkü o şekilde yenemez. Bu kez pişirilip getirildiğinde yine adı baklavadır, istenirse yenir fakat baklava tadı vermez ve yemesi de zordur. Şerbet üzerine dökülüp bir süre beklendikten sonra yenir ki işte gerçek baklava budur. Ve eğer iyi bir ustanın elinden çıkmışsa tadına doyum olmaz.

Bu örneği şöyle düşünecek olursak; akıl, pişmeye hazır baklavayı, pişme kalbi, şerbet de vicdanı anlatır. Üçü bir araya geldiklerinde baklava ortaya çıkar. Yani insanı insan yapanlar bunlardır ve doğru kararlar ancak bu şekilde verilebilir. Fakat her doğru kararın yerli yerinde olduğu ve ihtiyaca cevap verdiği söylenemez. Yani herkes baklava yapar fakat bazı insanlar diğerlerinden daha iyi baklava ustasıdır. Baklavanın mükemmel olmasının yolu baklava ustasının işinin ehli olmasına bağlı olduğu unutulmamalıdır. Tıpkı bunun gibi kararın da mükemmel olması bu üç unsuru birleştirenin bilgi birikimi ve tecrübelerini üst seviyeye taşımış biri olması gerçeğine dayanır.

Mükemmellik arzulanan ama sahip olunması zor olan bir özelliktir. Fakat insanı insan yapan olmazsa olmazlar, akıl, kalp ve vicdandır. Çünkü doğaya bakıldığında bu üç özellik insan denilen yaratılmış dışında hiçbir canlıda mevcut değildir. Çünkü, Allah bu özelliği insan dışında hiçbir canlıya emanet etmemiştir. İnsana emanet etmesindeki neden ise insanı kendisine benzer olarak yaratmasıdır. Bu şeklen değil ama ruhen böyledir ve bunu kendi kelamlarında ifade etmektedir.

"Ve düşün o vakti ki, Rabbin meleklere ben demişti salsalden, mesnun bir balçıktan bir beşer yaratacağım. Binaaneleyh onu tesviye ettiğim (muntazam bir insan kıvamına koyduğum) ve içine ruhumdan üflediğim vakit derhal onun için secdeye kapanın." (Kur'an-ı Kerim / Hicr suresi / 28 ve 29. ayetler)

Bu ayet gayet açık bir şekilde; biz insanları canlı tutan şeyin Allah'ın (CC) üflediği ruh olduğunu ve ondan benzerlikler taşıdığımızın kanıtıdır. Ve her birimizde onun sahip olduğu sonsuz özelliklerden biri ya da bir kaçı mevcuttur.

- DEVAM EDECEK -