Merhaba, bu hafta sizlere karşılıklı borç ilişkisinin konusu olan ibranamenin içeriğinden, geçerlilik şartlarından ve ne işe yarayabileceğinden bahsetmeye çalışacağım.
İş ilişkisinde işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklar genellikle iş akdinin sona ermesinden sonra başlamaktadır. İş hukukunda işçi ile işveren arasındaki olası uyuşmazlıkların önüne geçebilmek, en aza indirebilmek için ibraname öngörülmüştür. İbraname ile işçilerin alacakları ile ilgili talepleri engellenmesi ve uyuşmazlık konusu alacağın ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. İş hukukunda ibraname çok önemli bir kavramdır. Zira iş davalarının önünü kesen bir uygulamadır.
İbraname her ne kadar iş hukukunda büyük bir önem arz etse bile ibraname ile ilgili İş Kanunu’nda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Türk Borçlar Kanunu ile Yargıtay kararları ışığında ibraname ile ilgili hususlar değerlendirilmektedir.
İbra sözleşmesi, önceleri Türk Borçlar Kanunu’nda da İş Kanunu’nda da yer almayan bir sözleşme türü olarak, iş akdine ilişkin durumlarda işçi ve işveren arasında düzenlenen ibranamelerin hukuku sonuçları ve hükümleri Yargıtay tarafından oluşturulan içtihatlarda yer alan esaslara göre yönlendirilmekteydi. Daha sonra ise, ibra sözleşmeleri Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş, geçerlilik şartları, hüküm ve sonuçları bu kanun ile yasallaştırılmıştır. Bu düzenlemeler Yargıtay tarafından içtihat haline getirilmiş düzenlemelerden çok farklı düzenlenmemiş olsa da Yargıtay içtihatlarından çok daha zor koşullara bağlanmıştır. Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen ibra sözleşmelerine ilişkin bu hükümler, bu konuda hüküm içermeyen İş Kanunları bakımından da, kanunların genel ve özel nitelikli olması ilkesi nedeniyle, uygulama alanı bulacaktır.
İbralar her ne kadar kayıtsız şartsız bir şekilde alacaklının alacağından feragat etmesi anlamına gelse de bir eda veya bedel karşılığında da yapılabilir. Bu durumda ivazlı ibra sözleşmesi söz konusu olacaktır. İvazsız ibra sözleşmesi ise herhangi bir edim olmaksızın kayıtsız şartsız yapılan ibra sözleşmesidir. Bir diğer ibra sözleşmesi türü olan kısmi ibrada alacağın bir kısmından ivazlı ya da ivazsız olarak vazgeçilmesi ve bu miktar bakımından borçlunun borçtan kurtulması söz konusu iken, tam ibrada borcun tamamını ortadan kaldıran ibra yönünde bir tasarruf işlemi yapılmaktadır.
İbra sözleşmesinin varlığından söz edebilmek için öncelikle işveren ve işçi arasında alacak-borç ilişkisi olmalıdır. Borcun tamamı ifa edildikten sonra ibra sözleşmesinin yapılamaz. Borçlar Kanununda yer alan “İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması” ifadesi ile ibra sözleşmesinin yazılı olmasının gerektiği anlaşılmaktadır. İbranamenin bilgisayarla veya noter huzurunda yazılması zorunlu değildir, elle dahi ibraname düzenlenebilir.
Yargıtay kararlarına göre bir ibranamenin işçinin imzasını taşıması da genel bir geçerlilik şartıdır. Yani işçinin imzasını taşıyan ve işvereni borçtan kurtarmaya yönelik belge ibraname olarak kabul edilebilir. İş hukukunda ibranamenin ilk şartı yazılı olmasıdır.
İbra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda ibranamenin imzalanabilmesi ve geçerli olabilmesi için iş akdinin sona ermesinden başlayarak 1 aylık sürenin geçmiş olması gerekmektedir. 1 ay içinde yapılan ibraname geçerli bir ibraname olmayacaktır. Ayrıca tarih içermeyen ibraname ile fesih tarihinden sonra düzenlendiği açıkça anlaşılamayan ibranamelerde, söz konusu ibranameye değer verilemez. Söz konusu 1 aylık sürede işçinin işe iade davası açma hakkı da bulunmaktadır.
İşçiyi koruma ilkesinin gereği olarak, her ne şekilde olursa olsun iş akdi sona ermeden ibraname düzenlenebilmesi; düzenlenen ibranamenin geçerli olabilmesi mümkün değildir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin kararında “Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup, Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir.” şeklinde karar verilmiştir.
Bu bakımdan Yargıtay içtihatları doğrultusunda, işverenin işçisini etkileyebileceği gerekçesiyle, aralarında iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibranameler geçersiz sayılmaktadır. TBK madde 420 uyarınca ibra sözleşmesinin geçerli olabilmesi için ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması gerekmektedir. Ayrıca ibra sözleşmesi geçmişte doğmuş alacakları kapsamaktadır, gelecekte doğabilecek işçi haklarını kapsamaz.
Ancak bu 1 aylık süre tamamen İş hukukunda ibranamenin düzenleniş tarihi ile ilgilidir, ifa ile ilgili değildir. Dolayısıyla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin ücreti gibi hakların ödeme tarihi 1 ay süreyle ertelenmiş olmaz.
İbra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi” ifadesi ile ibra konusu olan alacağın türünün ve miktarının ibranamede açıkça belirtilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Zira ibraname sadece işçinin ücret alacağını kapsamamaktadır; iş ilişkisi nedeniyle doğmuş olan ve tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceği tüm haklar ibranamenin kapsamı dahilindedir. Genellikle işverenler tarafından olası uyuşmazlıkların önüne geçebilmek için iş akdi içerisinde ve sona ermesinden sonra doğmuş olan tüm işçilik haklarını içerecek şekilde düzenlenmektedir. İbraname, doğmuş olan işçilik hakları içermektedir; gelecekte doğma ihtimali bulunan işçilik haklarını içermemektedir.
TBK madde 420’de “ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır.” denmektedir. Kanun hükmünün aksine banka dışı yollarla ödeme yapıldığı takdirde işverenin borcu ibra yerine ifa yoluyla sona ermiş olacaktır. Banka dışı yollarla yapılan ödeme davacı tarafından kabul de edilmezse ödenen miktar mahsup edilemez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin kararında “Her ne kadar mahkemece; ibranameye değer verilerek söz konusu tutarların mahsubu ile sonuca gidilmiş ise de, yukarıda ayrıntılı bir biçimde ifade edildiği üzere, Borçlar Kanunu’nun 420. Maddesine aykırı olarak söz konusu ödemelerin banka aracılığı ile yapılmadığı ve bu durumun ibranameyi hükümsüz kıldığı gözetilmeksizin karar verilmiştir. İbraname ve ibraname eki mahiyetindeki makbuz başlıklı belgedeki tutarlar mahsup edilmeksizin alacağın hüküm altına alınması için kararın bozulması gerekmiştir.” şeklinde belirtmiştir. İbranamenin içeriği ve geçerlilik şartlarından kısaca bahsetmeye çalıştım. Herkese iyi haftalar diliyorum...