HANGİ dünya görüşüne ve düşünsel yaklaşıma sahip olursanız olun, ilkelerinizden ödün vermemeniz gerekir. Dünya görüşünüz bir partiye yakın olabilir ama bu her yönüyle o partinin her yaptığını onaylamanız anlamına gelmez. Partinin...

HANGİ

dünya görüşüne ve düşünsel yaklaşıma sahip olursanız olun, ilkelerinizden ödün vermemeniz gerekir.

Dünya görüşünüz bir partiye yakın olabilir ama bu her yönüyle o partinin her yaptığını onaylamanız anlamına gelmez.

Partinin ve de parti yönetimlerinin olumlu bulduğunuz icraatlarını desteklerken, olumsuzlukları da eleştireceksiniz ki, benimsediğiniz ilkeleri hayata geçirebilmek için, parti içinde mücadele etme gerçekçiliğini gösterebilesiniz.

Bir partide görev almak ya da o partinin bir sempatizanı olmak, kayıtsız şartsız o partinin yöneticilerinin her dediklerinin doğru olduğu anlamına gelmez.

Ülke yönetimine talip olmuş bir hareketin içinde aktif olarak görev yapan bir insanın, öncelikle ilkeli, gerçekçi, donanımlı ve dürüst birisi olması gerekir.

En azından bu kaygıyı taşımalı.

Epeyce bir zaman oldu.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, yargının bir etkinliğinde çok tartışılan uzunca bir konuşma yapmış, bu konuşma, o dönemin Başbakanı Erdoğan tarafından eleştirilmişti.

Bu konuyla ilgili olarak CHP Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu da, konuşmanın uzun olduğunu söyleyerek Feyzioğlu’nu eleştirdiğinde, CHP’li bazı milletvekilleri, Loğoğlu’na dönük linç kampanyası başlatmışlardı.

Bugün Loğoğlu’nu linç etmeye kalkanlar, ya partiden istifa ettiler ya da partiden ihraç edilirken Loğoğlu hala partide görevine devam ediyor.

Metin Feyzioğlu iktidarı eleştiriyor diyerek, onun yaptığı yanlışa alkış tutmayan hatta yaptığının yanlış olduğunu söyleyen Loğoğlu, bu tutumuyla, ilkeli bir siyasetçi ve çok ciddi bir devlet adamı olduğunu bir kere daha kanıtlamış oldu.

Türkiye’nin böyle siyasetçilere ihtiyacı var.

Bu tür siyasetçiler, ilkeli siyaset anlayışlarıyla inandırıcılıklarını perçinlerken, salt eleştirmiş olmak için iktidarı eleştiren, yapılanların olumlu ya da olumsuz olup olmadığına bakmadan, eleştiri bombardımanına tutan siyasetçilere toplumun inanması ve de destek vermesi mümkün mü?

Meclisi karıştırmaktan, siyasi havayı germekten başka bir şey bilmeyen Kamer Genç gibi bir siyasetçiyi bağımsız olarak bile meclise taşıyan halkımıza, halk oy veriyor diye, ekranlara çıkıp şov yapma adına bir sürü saçmalığa imza atarak komik duruma düşen milletvekillerinin bu rezilliklerine seyirci kalan siyasi partilerin üst yönetimlerine ne diyeceğimi bilmiyorum!

Bu anlayış içinde hareket eden, hamasete prim veren siyasi yapıların iktidara gelebilmesi mümkün mü?

AK Parti'yi 13 yıldır iktidarda tutan Türk halkı değil.

İktidar olacak bir performansı sergileyemeyen muhalefet partileri.

Muhalefet partilerinin inandırıcı olamaması nedeniyle, seçmen istemeye istemeye de olsa oyunu AK Parti'ye vermek zorunda kalıyor.

Muhalefet partilerinin sempatizanları ve de taraftarı hatta sadece AK Parti karşıtı olan yazar-çizerler, suçu seçmene yüklemekle hata yapıyorlar.

Suçlu seçmen değil muhalefet.