"Yüzlerceproblemin çözülmesi değil, sadece senin çözülmen gerekiyor. Gerçek zafer, çözüm bir tane: Kendine geri dönmek. Düşleyen, şükreden ve seven insana dönüştür kendini."
Yepyeni bir gün...
Günün aydınlanmasının yüreklerimizi ve umutlarımızı beraberinde arttırdığı; gözlerimizdeki ferin, bedenlerimizdeki dirençle paralel arttığı harika güzellikte yepyeni bir gün, bugün.
Şükürler olsun, kavuşturana.
Hani geçen haftaki yazımda bir
'SEVGİ'
deposundan bahsetmiştim, sizlere. Okuyanlarınız hatırlar.
Günü güzel kılmak adına işe, okula, yeni güne başlar başlamaz
'SEVGİ'
depomuzdan yükleme yapıyoruz ya hani benliğimize işte, o düşünceyle önceki gün koltuğuma oturur oturmaz
'SEVGİ'
deposundan bir söz çektim, en pozitif yüklü inancımla.
Söz de şöyle yazıyordu:
Tanıştığın herkese karşı şükran duy, özellikle yolunda engel ve zorluk çıkaranlara, hakkında olumsuz konuşan ve seni suçlayanlara karşı. Zira onlara olan vefa borcunu hiçbir zaman ödeyemeyeceksin.
Şükret...
Çünkü onlar sizi sinir etse de aslında kendinizde fark etmediğiniz parçaları, bütünlüğünüze uygun şekle getirmeniz için birer çalar saat görevi üstleniyor.
Size verilene, yaşadığınız, sahip olduğunuz her şeye, her ana, her saniyeye şükredin.
Evet, şükrettikçe anlıyoruz aslında, hayat karşısında ne kadar güçlü olduğumuzu, saçımızın teline değer veren kıymetli yüreklerin benliğimizde yarattığı güçlü etkiyi.
İç huzurumuzla farkında olmadan pozitif bir enerji yayıyoruz güne, çevremizdekilere, evrene.
Bir yanda zaman, bir yanda zamanın olmadığı bir sonsuzluk...
Dışımızda mecburiyetlerin ve kısıtlamaların olduğu, adına gerçeklik dediğimiz bir dünya, içimizde ise yaratıcılığın, sezgilerin, düşlerin zamandan bağımsız dünyası.
"İstediklerimizi yapabilecekken yapmadığımızda el girer, söz girer, yol girer, isteklerde geri gider."
Ertelemeyin.
Hemen şimdi bunu deneyelim mi? Ne dersiniz? Mesela, dünyada en çok sevdiğimiz kişiyi hayal edelim. Onunla ilgili her şey için şükrettiğimiz günleri ve ona bunları yüksek sesle söylediğimiz zamanları hayal edelim. Kalbimiz sımsıcak olana kadar, o kişiyle ilgili şükrettiğimiz şeyleri sıraya dizelim; ama bunu yaparken asla ve asla karşılık beklemediğimizi de unutmayalım. Bu şekilde düşünürsek, kalpten hissedersek, sevgimizi karşı tarafa vermeyi başarabilirsek; daha çok enerji ve daha çok sevgi bize ulaşır diye düşünüyorum.
Sevgi frekanslarıyla yayın yaptığımız sürece, sevgi yüklü her ne varsa hayatımızda daha çok yer bulacaktır. Sahip olduğumuz her şey için şükretmeyi bir alışkanlık haline getirirsek emin olun çok daha fazlası bize gelecektir.
Kendimizi kandırmadan, gerçekten, yürekten hissederek yaşadığımız her olaydan aldığımız derse şükredip 'daha kötüsü de olabilirdi' demek, bizim için en doğrusu olacaktır. Biliyorum, bazılarınıza çok Polyannavari gelecek bu düşünce ama dönüp baktığınızda durum cidden böyle.
Eğer yukarıdan bakmayı başarabilirseniz 'oyuna' hattın diğer ucunda dünyanın size tüm şükranlarını ve sadakatini sunduğunu keşfedeceksiniz. Şükrederek başladığımız her yeni günde kendimize ve hayata olan güvenimiz artacak, bakış açımız değişecek ve başarımız çoğalacaktır. Şükürler olsun yepyeni güne kavuşturana demiştik ya hani yazının başında, işte aynı güçlü duygularla devam eden musmutlu günler diliyorum.