Kara Harp Okulu’nun 30 Ağustos 2024’teki mezuniyet töreninin ardından başlayan ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ayırma kararlarına kadar uzanan süreçte yeni bir adli gelişme yaşandı. Ebru Eroğlu, Batuhan Gazi Kılıç, Serhat Gündar, İzzet Talip Akarsu ve Deniz Demirtaş hakkında, dönemin Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin şikâyeti üzerine “kamu görevi nedeniyle alenen hakaret” ve “zincirleme iftira” suçlamaları kapsamında soruşturma başlatıldığı bildirildi. Beş ismin soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldığı aktarıldı.

DİSİPLİN SÜRECİNDEN CEZA SORUŞTURMASINA

Süreç, Kara Harp Okulu’nun mezuniyet töreninin ardından bazı teğmenlerin kılıç çatarak yemin etmesi ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atmasıyla başladı. Milli Savunma Bakanlığı tarafından yürütülen disiplin işlemleri sonucunda beş teğmen hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası verildi. Kararların ardından teğmenler, haklarındaki idari işlemleri yargıya taşıdı. Böylece dosya yalnızca askeri disiplin mevzuatı çerçevesinde yürütülen bir süreç olmaktan çıkarak idari yargıya da taşındı.

İçme sütü tebliğinde değişiklik: Glikoz şurubu yasak
İçme sütü tebliğinde değişiklik: Glikoz şurubu yasak
İçeriği Görüntüle

OYLAMAYA MÜDAHALE İDDİASI YARGIYA TAŞINDI

Teğmenlerin avukatları daha sonra Yüksek Disiplin Kurulu’ndaki karar sürecine ilişkin bir iddiayı gündeme getirdi. Avukatların iddiasına göre kurulda yapılan ilk oylamada yedi üye ayırma cezası verilmemesi, iki üye ise verilmesi yönünde görüş bildirdi; ancak dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı ve daha sonra Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun kurul üyelerine baskı yaptığı ve kararın 5’e karşı 4 şeklinde değiştiği ileri sürüldü. Bu iddia doğrulanmış bir olgu değil, teğmenlerin avukatlarının yargıya taşıdığı bir iddia niteliğinde bulunuyor.

Avukatlar söz konusu iddialar üzerine Bayraktaroğlu hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Başsavcılığın ise somut delil bulunmadığı gerekçesiyle başvuruyu işleme koymadığı aktarıldı. Bunun ardından verilen karara karşı hukuki süreç başlatıldı. Son gelişmede ise ihraca yönelik oy kullanan dönemin Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin beş isim hakkında şikâyetçi olmasıyla dosyanın karşılıklı suç duyurularının bulunduğu yeni bir aşamaya geçtiği bildirildi.

SORUŞTURMA AÇILMASI SUÇUN SABİT OLDUĞU ANLAMINA GELMİYOR

Ceza soruşturmasında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmak, yöneltilen suçlamaların kanıtlandığı veya kişi hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlamına gelmiyor. Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında Cumhuriyet savcısı, suç işlendiği izlenimi veren bir durumdan haberdar olduğunda kamu davası açılmasına gerek bulunup bulunmadığını araştırıyor. Bu aşamada şüphelinin hem lehine hem de aleyhine olan delillerin toplanması gerekiyor. Soruşturmanın sonucunda savcılık, elde edilen deliller doğrultusunda dava açılması veya kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verebiliyor.

İDARİ YARGI İLE CEZA SORUŞTURMASI AYRI İŞLİYOR

Teğmenlerin TSK’dan ayrılmasına ilişkin davalar ile son suç duyurusu üzerine yürütülen ceza soruşturması hukuken farklı süreçler oluşturuyor. Disiplin işleminin hukuka uygun olup olmadığı idari yargıda incelenirken, hakaret ve iftira iddiaları ceza soruşturmasının konusunu oluşturuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu, belirli disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabilmesine imkân tanıyor. Dolayısıyla bir disiplin işlemi hakkında idari yargıda verilen karar, tek başına ayrı bir ceza soruşturmasının sonucunu belirlemiyor.

TEĞMENLERİN İHRAÇ DAVALARINDA FARKLI KARARLAR ÇIKTI

İdari yargı ayağında dosyalar ayrı ayrı değerlendirildi. Deniz Demirtaş hakkında verilen Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası Ankara 21. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Mahkeme, Demirtaş’a isnat edilen fiilin somut ve kesin delillerle ortaya konulamadığı sonucuna vardı. Demirtaş bu kararın ardından görevine başladı ancak Milli Savunma Bakanlığının başvurusu sonrasında kararın yürütmesi istinaf incelemesi sürecinde durduruldu. Diğer teğmenlerin açtığı davalarda da ilk derece yargılamalarında farklı kararlar verildi. Bu nedenle dosyaların hukuki durumunun her teğmen bakımından ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.

SÜREÇ NASIL DEVAM EDECEK?

Yeni soruşturmanın bundan sonraki aşamasında savcılığın şikâyete konu söz ve iddiaları, tarafların ifadelerini ve dosyaya sunulacak delilleri değerlendirmesi bekleniyor. Savcılık yeterli şüphe oluşturacak delile ulaşıldığı kanaatine varırsa iddianame düzenleyebilecek; aksi durumda kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilecek. İdari yargıdaki dosyalar ise kendi kanun yolu süreçlerinde ilerlemeye devam edecek. Böylece 2024’teki mezuniyet töreniyle başlayan dosya, disiplin hukuku, idari yargı ve ceza soruşturması olmak üzere birbirinden ayrı hukuki süreçlerin birlikte takip edildiği çok yönlü bir dosya haline gelmiş durumda.

Kaynak: Haber Merkezi