Başlığa bakıp 'Ne alaka”, hatta, 'Kel alaka” diyebilirsiniz. Farklı bakış açısıyla irdelendiğinde, çoğu konuların geçmişte yaşanmış olaylarla örtüştüğü görülür. Anadolu; bereketli topraklar, her zaman istilalara,...

Başlığa bakıp “Ne alaka”, hatta, “Kel alaka” diyebilirsiniz. Farklı bakış açısıyla irdelendiğinde, çoğu konuların geçmişte yaşanmış olaylarla örtüştüğü görülür. Anadolu; bereketli topraklar, her zaman istilalara, iç isyanlara ve kardeş kavgalarına sahne olmuştur. İsyanların kaynağı batılıdır. Uygarlıkların beşiği Anadolu’da yaşayan insanlar, uyanık ve çalışkan olmak zorundadır.
Batıda Yunan saldırısı dışında iç isyanlarla uğraşılırken, Doğuda; İngiliz, Fransız, Arap ve Ermeni kuvvetleriyle amansız çarpışmalar yapıldı. Yakın tarihle ilgilenenler, neden; Urfa’nın Şanlı, Maraş’ın Kahraman, Antep’in Gazi olduğunu iyi bilirler. Saray; İzmir’e çıkan Yunan’ı dost kuvvetler diye gösterirken Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi aracılığıyla kurtuluşa omuz verenlerin “katli vacip” fetvasını yayınladı. Bekir Sami Kurtuluş Savaşı anılarında; hem Yunan kuvvetleriyle hem de Anzavur Ahmet komutasında Damat Ferit’in ordusuyla nasıl çarpıştığını detaylı olarak anlatır.
Konya’da beliren Delibaş isyanı, Karazor Efe koluyla Telatiye ve Alanya’ya kadar uzanır. Ahmet Süvari ve kardeşleriyle isyan püskürtülür. Yozgat yöresinde Çapanoğulları milli kuvvetlere baş kaldırır. Saray yanlısı bu ayaklanmaların amacı padişahı kurtarmaktır. Serv Antlaşmasıyla ülke parçalanmış kimin umurunda?
1925’te Palu, Hınıs, Varto civarında patlak veren Şeyh Sait isyanının, Lozan sonrası tekrar görüşülecek olan Musul sorununu engellemek için İngilizlerin desteğiyle çıktığı bilinmektedir. Dersim’de 1937’de Seyit Rıza’nın başlattığı hareketin, Birleşmiş Milletler’de çözülmeye çalışılan Hatay meselesiyle çakışması tesadüf olmasa gerek. Bizim kuşağın iyi bildiği Çorum, Maraş, Sivas olaylarının insanları birbirine kırdırmak için nasıl tezgâhlandığını unutmamak lazım.
Önce Irak, sonra Tunus, Mısır, Libya ve Suriye’de çıkartılan iç isyanlarda batılının senaryosunu yazdığı ve ülke hainlerine oynattığı trajikomik oyun insanım diyenin vicdanını sızlatıyor. “Barış ve demokrasi getiriyoruz” ayaklarıyla kriz ekonomisini yürürlüğe sokup ülkelerin bağımsızlığını ve zenginliklerini çalıyorlar.
Bildik bir hikaye, kısaca; kral aslan sürüye yaklaşır ve sarı öküzü ister. Öküz konseyi aslanın zorla alacağını biliyor, tamam diyor. Ertesi gün aslan tekrar bir öküz ister. Olay günlerce yinelenir. Sıranın kendilerine geldiğini anlayan konsey “Keşke sarı öküzü vermeseydik” diye hayıflanır. Saddam’ı, Mübarek’i, Kaddafi’yi halkları batılıya verdi. Esat direniyor.
Kadıköy’ün sarı öküzü de Aziz Yıldırım’dır. Kadıköy halkı da direniyor. Teslim ederse belediye el değiştirecek. Başkanın karşılaştığı durum “Bizans entrikalarını” aratmıyor.
Büyük ülke olunca, haliyle haini de çok oluyor. “Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu”, “bakalım altından hangi çapanoğlu çıkacak” deyişleri kültürümüzün bir yönünü gösterir. Yazıya kel alaka diyebilirsiniz. Komplo teorisi üretiyorsun da diyebilirsiniz. Ama bilimin de en sık kullandığı araştırma yöntemi “kuşkuculuktur”. Kuşkucu olmak aptal olmaktan iyidir.