Evin anahtarını kaybeden birisinin, pencereden bir biçimde girmeye çalıştığında 'Hırsıza yol gösteriyorsun” denir. Bugün, hırsıza, soygun ve vurguncuya, katile, saldırganlığı meslek haline getirmiş sapıklara, filmlerde, dizilerde,...
Evin anahtarını kaybeden birisinin, pencereden bir biçimde girmeye çalıştığında “Hırsıza yol gösteriyorsun” denir.
Bugün, hırsıza, soygun ve vurguncuya, katile, saldırganlığı meslek haline getirmiş sapıklara, filmlerde, dizilerde, hatta televizyon kanallarında yol gösteriliyor.
Kadınlara şiddet.
Cinayet.
Kan davası.
Töre cinayeti.
Hırsızlığın her türlüsü.
Soygun çeşitleri.
Hastanelerde doktorların darp edilmesi.
Sokak eylemleri.
Molotof kokteyl atma biçimleri.
Cepçilik.
Bankomatlardaki vurgun biçimleri.
Tehdit.
Şantaj.
Daha bir sürü rezillik her gün, her saat ekranlara taşınarak neredeyse bu insanlıktan nasibini almamış pisliklerin reklamı yapılıyor.
Adam hırsızlık yaparken yakalanıyor.
Hiç utanmadan.
Sanki iyi bir halt karıştırmış gibi
Kameranın karşısında pişmiş kelle gibi sırıtıyor.
Sonrasında haber devam ediyor.
Polis suçluyu ya da suçluları yakalayıp adliyeye teslim etti.
Daha sonra mı?
Haber şöyle.
Mahkemece serbest bırakıldı.
Adam suç işlemiş.
Tabii ki yargılanacak.
Sen bu olayı, “Yargılanmak üzere” hakim tarafından serbest bırakıldı deme yerine sadece serbest bırakıldı dersen...
Suç işlemeye müsait zanlılar, nasıl olsa serbest kalacağız diyerek dört elle işlerine sarılıp toplumu huzursuz etmeye devam ederler.
Vatandaş da, “Suç işleyenleri güvenlik güçleri yakalıyor, hakimleriniz de serbest bırakıyor” demeye başlar.
Bazı sanıkların tutuksuz yargılanmaları için yeri göğü inleteceksin, bazı sanıkların da neden tutuklanmadılar diye bas bas bağıracaksın.
Eğer bir toplumda, yargıya, ya da yargılamaya bile ideolojik yaklaşılıyorsa bilin ki o toplumun çivisi çıkmak üzeredir!