SON yıllarda, Osmanlıcılık–Cumhuriyetçilik kutuplaşması gündeme taşınmaya çalışılıyor. Dini ritüeller neredeyse sloganlaşarak bayraklaştırıldı. Siyasetçiler, özellikle de iktidar, laikliğe yönelme yerine, ümmetçiliğe geri çark...
SON
yıllarda, Osmanlıcılık–Cumhuriyetçilik kutuplaşması gündeme taşınmaya çalışılıyor.
Dini ritüeller neredeyse sloganlaşarak bayraklaştırıldı.
Siyasetçiler, özellikle de iktidar, laikliğe yönelme yerine, ümmetçiliğe geri çark edecek bir söylem zenginliğiyle, din temelli hamasetin engin denizlerinde kulaç atmakla meşgul!
Diyanet İşleri Başkanı halife gibi her konuda fetva vermeye başladı.
Tüm bu anti laik gelişmeler karşısında, muhalefet partileri de aynı havuza yönelip, oradan nemalanmanın saçmalığı içinde.
Muhalefetin, iktidarı eleştirmiş olmak için, her icraatı olumlu olup olmadığına bakmadan, eleştiri bombardımanına tutması, çok daha önemlisi, siyaseti çirkinleştiren bir üslup kullanılması, toplumun siyasetçilere olan güvenini büyük ölçüde sarsmakta.
Genel seçim yaklaştıkça, siyasetin giderek çirkinleşeceğinden endişe ediyorum.
HDP’lilerin ajandalarında ne olduğu, özünde ne yapmak istedikleri henüz tam olarak anlaşılmış değil!
Parti sözcüleri, kimi zaman, dünyalı ve insan olmaya odaklı evrensel bir yaklaşım içine girerek, sol söyleme yönelirlerken, kimi zaman da, ırkçı ve bölücü bir yaklaşım içine girebiliyorlar.
Zaman, zaman salt hükümeti değil, devleti tehdit edecek, toplumu tahrik eden çıkışları yapmaları inanılır gibi değil!
Türk-Kürt kardeşliğine dayalı arayışlar ve PKK terör örgütünün silah bırakacağına dönük umutlarımız, HDP’lilerin bu çıkışları nedeniyle, son bulma noktasına gelecek gibi görünüyor!
Geleceğe dönük umutlarımız giderek kaybolmaya başladı.
Umarız muhalefet partileri, toplumun desteğini kazanma adına, çok daha gerçekçi ve de yapıcı politikalara ve projelere yönelerek, siyasetçilerle ilgili olarak giderek kaybolan umutlarımızı yeniden yeşertmeye ve ilerisi için umutlu olmamıza katkıda bulunurlar!