'Alanya turizminin geleceği karanlık'

Her fırsatta Alanya'da turizm sektöründe ciddi bir kalifiye personel sıkıntısı olduğunu belirten Kat Hizmetleri Eğitimi ve Dekorasyonu Derneği (HOTED) Kurucusu, Onursal Başkanı ve Başdanışmanı Hakan Halit Yeni, verdikleri mesleki eğitimler ve seminerlerle, housekeeping çalışanlarını kalıcı kılmak ve şehirde daha kaliteli bir hizmet anlayışı sağlamak istediklerini anlattı

'Alanya turizminin geleceği karanlık'
'Alanya turizminin geleceği karanlık'
+3
Haber albümü için resme tıklayın

2007 YILINDAN bu yana faaliyet gösteren HOTED, housekeeping mesleğine saygınlık kazandırmak ve kalifiye personel yetiştirmek amacıyla yıllardır çalışmalarına devam ediyor. Aynı zamanda bu sektörde çalışan kişilerin, istek ve ihtiyaçlarının karşılanmasına da önayak oluyor.

Pazartesi Sohbeti'nin bu haftaki konuğu olan Kat Hizmetleri Eğitimi ve Dekorasyonu Derneği (HOTED) Kurucusu, Onursal Başkanı ve Başdanışmanı Hakan Halit Yeni, HOTED'in faaliyetlerini ve çalışanların sıkıntılarını anlattı. İşte Yeni’nin açıklamalarından öne çıkanlar:

HOTED ile ilgili genel bilgilendirme yapabilir misiniz? Amaç ve hedefleri nelerdir?
Kuruluşumuzun açılımı Hotel, Kat Hizmetleri Eğitimi ve Dekorasyonu Derneği, kısa adı ise HOTED’dir. 2007 Aralık ayında faaliyete geçmiş olup, kısa sürede Alanya çıkışlı bir marka olmuştur. Söz konusu housekeeping (kat hizmetleri) olunca tüm çabalarımız onu sevdirmek, saygınlığını korumak, daha da saygınlık kazandırmak, geriden gelen genç kuşaklarımızın önünü açıp sektöre teşvik etmek, daha kaliteli, daha bilinçli, daha donanımlı ilerlemek ve bu yolda çalışmalarımızı kalıcı hale gelmek için kurulmuş bir kuruluştur. 

Üyelerinize ne gibi hizmetler veriyorsunuz?
Mesleki eğitimler, kurslar, fuar katılımları, Hk olimpiyatları, paneller, mesleğimizi ilgilendiren her türlü konularda şehir dışı fabrika gezileri; kurum, kuruluş ve diğer meslek örgütleriyle işbirliği içerisinde hareket edip ortak projeler üreterek, mesleğe ve sektöre katkı sağlamak için aralıksız çalışmalar yapıyoruz. Örneğin; kuruluşumuzdan bu yana farklı başlıklar altında mesleki eğitimler başta olmak üzere, ikili ilişkiler, konuşma teknikleri, zaman yönetimi, stresle baş etme yöntemleri, iş güvenliği, işçi sağlığı, bütçe, maliyet gibi 162 eğitim semineri gerçekleştirdik. Bununla beraber sektöre kalifiye personel kazandırmak amacıyla her biri 45 gün süren 9. kat şefliği kursu, yine sektöre gençleri çekmek amacıyla turizm meslek okulları başta olmak üzere, uluslararası fuarlarda 9 defa Housekeeping olimpiyatları gibi sayamayacağım kadar çok eğitim etkinlik ve faaliyete imza atan bir kuruluşuz.   

Turizmin çalışanları olarak aslında sektörün tam kalbinde yer alıyorsunuz. 2023 sezonu sizce nasıldı ve 2024 sezonunu nasıl öngörüyorsunuz?
Maalesef sektörde ileri gitmek yerine sürekli geri gidiyoruz, sürekli kan kaybediyoruz.  80’li 90’lı hatta 2000’li yıllara kadar turizm neredeyse 8-9 ayı buluyordu. O yıllarda bu kadar vıcık vıcık olmuş bir otelcilikte yoktu, bu kadar çok otel de yoktu. Her şey daha kaliteliydi ve sektör çalışanlar açısından tercih edilir bir iş kolu olarak görülüyordu ve daha cazip geliyordu. Yıl 2023’e geldik ama sektör sürdürülebilirlikten ve hizmet sektörü olmaktan çıktı. Doldur boşalt turizmine döndü. Ortada ne kalite, ne de kalifiye personel kaldı. 2023 tabiri caizse ite kaka, kör topal öyle böyle bir şekilde atlatıldı. Ama 2024 ve sonrası maalesef çok vahim görünüyor. Özellikle kalifiye personel konusunda, bırakın kalifiye personeli artık düz eleman dahi bulamayacaklar. Kısacası durum sanıldığından çok daha vahim bir yere doğru gidiyor. İşin ilginç tarafı bu durum başta işverenler olmak üzere, kimsenin umurunda bile değil. Sektörün birinci meselesi haline gelen personel sorununu çözmek için mücadele edip yeni adımlar atmak ve sorunun üzerine gitmek yerine hala kaç oda arttırabiliriz, buldukları boş bir yere nasıl otel yapabiliriz gibi düşüncelerin peşindeler. Gerçi otel yapacakları boş bir yer de kalmadı utanmasalar gelip kafanızın orta yerine otel yapabilir miyiz diyecekler.  Sanırsınız ki personel sorunu başta olmak üzere  çığ gibi büyüyen sorunları çözmüşler, ellerindeki mevcut tesisleri doldurup, sezonu 9-10 aya yaymayı başarmışlar. Her şey güllük gülistanlıkmış gibi davranıyorlar. Vallahi pes doğrusu…

Housekeeping (kat hizmetleri) çalışanlarının genel olarak sorunları ve beklentileri nelerdir?
Aslında sadece housekeeping ( kat hizmetleri ) değil, tüm emekçiler dersek daha isabetli olur. Çünkü sektörde çalışan tüm emekçilerin yaşadıkları sorunlar aynı sorunlar. En düşük ev kirasının 10 bin TL’nin üzerine çıktığı, alım gücünün yerle bir olduğu günümüzde; asgari ücretle  yemesini, içmesini, elektriğini,  suyunu ödemesini bekliyorlar. Çoluğunu çocuğunu okutmayı bırakın, ev kirasını dahi ödeyemedikleri günümüz şartlarında, asgari ücretin üzerinde daha iyi maaşlar, yani maaş politikalarının yeniden gözden geçirilip kabul edilebilir seviyelere getirilmesi, 5-6 ay değil, en az 9-10 ay istihdam edilmelerini bekliyorlar. İnsan gibi yaşayabilmek için ve sürdürülebilirlik açısından işverenlerinden kendilerine sahip çıkılmalarını bekliyorlar. Ekim sonu kapının önüne koyulmak istemiyorlar. Mayıs-Haziran aylarını beklemek istemiyorlar. Tekrar ediyorum, yaşamlarını sürdürmek ve ayakta durabilmek için kendilerine sahip çıkılmasını istiyorlar. "Eyvah, sezon kapandı, kış aylarını nasıl geçiririz, nasıl geçineceğiz, kiramızı, elektriğimizi, suyumuzu nasıl ödeyeceğiz, ne yiyeceğiz, ne içeceğiz, şimdi biz ne yapacağız" korkusundan kurtulmak istiyorlar. İşverenleri tarafından kendilerine sahip çıkıldığını görmek istiyorlar. Kendilerine kaldırabilecekleri kadar yük yüklenmesini istiyorlar. Daha açık bir ifadeyle 3 kişinin yapması gereken bir işin bir kişiye yüklenmesini istemiyorlar.

Yaptığınız açıklamalarda kalifiye elemen sorununa dikkat çekiyorsunuz. Bu sorun nasıl çözülür?
Bu sorun çözülebilir mi? Evet çözülebilir. İşverenlerimiz isterlerse çözülemeyecek hiçbir sorun yoktur. Öncelikle "Hep bana" zihniyetinden çıkmaları gerekiyor. Sorunun çözümünün kendilerinde olduğunu kabul etmeleri gerekiyor.  İnsana yani çalışana yatırım yapmayı öncelikleri arasına, ilk sıraya almaları gerekiyor.  Örneğin; en önemlilerinden birkaç tanesini sıralayalım.  Barınma sorunu, yani acilen lojmanların iyileştirilmesi, kapasitelerinin artırılması, bir odada 2, bilemediniz en fazla 3 kişinin kalabileceği hale getirilmesi, TV, internet, çamaşır hizmetleri gibi yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve kabul edilebilir düzeye getirilmesi gerekiyor. Kısacası insanca, insan gibi yaşayabilecekleri, sıkılmayacakları ortamların oluşturulması gerekiyor.  Sektöre çalışmak için gelen ailelere ise en azından kira desteği verilmesi ya da ailelerin de kalabileceği ortamların sağlanması gerekiyor.

İstisnalar kaideleri bozmamakla beraber, çalışanların, emekçilerin hakları ile ilgili de büyük sıkıntılar var. Bayram parası, resmi tatil ücretleri gibi sosyal hakları hâlâ verilmiyor. Mesai saatleri hâlâ düzeltilmiyor. Çalışanların sosyal hakları, kanuni yasal hakları gibi, kısacası hakkı olan hakları konusunda işverenlerimiz sınıfta kalıyorlar.  Emekçiyi elde tutacak, sektörden kopuşların önüne geçecek önlemler alınmıyor. Aksine umursamazlık en üst seviyeden devam ediyor. Kaldı ki bu devirde bu çağda bunları konuşuyor olmamız bile utanç verici ve çok ayıp bir şey. 

Devlet hem bana baksın hem işçiye baksın zihniyetinden bir an önce kurtulmalıyız. Böyle bir dünya yok! Sürdürülebilir turizm için insana dayalı, hizmete dayalı memnuniyet odaklı bir sektörde çalışıyoruz. Bu sebeple mevcut personellere sahip çıkmamız ve sektöre dönüşü sağlamak, hızlandırmak için gerekli tüm adımlar acilen atılmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır. Gerekirse kardan zarar edilmesi göze alınmalıdır. Aksi takdirde önümüzdeki yıllarda çok daha vahim sonuçlar bizi bekliyor. Suriyelilerle veya Afganlarla çalışıp üç kuruş beş kuruş ne kadar az veririz diye hesap yapmaktan bir an önce vazgeçmeliyiz. Kendi milletimize 2-3 ay daha fazla iş vermemek için Orta Asya’dan veya başka milletlerden,  başka ülkelerden eleman ithal etmeyi derhal bırakmalıyız. Bunun bir çözüm yolu olmayacağı gibi, aynı zamanda kendi ülkemize, kendi milletimize, kendi evlatlarımıza da büyük bir ihanettir. 

Dışarıdan 4-5 aylık paket eleman ithal ederek durumu kurtardıklarını sanıyorlar ama çok büyük bir yanılgı içindeler. Hem sektöre,  hem milyon dolar yatırımlarına hem de milli servete zarar veriyorlar.  Çünkü çalıştırdıkları ucuz elemanlar Türkçe konuşmasını dahi bile bilmiyorlar. Kendi milletine üç kuruş fazla vermemek, 3 ay fazla çalıştırmamak için kaybettiklerinin farkında bile değiller. Bugünü kurtarma hesapları sürdürülebilir değil ve ilerisi içinde çok büyük tehlikeler arz etmektedir.

Zaten bu yıl, yani 2023 sezonunda birçoğunu dışarıdan ithal ettiler. Afganlarla, Suriyelilerle veya yoldan geçenlerle tamamladılar çünkü kalifiye personel kalmadığı için bulamadılar. Eğer bu kış ellerindeki elemanlara da sahip çıkmazlarsa ve sektöre dönüş için yeni adımlar atıp, acil olarak önlem almazlarsa seneye elindekileri de bulamayacaklar. Dolayısıyla önümüzdeki sezon yani 2024 ve sonrası için sektörün geleceğini, başka bir söylemle bacasız sanayimizin geleceğini hiç iç açıcı görmüyorum. 

Sizce turizmde çalışan elemen nasıl olmalıdır ve herkes bu sektörde çalışabilir mi?
Güvenilir ve devamlılığı olmalı, yaptığı işi sevmeli, yenilikçi olmalı, bilgili, birikimli donanımlı, tecrübeli ve yaptığı işle ilgili yetişmiş olmalı.  İşini bir meslek olarak görmeli ve kabul etmeli, aidiyetlik duygusu olmalı, kısacası mesleki bilgi ve beceriye sahip olmalıdır. İşte bunların olması için taraflar üzerine düşeni yapmalılar ki özetlediğimiz bu özelliklere sahip kişileri hem kaybetmeyelim hem de yenilerini ekleyelim. Aynı zamanda sektörden kopuşların da önünü kesebilelim. Bu sektörde herkes çalışabilir, işi bilmeyenler ise yetişmiş elemanlar ile yetiştirilebilir. Bakınız kalifiye personel diyoruz inanın kalifiye kolay yetişmiyor. Zaman ve süreç gerekiyor. Sektöre personel çekmek için gerekli adımlar işverenlerimiz tarafından atılırsa, insana yatırım yapılırsa saydığımız vasıflarda çalışacak insan bulmak hiç zor değil, aksine sektörden kopuş durur ve geri dönüş hızlanır.   

Personel sorunu çözülmezse Alanya turizmini neler bekliyor?
Eğer daha fazla vakit kaybetmeden gerekli adımlar atılıp, bu sorunun üzerine giderek çözüm üretilmezse, yoldan geçenler ve yabancı uyruklularla bu işi götürülmeye devam edilirse, gerçekten işimiz çok ama çok zor. Birbirlerinin elemanlarını el altından çalma problemleri vardı ki bu hala devam ediyor. Teşbihte hata olmazmış ‘Denize düşen yılana sarılır’ misali bu yıl yeni bir şey daha çıkardılar. İşverenler izinli olan elemanlarını eleman açığı olan yani birbirlerine yönlendirerek sözüm ona soruna yeni bir çözüm buldular. Ne çözüm ama güler misin ağlar mısın? Sektörü ne hale getirdiler şu düştüğümüz hale bir bakınız Allah aşkına. Daha neler göreceğiz, neler duyacağız acaba…  Bu gidişatın sonucunda önümüzdeki yıllarda yaşayacaklarımızı, şahit olacaklarımızı düşünmek dahi istemiyorum. Düşünsenize emekçi dinlenip kendine zaman ayıracağı izin gününü başka bir tesisin açığını kapatmak için çalışıyor. Elbette zorla değil, parasıyla gidiyor. Farkındalar mı bilmiyorum ama buldukları bu çözüm berbat bir çözüm. Hani derler ya ‘Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak’ bu tam olarak böyle bir şey. Bu durumun o kadar sakıncası var ki say say bitmez. Örneğin yorgun bir insan ne kadar verimli olabilir? İkincisi eleman araklamanın önünü kendi elleriyle açıyorlar. Haliyle bu çalışma temposuna dayanamayan eleman bir süre sonra yoruluyor, bitiyor, tükeniyor ve sektörü bırakmayacaksa bile illallah edip bir daha dönmemek üzere bırakıp gidiyor. Ben size daha açık bir şey söyleyeyim artık sektörde hiç ama hiç normal şeyler olmuyor. Ceplerinden üç kuruş fazla para çıkacak korkusuyla , her yol mübah deyip, freni patlamış kamyon gibi nereye gittiğimiz, ne yaptığımız belli değil!


Son zamanlarda Alanya hızlı göç aldı, bunların bir bölümünü de yabancılar oluşturuyor. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?
Evet maalesef Alanya’da Türk vatandaşından çok yabancı var artık. Bu konuyu başından bu yana özellikle ikamet izni ve yabancı akınıyla ilgili büyük sıkıntıların yaşanacağını defalarca dile getirdik. Yapmayın etmeyin, şehri küçük İsrail’e çevirdiniz, emekçiyi, yerliyi yok edeceksiniz dedik. Dediğimiz de oldu ev kiraları başta olmak üzere, kendi vatandaşlarımızı el birliğiyle bitirdik, yok ettik. Yabancıların Alanya’ya akın edip, devletimizin de önünü açmasıyla birlikte artık yerlinin emekçinin ev alması, ev kiralaması tamamen ortadan kalktı ve koca bir hayal oldu. Ev kiralarının bu duruma gelmesindeki sebeplerden biri de budur.  Daha açık bir ifadeyle akıl almaz boyutlara ulaşan bu pahalılıkta emekçilerimizin Alanya’da yaşama şansı tamamen ortadan kalkmıştır. Kaldı ki sadece kendi vatandaşlarımızı bitirmekle kalmadık şehrin demografik yapısını da alt üst ettik. Son zamanlarda yok yabancılar gidiyormuş, yok geri dönüyorlarmış vs. hepsi hikaye, kimsenin bir yere gittiği falan yok. Bunlar açgözlü, daha fazlasını isteyen gözünü para hırsı bürümüş yamyamların ortaya attığı söylemlerden başka bir şey değildir.  Olan olmuş, alan almış, satan satmış, yükünü tutan tutmuş… Geçmiş olsun.  Daha ne olacaktı ki şehrin yönetimini, anahtarını teslim etmediğimiz kaldı geriye. Bu gidişle, bu gözünü para hırsı bürümüş aç gözlü yamyamlar var oldukları sürece yakında o da olur merak etmeyin. Bunun bedelini şimdiden ödemeye başladık bunlar iyi günlerimiz. Biz bu bedeli çok daha ağır ödeyeceğiz demedi demeyin.

Alanya’da turizmin 12 aya yayılması konusu yıllardır konuşulan fakat bir türlü hayata geçirilemeyen bir konu… Alanya’da birçok otel sezonun bitmesiyle birlikte kapanıyor ve housekeeping (kat hizmetleri)   çalışanları sezon başlayana kadar açıkta kalıyor. Bu konuyla ilgili görüş ve önerileriniz nelerdir?
Yıllardır söylüyoruz. ekim sonu, emekçileri kapının önüne koymaktan ve sezon başı mayıs ya da haziranı beklemekten vazgeçin. Bu insanlar 6-7 ay ne yiyip ne içecekler, kiralarını nasıl ödeyecekler, yapmayın bu insanları kaybedeceğiz diye diye dilimizde tüy bitti desek yeridir. Daha geçenlerde yine söyledim. Mart ayının başında kadrolarınızı kurun, kasım sonuna kadar çıkartmayın. Sezon sonu ve başındaki düşük ayları eğitimlerle değerlendirebiliriz, 2-3 ay daha fazla iş verip, çalışanın boş geçen aylarını 3 aya indirebiliriz dedik. İşverenlerimiz bunu yapabilirler mi? Emin olun isterlerse daha fazlasını bile yaparlar ama ısrarla yapmıyorlar, yapmak istemiyorlar. Kendilerini vermeye değil, istemeye almaya kurgulamışlar. Kıymetli işverenlerimiz bu demode zihniyetlerini bir an önce değiştirip gerçeğe dönmezlerse bunun bir bedeli olacak. Bu bedeli işvereninden çalışanına hep birlikte çok ağır ödeyeceğiz ki ödemeye de başladık.

Ayrıca sezonu 12 aya yayabilmek için yetkilisinden etkilisine "ağasıyla paşasıyla" herkes her türlü yolu yöntemi denemeli ve değerlendirmelidir.  Ama biz diyoruz ki sektördeki kan kaybını durdurmak için emekçilerimize hiç değilse 9-10 ay sahip çıkalım, emekçiye köle muamelesi yapmaktan vazgeçelim artık.

Başka şehir ve ülkelerde aynı amaç doğrultusunda kurulmuş derneklerle işbirliğiniz var mı ve Uluslararası Housekeeping Olimpiyatlarıyla ilgili bilgi verebilir misiniz? 
Evet, yeni kurulacak olanlar hariç Alanya, Antalya, Fethiye, Marmaris, Bodrum, İzmir, İstanbul, Ankara gibi birçok şehirde housekeeping derneklerimiz var. Naçizane şahsım öncülüğünde büyük organizasyonlarda dayanışma içerisinde birlikte hareket ediyoruz. Bunlardan biri de Uluslararası Housekeeping Olimpiyatları'dır ve her yıl derneklerimizin bulunduğu şehirlerde mesleki faaliyetlerimiz başta olmak üzere, bir araya gelip sektörün ve mesleğin geleceği için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Bilindiği üzere, her yıl Ocak ayının ortalarında Antalya Uluslararası Anfaş Otel Ekipmanları Fuarında, ülke genelindeki tüm derneklerimizle bir araya gelip, Hoted Uluslararası Housekeeping Olimpiyatlarımızı gerçekleştiriyoruz. Farkındalık yaratmak ve sektöre yeni yüzler, yani genç nesli kazandırmak, mesleğin tercih edilirliğini arttırmak amacıyla yurt dışından ve yurt içinden olmak üzere, meslek okullarımızın da katılımıyla yarışmalar düzenliyoruz. Yine bilindiği üzere, uluslararası büyük bir fuarda neonlara Alanya ve Housekeeping ismini yazdıran tek kuruluş olma özelliğine sahibiz. Bu yıl gerçekleşecek fuar için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Konuyla ilgili ilerleyen günlerde açıklama yapacağız. Biz ticari bir kuruluş olmamamıza rağmen sektörün yarınları ve mesleğin geleceği için, dostlarımızın da destek ve katkılarıyla elimizden gelen ne varsa fazlasıyla yapıyoruz, yapmaya da devam ediyoruz.        

Konuğumuz olduğunuz için size çok teşekkür ediyoruz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Asıl ben teşekkür ediyorum sizlere. Dim Medya A.Ş. yönetimi başta olmak üzere, tüm Yeni Alanya ve Dim TV ailesine sonsuz teşekkür ediyorum. Emekçilerimizin sesine ses olmanız bizler için çok kıymetlidir, çok değerlidir. Şüphesiz dertlerimizi, sıkıntılarımızı, sorunlarımızı sizler aracılığıyla dile getirebiliyoruz. Şahsım, kuruluşumuz HOTED ve ülke genelindeki tüm camiamız adına bir kez daha teşekkür eder, saygı ve şükranlarımızı sunarız. İyi ki varsınız.

Kaynak: Haber MERKEZİ

04 Ara 2023 - 02:19 - Turizm

Mahreç  Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


Çorum Haber