O av sezonunda Çölen'in davetine uyup Elma Kayası'na ava gidemedik. Yaz aylarını da geçirip güzü yaşarken daha sezon erken olmasına rağmen ekim başı gibi Ahmet Güven'le Bayırkozağacı Köyü'nün yolunu tuttuk. Benim vefakar...

O av sezonunda Çölen’in davetine uyup Elma Kayası’na ava gidemedik. Yaz aylarını da geçirip güzü yaşarken daha sezon erken olmasına rağmen ekim başı gibi Ahmet Güven’le Bayırkozağacı Köyü’nün yolunu tuttuk. Benim vefakar dostum Çölen Susuz Dağı’nda kara keçilerini otlatıyordu. Bizde İbrahim’i de aldıp Elma Kayası’na ulaştık. Sabah erken oradan yürüyüp, öğlenden sonra Çölen’in karakeçilerini otlattığı yurda geldik. Yurt burada vatan anlamında kullanılmıyor. Hayvanları otlatmak için seçilen muhit ve o muhitte özellikle insanların yaşayabilecekleri barınağı ifade eder. Elma Kayası’ndan sonra Susuz Dağı’nın bu tarafında karakeçilerin rahatça otlayabilecekleri yerler olduğundan çok sarp değildi. Fakat genç, yaşlı birçok sedir ağacı dikkat çekecek kadar güzeldiler. Birde kadimden beri kullanılan göç yolları üstündeki sarnıçlar, sarnıç başlarında susuzluklarını gidermeye çalışan ardıç kuşlarının insanları görünce korku nidalarıyla kaçmaları sanki sedir ağaçlarının güzelliklerini tamamlamaktaydı. Biz Çölen’le hasret giderirken gün eğildi. Çok güzel bir grup oluştu. Onu doya doya seyrederken çok yükseklerden uçan bir kuzgun sesi de bizim görsel şölenimizin müziği oluyordu. Derken Çölen’in yardımcısı dağın yeyintisi bol olan yerlerinde yemlenen hayvanları buraya sürüp getirdi. Çünkü burası bu dağda hayvanların gece emniyette tutulabildiği yerlerden birisiydi. Dağın bu taraflarında çok kurt vardı. Hayvanlar ancak bu etrafı tamamen açık yerde geceleyebiliyorlardı. Yinede hayvanların yattığı seyrek ağaçlı bölgenin etrafında bir kaç yerde sabaha kadar ateş yakılıyordu. Değilse gece sürüye kurt girse vereceği zararı kimse önceden tahmin bile edemezdi. Hayvanlar gelir gelmez Çölen yardıncısına dağlarda yaşayanlara özgü bir seslenişle gürledi. Duran, çabuk ağız tadıyla yiyebileceğimiz bir erkeç tut gel. Duran beklenmedik bir çeviklikle kulağından ve boynundan çekiştirerek tuttuğu iri kıyım bir tekeyle hemen önümüzde belirdi. Çölen buna gerek yok bile diyemeden gelen hayvan ikisi tarafından anında yere yatırılıp boynuna bıçak dayandı. Kesilen hayvanın daha ayak hareketleri bile durmadan Çölen bir taraftan, Duran bir taraftan hızla hayvanı soydular, bir sedir dalına astılar. Çölen bir taraftan Haydi Duran Haydi Duran, akşamdan yanı yakın diyerek Duran’ın daha hızlı çalışmasını sağlıyordu. Bende oturduğum yerden kalkıp şişleri hazırladım. İbrahim ve Ahmet’te ateşi yaktılar. Çok geçmeden sevginin, saygının, hoşgörünün, paylaşımın üstüne kurulan dostluğumuzu Çölen’in kestiği hayvanın etine baharat olarak karıştırarak karnımızı doyurduk.
DEVAM EDECEK