ASLINDA, fanatizmin ne rezil bir şey olduğunu biliyorum. Bugün, fanatizmin her türüne karşıyım. Dün mü? Dünlerde ben de, belli düzeyde de olsa, fanatizmin batağında yuvarlanıp durdum. Çok şükür, erken ayıkıp, batağa batmadan paçayı...

ASLINDA

, fanatizmin ne rezil bir şey olduğunu biliyorum.
Bugün, fanatizmin her türüne karşıyım.
Dün mü?
Dünlerde ben de, belli düzeyde de olsa, fanatizmin batağında yuvarlanıp durdum.
Çok şükür, erken ayıkıp, batağa batmadan paçayı kurtardım!
Her konuda sorgulamanın, araştırıp tartışarak bir şeyleri öğrenmeye çalışmanın, her tezi antitezleriyle birlikte incelemenin ve bu arayışlar sonrasında, hem ezberlerimden, hem de belli alışkanlıklarımdan kurtulup, yeni bir bakış açısına yönelerek, sürekli değişim içinde olmanın ne denli güzel ve yararlı bir şey olduğunu gördüm.
Her ideoloji ve her siyasi yapılanma, belli ideologlar, belli düşün adamları ve de siyasetçiler vasıtasıyla, insanlara belli vaatlerde bulunarak, onları yanlarına çekerek, güçlü bir siyasi yapı oluşturmayı amaçlar.
Bu tür yapılanmaları ortaya koyarak toplumu yanlarına çekmeye çalışanların hepsinin, belli bir tutarlılık içinde ve her söylediklerinin ve her vaatlerinin doğru ve de bu konularda samimi olduklarını söylemek mümkün mü?
Her siyasi ya da ideolojik yapı, ya yoksul yığınları, ya belli bir sınıfı, ya felsefeyi, ya ekonomiyi, ya etnik yapıyı, ya dinselliği, ya mezhepçiliği ya da bunlardan birkaçını bayrak edinir!
Bu yapıların kimi belli bir gerçekçilik içinde, ülkeye ve ülke insanına hizmet etmek için gündeme gelirken, kimi de bambaşka amaçlar için özellikle de ülkede kutuplaşmayı ve çatışmayı körükleme adına birilerince bir biçimde ortaya konabilir!
Her yapıya ve her siyasiye, söylemlerine ve vaatlerine dayanarak inanarak peşine takılmak, bilmeden de olsa, insanı, ülkesine ve ülke insanına ihanet etme noktasına bile taşıyabilir!
Bu konuda Napolyon’un şu sözlerini çok iyi anlamak ve değerlendirmek gerekir.
“Ben Katolik geçinerek Vendee Savaşını kazandım; Müslüman geçinerek Mısır’a yerleştim; Papacı geçinerek İtalya’da yürekleri kazandım. Bir Yahudi halkını yönetecek olsam, Süleyman tapınağını yeniden kurardım.”
Napolyon’un bu itirafı ilginç değil mi?
Bu konuda bir örnek verecek olursak, yıllarca Gaziantep gibi bir ilin en gözde Belediye Başkanı olan Celal Doğan’ın, Öğretim üyesi Mithat Sancar’ın, Dengir Mir Mehmet Fırat’ın ve 1980 öncesinin önde gelen solcularından Ertuğrul Kürkçü gibilerinin bugün HDP milletvekili olabileceğini kaç kişi düşünebilirdi?
Buna benzer birçok siyasetçinin, şu ya da bu biçimde, çok farklı partilerde yer aldığını görmek mümkün!
Bu nedenle, sürü mantığı içinde, birilerinin bir biçimde tezgahladığı yapıların ve bu yapıları oluşturan beyinlerin peşine takılmadan önce çok düşünmemizde, kılı kırk yarmamızda yarar var!