İNSAN yaşamında kokunun önemi sanıldığından daha fazladır. Koku alabilmek kişiye kendini iyi hissettirmenin yanı sıra zehirli gazlardan uzak durarak hayat kurtarabildiği gibi bozulmuş gıdalardan zehirlenmeyi de önlemektedir. Koku alamama denilen...
İNSAN
yaşamında kokunun önemi sanıldığından daha fazladır. Koku alabilmek kişiye kendini iyi hissettirmenin yanı sıra zehirli gazlardan uzak durarak hayat kurtarabildiği gibi bozulmuş gıdalardan zehirlenmeyi de önlemektedir.
Koku alamama denilen durum burnumuz tarafından saptanan koku moleküllerinin burun içindeki koku hücreleri ile etkileşime geçmemesi ve daha sonrada beyindeki koku merkezinde bir elektriksel aktivite oluşturmayıp koku duyusunun tanımlanamamasıdır.
Eğer koku alamıyorum diyorsanız hemen panik olmanıza gerek yok. “Koku alamıyorum” dediğiniz durumun ne zaman ortaya çıktığını anımsamaya çalışmanız gerekmekte. Bu bir viral enfeksiyon sonrası üç - beş günlük bir durum ise bu durumun geçici olacağı düşünülebilir.
Eğer grip değilseniz, sinüzitiniz yoksa burnunuzda bir tıkanıklık yoksa hastalığınız iyileşmişse ve hala koku alamıyorsanız o zaman bir an önce doktora başvurmanız gerekmektedir. Çünkü koku hücreleriniz zedelenmiş, viral enfeksiyon sonrası koku hücrelerinden elektriksel sinyalin gittiği koku soğancığında bir hasar ortaya çıkmış olabilir.
Tüm bu koku alamama durumunun yol açtığı en önemli neden ise, yaşam kalitesinde azalma, unutkanlık, hafıza kaybı, işlev kaybı, cinsel isteksizlik, kilo kaybı gibi durumlara yol açmaktadır.
KOKU KAYIPLARININ NEDENLERİ NEDİR?
Tıbbi adıyla “anosmi” dediğimiz koku kaybı veya halk arasında bilinen adıyla “koku körlüğü”, nedenine bağlı olarak geçici veya kalıcı olabilir. Geçici koku kayıpları sıklıkla nezle, grip, sinüzit ve alerji gibi nedenlere bağlıdır. Diğer olası koku kaybı nedenleri arasında burun-sinüs problemlerine de neden olabilen; büyümüş geniz etleri, burun etleri (nazal polipler), burun eğrilikleri, konka şişmeleri ve sigara kullanımı bulunur. Burun içerisindeki ufak anatomik bozukluklar, bulundukları yere göre önemli ölçüde hava akımını etkileyebilirler ve alınan havanın koku bölgesine ulaşmasını engelleyebilirler. Bazı ilaçların yan etkileri, kemoterapi, toksinler ve kimyasal maddeler de koku alma bozukluklarına neden olabilirler. Ayrıca yüz ve burun yapılarına olan travmalar, bazı tümörler (burun, ön beyin, hipofiz bezi), geçirilmiş ameliyatlar ve virüs infeksiyonları ile epilepsi (sara), Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik hastalıklar; sitemik hastalıklar ve psikiyatrik hastalıklar yine koku kayıplarına neden olabilirler. Bebekler nadiren koku bozukluğu ile doğarlar. Bazı kalıtımsal hastalıklar buna neden olurlar. Koku kaybının nedeni bazen de belirlenemeyebilir.
YAŞLILIK DA KOKU KAYBINA NEDEN OLABİLİR
Bu durum koku almayı kontrol eden sinirlerin de yaşlanması ve bozulması nedeniyle olur. Beraberinde tat duyusu da bozulabilir. Üstelik tat kaybı da varsa iştahın azalmasına ve beslenmenin de bozulmasına yol açar. Ayrıca tadı artırmak amacıyla fazla tuz ve şeker kullanımı nedeniyle tansiyon veya diyabet gibi hastalıklar açısından özellikle tehlikelidir.
Ortada bir şey yokken kokular almak mümkün müdür?
Bazı sinüzit hastaları yanık kokusu veya kötü bir koku aldıklarını belirtirler. Ancak bu kokuyu kendilerinden başkası algılayamaz. Bu duruma “Fantosmi” veya “koku halüsinasyonu” adını veriyoruz. Yapılacak endoskopik değerlendirme ve yardımcı olabilecek bazı filmler ile bu durum tespit edilebilir. Ayrıca beynin koku algılayan bölümlerinde oluşabilecek bölgesel sara nöbetleri ile de olmayan kokuları duyan hastalar mevcuttur. Bu durum bazı tümörler veya nörolojik bozukluklara bağlı olabilmektedir. Bundan başka “Parosmi” diye adlandırılan, bir şeyin kokusunun başka bir şeymiş gibi algılanması durumu da vardır. Örneğin muz kokusu, çürümüş et kokusu gibi algılanabilir.
KOKU KAYBI TEDAVİSİ
Koku kaybı tedavisi birçok yöntemle yapılır. Bunlardan bir tanesi ilaç tedavisidir. Özellikle burun tıkanıklığına bağlı bir koku alamama durumu varsa, bu durumda burun tıkanıklığını açacak ilaçları hastaya vermek, koku duyusunun tekrardan geri kazanılmasını sağlamaktadır. Eğer kişinin burun tıkanıklığı olmadan ortaya çıkan bir koku alma bozukluğu varsa, o zaman hastanın ileri tetkiklerle araştırılması gerekir. Bir takım görüntüleme yöntemleri ile araştırılması gerekmektedir. Özellikle tomogafi ve MR burada ciddi anlamda yardımcı olmaktadır.
Eğer hastada bir santral sinir sistemi patolojisi yani nörolojik bir hastalık tanımlanırsa, o zaman nörolojik tanının koyulup tedavisinin düzenlenmesi gerekmektedir. İlaç tedavisinin dışında cerrahi olarak da koku alamamanın tedavisi yapılmaktadır. Burun içindeki polipler, sinüzit veya travma sonrası burun kıkırdağının orta hattan başka bir tarafa doğru kayıp burundaki koku alanını daraltması gibi durumlarda cerrahi olarak havanın tekrar koku alanına ulaşması sağlanır.
Eğer ilaç tedavisi ve cerrahi tedavinin kullanılmasını gerektirmeyen durumlar varsa bu tür durumlarda koku fizik tedavisi yapılmaktadır. Hastalara bir takım kokularla koku eğitimi verilir.