Erdoğan hala kendisini yürütmenin başı yani Başbakan olarak görüyor. Çok daha kötüsü, AK Parti'nin genel başkanı gibi hareket edip, sürekli konuşuyor. Konuşması bir yana, muhalefet partileriyle anlamsız polemiklere giriyor. Hükümetin...
Erdoğan hala kendisini yürütmenin başı yani Başbakan olarak görüyor.
Çok daha kötüsü, AK Parti'nin genel başkanı gibi hareket edip, sürekli konuşuyor.
Konuşması bir yana, muhalefet partileriyle anlamsız polemiklere giriyor.
Hükümetin başı AK Parti’nin Genel Başkanı ya da partinin lideri Erdoğan mı, Davutoğlu mu belli değil!
Aslında davul Davutoğlu’nun boynunda, tokmak Erdoğan’ın elinde, neredeyse davulu patlatacak!
Erdoğan hala okul sıralarında öğrendiğimiz Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki ülkeleri ve burada yaşayan insanları bizden birileri gibi görme saçmalığı içinde.
Halbuki, bu ülkelerdeki insanlar, İmparatorluğun yıkılmasıyla bağımsızlıklarını kazandıklarına inanıyorlar.
Bu coğrafyadaki ülkelerin çoğu Arap yani, aynı etnik kökenden olmasına karşın, bir birleriyle çatışıp savaşırken bizim belli bir genelleme içinde tüm Arapları sırf Müslüman oldukları için kardeş olarak görmemiz kadar saçma ne olabilir?
Eğer Müslüman devletlerin ve de milletlerin teorik olarak kardeşliklerinden söz edilse de, pratikte de kardeş olabilselerdi, Irak’ta, Suriye’de, Müslüman Müslüman’la çatışmaz, birbirlerine dönük terör eylemlerine girerek on binlerce Müslüman ölmez, ülkelerinden oraya buraya kaçmazlardı?
Ortadoğu ile ilgili dış politikamız iflas etmiş durumda.
Suriye’de Rus uçakları operasyona başladı.
Aynı coğrafyada yani Suriye’de hem ABD’nin, hem bizim, hem de kimi Avrupa ülkelerinin uçakları operasyon yapıyor.
Operasyonlar sırasında, bu güçlerin karşı karşıya gelmemesi mümkün mü?
Bu yönüyle, Suriye üçüncü dünya savaşının fitilini bile ateşleyebilir!
Cumhurbaşkanının dünkü açıklamasında, Rusya’yı eleştirirken, bu tavrıyla Rusya’nın yalnız kalacağından söz ederken, Rusya’nın operasyonu İran, Irak ve Suriye ile birlikte yaptıklarını söylemesi bana çok ilginç hatta komik geldi.
Bu nasıl yalnız kalmak.
Aslında bölgede yalnız kalan biziz.
Çok daha kötüsü, önümüzde kış var.
Enerji ihtiyacımızın çoğunu da Rusya, İran ve Irak’tan karşıladığımızı düşünürsek, nasıl bir açmazın içinde olduğumuz ortada.
Erdoğan’ın ifadesiyle, eğer Rusya, İran, Irak ve Suriye ile birlikte hareket ediyorsa, biz bölgede yalnız kalmış, aynı zamanda kuşatılmış durumdayız demektir.
Cumhurbaşkanı dünyaya meydan okuyarak ne yapmak istiyor?
Kime yaranmaya çalışıyor?
Dünyaya meydan okuyan bir lider olarak mı anılmak istiyor?
Bu tür çıkışların ne ülkemize, ne ülke insanımıza, ne de bu tür çıkışları yapan siyasetçilere bir yarar sağlamayacağı ortada.
Erdoğan yüzde 52 oy oranıyla Cumhurbaşkanı olduktan sonra bambaşka bir çizgiye taşındı.
Bülent Arınç’ın "Artık 'Biz' yerine 'Ben' denilmeye başlandı" sözünün doğruluğu ortada.
Aslında bu yüzde 52 oyun, Erdoğan’ın başarısından çok, muhalefetin aday göstermekteki basiretsizliğinin bir sonucu olduğu kanısındayım.
Erdoğan’ın 13 yıl boyunca, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olarak ortaya koyduğu performansı ve de başarılarını tabii ki inkar edemeyiz.
Bizim eleştirimiz, Cumhurbaşkanı olduktan sonraki tutumu ve de Ortadoğu ile ilgili politikaları.
Siyaset anlayışını salt din temelli argümanlarla ve ritüellerle süslemesinin yanı sıra, kendisini Osmanlı İmparatorluğu’nun en güçlü dönemindeki padişahlar gibi görmesinin ise, ülkemizin ve ülke insanımızın geleceği açısından belli kaygılar duymamıza neden olduğunu da itiraf etmemizde yarar var.