PSİKOLOJİ ile uğraşan meslek dallarından istenen şey sihirli bir değneğin gelip kişinin tüm hayatını değiştirmesi ve iyileştirmesidir. Sorulan her sorunun cevabında bir mucize beklenir. Alaaddin'in sihirli lambası gibi o odaya girdikleri...

PSİKOLOJİ

ile uğraşan meslek dallarından istenen şey sihirli bir değneğin gelip kişinin tüm hayatını değiştirmesi ve iyileştirmesidir. Sorulan her sorunun cevabında bir mucize beklenir. Alaaddin’in sihirli lambası gibi o odaya girdikleri an dilediği şeylerin hemen gerçekleşme ihtimaline o kadar yoğunlaşmışlardır ki en ufak tökezlemede hayal kırıklığı yaşarlar.
İşte problem tam bu noktada devreye girer. İnsanların hayatlarının her zaman mutlu olması gerektiğine dair inançları onları gerçekçi düşüncelerden uzaklaştırıp farklı bir boyutun içine sokar.
En basit anlamı ve en genel çerçeve ile Türkiye ye dışarıdan bakınca bile yaşanan ve sonu gelmeyen travmaların kişinin içinde olmasa dahi etkilerini görebilmekteyiz. Kalabalık yere gitmekten çekinme, otobüse geç saatlerde tek binmeme, her sırt çantalıya şüpheli gözlerle bakma v.b.
İnsan maruz bırakıldığı her şeye zamanla alışıyor. İnsan hayatının her zaman dört dörtlük olması gerektiğine inanırsa en küçük problemleri bir dağ haline getiriyor ve o dağa tırmanacak gücü kendisinde bulamıyor.
Kimsenin sihirli değneği yok ve kimsenin hayatı dört dörtlük olamaz. Hayatın anlamı bu değil.
Görünenden ötesi var ama biz sadece gördüklerimizle yetiniyoruz.
Mutsuzluk da mutluluk kadar normal bir duygudur. Kişi acı yaşayarak, hataları ile var olarak kendi kimliğini oluşturur. A kişisi için hata olan bir durum, B kişisi hata olmayabilir. Psikoloji, kişinin bu noktada neleri hata olarak algıladığı ve gerçekten ne olduğunun ne kadar farkında olduğu ile ilgileniyor. Getirilen çözüm önerileri kişi istemedikten sonra kişiyi etkileyen bir unsur olmaktan çıkar ve geriletir. Gerçekten değişime açık bir insansanız dünyanın sekizinci harikası sizsiniz. İnancınız ve kişiliğiniz. İnanırsan her şey mümkün. Bazıları gerçekten çok inandığını söylüyor ama harekete geçmekte zorluk yaşadığını. Bu durumun koşu bandının üstüne çıkıp beklemekten hiçbir farkı yoktur.
İnan, eyleme dök ve gerisini düşünme. Gerçekten başarı ve ya mutluluk tek deneme yanılma ile olabilen bir şeyden çok daha fazlasıdır. 10 kere başarısız olup 11. Başarma gücüne inanmalısın. Mutsuzluğun da senin için farklı bir anlamı olduğunu görmelisin. Yolun daima düz olmadığını her kaviste farklı bir manevra ile yeniden o yolu bitirmen gerektiğini kavramalısın. Dünyada yaşanılan savaşlar, krizler, travmalar ve temel ihtiyaçları karşılamadaki zorluk kişiyi, ailesini ve çevresini olumsuz yönde etkilese de başa çıkma becerileri ile bu durumu en alt düzeye indirebileceğine dair çaban sonuçsuz kalmayacaktır. O yüzden kendi harikanı kendin yarat. Kendine inanırsan Dünyanın en güzel sekizinci harikası sen olabilirsin. Eğer çok istersen her şey mümkün.