Kış mevsiminde tarım arazisi olarak kullanılan Döşemealtı tarlaları, yaz aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye'nin dört bir yanından toplanan el dokuması eski halılara ev sahipliği yapıyor. Güneşin kavurucu sıcağı ve gece oluşan nem sayesinde doğal yollarla dezenfekte edilen bu halılar, işlemlerin ardından başta ABD ve Avrupa olmak üzere dünya pazarına sunuluyor.
130 BİN METREKARELİK İHRACAT GEÇMİŞİ
Sektörde 1969 yılından bu yana faaliyet gösteren ve 1989'da 130 bin metrekarelik dış satımla Türkiye üçüncüsü olan Halil Börekçi'nin aktardığına göre, halı üretimi 2000'li yıllardan itibaren ciddi bir düşüş yaşadı. İstanbul'daki ticari faaliyetlerini sonlandırarak Antalya'ya yerleşen Börekçi, geleneksel mesleği Döşemealtı arazilerinde sürdürüyor. Yurt içinden toplanan eski halılar, arazide aylar süren bir restorasyon sürecinden geçirilerek yeniden ekonomiye kazandırılıyor.
KÖK BOYALI HALILAR NEDEN GÜNEŞE SERİLİYOR?
Sütleğen bitkisi özü ve ceviz kabuğu gibi tamamen doğal endikatörler kullanılarak kök boyayla renklendirilen organik yün halılar, sentetik madde içermiyor. Güneş altında bekletilme süreci, geleneksel dokumaların hem zararlı organizmalardan arınmasını hem de fazla boyayı atmasını sağlıyor. Gece düşen çiğ ile gündüz oluşan yüksek sıcaklık farkı, kök boyaların oksitlenerek uluslararası pazarda çok aranan pastel ve nostaljik görünüme kavuşmasına olanak tanıyor. Bu doğal reaksiyon süreci, antika değerindeki eserlerin piyasadaki albenisini doğrudan artırıyor.
KOLEKSİYONERLER 5 BİN DOLARA KADAR ÖDÜYOR
İç piyasada 50 ila 100 dolar bandında el değiştiren eski halılar, Döşemealtı arazilerindeki doğal işlemlerin ardından yurt dışında katlanarak değer kazanıyor. Geçmişi 50 ile 300 yıl arasında değişen ve koleksiyon değeri taşıyan özel dokuma antika parçalar, uluslararası pazarda 3 bin ila 5 bin dolar arasında alıcı buluyor. Tamamen el emeği ve organik malzemeyle üretilen bu kültürel miras, dünya çapında yoğun talep görmeye devam ediyor.




