Beni döneklikle suçlamaya çalışan beyefendinin, aslında yanlış yollardan ve de yönelişlerden dönmenin erdem hatta gerçekçilik olduğundan bile haberi olmadığı kanısındayım. Kendisinden söz ettiğimiz zatı muhterem, CHP'de İlçe...

Beni döneklikle suçlamaya çalışan beyefendinin, aslında yanlış yollardan ve de yönelişlerden dönmenin erdem hatta gerçekçilik olduğundan bile haberi olmadığı kanısındayım.Kendisinden söz ettiğimiz zatı muhterem, CHP’de İlçe Başkanlığı seçimlerinden birinde, başkanlığa adaylığını koymuş, gerekçe olarak da, rakibinin yaşlı olmasını göstermişti. Biz de bu yaklaşıma alkış tutmuştuk!Sonra ne mi oldu?Nereye nasıl gittiğine bakmadan, burnunun doğrultusunda koşuşturmayı seven bu şahıs, o yaşlı dediği kişi kendisine yönetim listesinde yer verdiğinde adaylıktan vazgeçip, onun yönetiminde yer aldı!

Aslında bu çelişki de değil, klasik olarak, parti yönetimlerine girmek isteyen bazı uyanıkların sık sık başvurdukları, şark kurnazlığına dayalı en ilkel oyunlardan sadece birisi!Muhteremin Milletvekilliği adaylığı da var!

Kariyerist beyinlerin ne kadar hırslı ve tehlikeli olduklarını yıllara dayanan siyasi geçmişimden ve de gazetecilik deneyimlerimden biliyorum.

Siyasi yaşamımda, çok adaylı bir yarışın içine, partide kutuplaşmaya neden olacağını düşünerek girmediğim gibi, bu tür yarışlarda tarafsız kalmaya özen göstermiş, hiçbir göreve de talip olmamışımdır.

Bulunduğum görevlere, siyasetin en hareketli ve de tehlikeli kritik dönemlerinde yani 1980 öncesinde, ya parti büyüklerinin ısrarı ya da üst yönetimlerin atamalarıyla gelmişimdir.

Sürekli kendilerinden söz eden ya da birilerini en acımasız bir biçimde eleştiren kişileri ve bu tür anlayışları tasvip etmediğim halde, ister istemez ben de aynı bataklığın hatta yanlışın içine düşmüş gibiyim!

Geçmişimi bugüne taşımamın nedeni, 1980 öncesinde Devrimci ve Ülkücü gençliğinin hatta siyasetçilerinin önemli bir bölümünün ne denli idealist olduklarını göstermek için.

Zaman zaman kendimden söz etmek zorunda kaldığım için siz değerli okurlarımdan özür diliyorum. Aslında bu tür ilkel eleştirileri de, eleştirinin sahibini de ciddiye almamanın çok daha doğru olacağını bilmeme karşın, sırf bu şark kurnazlığına dayalı eleştirilerde bulunanların ne kadar tehlikeli olduğunu göstermek adına, siyasetin bütün çirkinliklerine bulanmış, polemiklerden beslenen bir siyasi figüranın temelden yoksun eleştirisini yanıtlamak zorunda kalıyorum.

1970’lerde rahmetli Bülent Ecevit’in Genel Başkanlığında, rahmetli Orhan Eyüpoğlu, sonra Sayın Ali Topuz’un genel sekreterliği döneminde bugünkü Ankara İl Başkanı sayın Zeki Alçın’ın o tarihlerde Gençlik kolları Genel Başkanlığındaki süreçte, bu arkadaş çocuk yaşlarda iken, biz bir ilin ana kademesinde gençlerden sorumlu örgütlenmenin başındaydık.

Atalarımız “Boynuz kulağı geçer” dediğine göre, bu arkadaş da doğal olarak bizi sollamış olabilir ya da solladığını sanabilir.

Her iki durumda da kendisine saygı duyarım ama onun da karşısındakilere saygı duymasını beklemesem de, saygısızlık yapmamasını istemek kadar da doğal bir şey olamaz.

Aksi taktirde, ister istemez biz de, siyasetçiler gibi yani kendisi gibi iftiralarda ve de saçma sapan suçlamalarda bulunmaktan çok, somut tutarsızlıklarından yola çıkarak dost sandığımız bu beyine haddini bildirmeye çalışırken, topluma da bir mesaj verme gayreti içine giriyoruz!

Zatı muhteremin tepkisi, CHP’nin 6 temel ilkesinde yani 6 okunda demokrasinin olmadığını söylemem.

Yarın da bu konuyu işlemeye çalışacağım.