Merhaba, bugün sizlere deprem bölgesinde  çokça telaffuz edilen delil tespitinden bahsetmeye çalışacağım.

Türk hukukunda delil tespiti 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 400 ve 405. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Delil tespiti bir geçici hukuki koruma tedbiridir ve konusunu maddi vakıalar oluşturur. Davanın açılmasından önce veya sonra başvurulabilen bu kurumda amaç ileride açılması kuvvetle muhtemel olan ya da açılmış ve derdest olan bir davada delillerin kaybolmasında, gösterilmesinde, dinlenilmesinde zorluk çıkma tehlikesini ortadan kaldırmak üzere, hemen incelenmesini ve koruma altına alınmasını konu edinir. Bu niteliği ile delil tespiti, bir dava olmayıp, ilgili olduğu davaya bağlı usulî bir işlemdir. Bu nedenle delil tespitini talep etmek zaman aşımını kesmez.

Delil Tespiti Çeşitleri Nelerdir?

Delil tespiti, bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yapılması veya tanık ifadelerinin alınması şeklinde yapılabilir fakat kanunda sayılan bu haller sınırlı sayıda değildir. Şirket mallarının kaçırılıp kaçırılmadığı, bir araba kazasında zararın sonradan tespit edilmesinin zorlaşacağı durumlarda zarar tespiti, taahhüt edilen işin zamanında bitirilip bitirilemeyeceği, bir eser sözleşmesinde yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği (eksik işler), bir sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerin ne kadarının yerine getirildiği (ayıplı işler) gibi konularda delil tespiti istenebilir.

Delil Tespit Talebinin Şartları Nelerdir?

Delil tespitinin istenebilmesi için en önemli şartlardan biri hukuki yararın bulunmasıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 400. maddesinde de ayrıca belirtilen bu husus eğer taraflardan birinin bu davayı açmakta herhangi bir hukuki yararı yoksa davanın reddedilmesi gerekir. Hukuki yarar olmak şartıyla ileride kullanılabilecek her türlü delil, delil tespitine konu olabilir.

Delil tespiti, henüz inceleme sırası gelmemiş deliller için istenmelidir çünkü esas davada delillerin inceleme aşamasına geçmesi halinde kişinin hukuki yararı kalmayacağından artık delil tespiti istemesinin imkânı yoktur.

Taraflar arasında bir uyuşmazlık olmalıdır. Delil tespiti kural olarak ileride açılması muhtemel veya açılmış bir dava için istenebilir ve taraflar arasında bir uyuşmazlık yoksa dava açılamayacağından bu kuruma başvurmanın da imkânı yoktur.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Henüz dava açılmamış olan hallerde delil tespiti, esas hakkında davaya bakacak olan mahkemeden veya üzerinde keşif yahut bilirkişi incelemesi yapılacak olan şeyin bulunduğu veya tanık olarak dinlenilecek kişinin oturduğu yer sulh mahkemesinden istenebileceği şeklinde düzenlenmiştir. Burada taraflara seçimlik hak verilmiştir.

Dava açılmadan önce delil tespiti yetkisiz bir mahkemeden istenmiş ise taraflar, esas hakkında dava açılana kadar yetki ve görev itirazında bulunabilirler. Esas hakkında davanın açılmasıyla birlikte itirazda bulunma hakkı sona erer.

Dava açıldıktan sonra yetkili mahkeme ise mutlaka davayı görmekte olan mahkemedir.

Delil Tespitinde Usul

Delil tespiti bir dava olmadığı için taraflar davacı ve davalı olarak adlandırılmazlar. Delil tespiti talep eden kişi ‘Tespit İsteyen’ ve tespit istenilen kişi ‘Aleyhine Tespit İstenilen Kişi’ olarak adlandırılır. Dava dilekçesi hazırlanırken taraflar bu şekilde yazılmalıdır aksi takdirde aleyhine delil tespiti istenen kişiye e devlet üzerinden bilgilendirme mesajı gitmekte ve bu durum delillerin tespiti işlemini zora sokmaktadır.

Taraflardan birinin talebi olmalıdır. Mahkemenin talep olmadan re’sen harekete geçerek delil tespiti yapması mümkün değildir.

Delil tespiti talebi dilekçe ile yapılır. Sözlü olarak yapılan talep kabul edilmez.

Delil tespiti bir dava olmadığı için talebe ilişkin dilekçe ıslah edilemez bu yüzden incelenmesi istenilen vakıalar doğru bir şekilde belirtilmelidir.

Delil tespitinin istenmesi halinde tespit giderleri avans olarak ödenmelidir yoksa mahkeme sonraki işlemleri yapmayacaktır. Aynı zamanda talep eden tarafından maktu bir başvurma harcı ile karar harcı alınır. Esas dava ile birlikte talep edilmesi halinde ayrıca harç alınmaz.

Acele Hallerde Tespit

Hukuk muhakemeleri Kanunun 403. maddesinde acele hallerde tespit kurumu düzenlenmiştir. “Talep sahibinin haklarının korunması bakımından zorunluluk bulunan hâllerde, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın da delil tespiti yapılabilir. Tespitin yapılmasından sonra, tespit dilekçesi, tespit kararı, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece kendiliğinden diğer tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf tebliğden itibaren bir hafta içinde delil tespiti kararına itiraz edebilir.”

Delil tespiti talep edenin yapmış olduğu harcamalar esas davanın giderleri arasında sayılır ve kendisi talep etmese dahi mahkemece re’ sen hüküm altına alınır. Dava neticesinde haksız çıkan taraf talep olmasa dahi yargılama giderlerini ödemekle yükümlüdür

Ayrıca talep eden kişi kendisini bir vekille temsil ettirmiş ve onun aracılığıyla talepte bulunmuşsa karşı taraf aleyhine vekalet ücretine de hükmedilmesi gerekmektedir. Buna göre Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci bölüm birinci kısmında delil tespitine ilişkin işlemlerde de vekalet ücretine hükmedileceği belirtilmiştir.

Delil Tespitinin Sonuçları

Delil tespiti talebi mahkemece kabul görürse uygulanır. Tutanak karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf bu tutanağa itiraz etmezse ve kendisine uygun bir şekilde tebliğ edilmişse tespit edilen deliller esas davada kullanılabilir.

Davacı; delil tespitinden sonra, dava açarken delil tespiti yoluyla tespit ettirmiş olduğu zarar bedelinden daha fazlasını talep edemez.

Taraflar iddialarını ispat ederken yalnızca taraflarca itiraz edilmemiş delil tespiti kararına dayanabilirler.

Delil Tespiti Kararına İtiraz Yolu

Delil tespiti kararı nihai bir karar olmadığından tek başına kanun yoluna götürülemez. Delil tespiti kararının tek başına temyiz edilmesi mümkün değildir.

Kısaca delil tespitinin ne olduğundan bahsetmeye çalıştım. Herkese hayırlı haftalar dilerim. Gelecek yazımda görüşünceye dek hoşça kalın...