Erdoğan 12 yıllık bir alışkanlıkla, hala AK Parti Genel Başkanlığı ve Başbakanlık alışkanlığından kurtulup, partiler üstü bir konuma geldiğinin, yani Cumhurbaşkanı olduğunun farkında değil. Sanırım partiler arası koalisyon arayışlarında...

Erdoğan 12 yıllık bir alışkanlıkla, hala AK Parti Genel Başkanlığı ve Başbakanlık alışkanlığından kurtulup, partiler üstü bir konuma geldiğinin, yani Cumhurbaşkanı olduğunun farkında değil.

Sanırım partiler arası koalisyon arayışlarında da belirleyici rol oynamanın hazırlığı içinde.

Erdoğan’ı ve de AK Parti’yi sevelim, sevmeyelim, 12 yıl boyunca Türkiye’ye ciddi katkılarda bulunduklarını kabul etmek zorundayız.

Erdoğan Cumhurbaşkanı olup, Davutoğlu da AK Parti'nin başına geçip Başbakan olduktan sonra, AK Parti ve Erdoğan iktidar yorgunluğunun da verdiği bir rehavetle ya da Cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı yüzde 52'lik oy oranı nedeniyle, ne oldum delisi olmanın şaşkınlığı içinde, Erdoğan’ın dünyaya meydan okuması, İslam ülkelerindeki halka dönük hamasi çıkışlarla, bu ülkelerin yönetimlerini, hem de dünyadaki etkin konumdaki ülkelerin liderlerini karşısına alması, dünyada giderek yalnızlaşmamıza ve ülkemize kan kaybettirmeye başladı.

Küresel güç dengelerini dikkate almadan, dünyayı yönetecek konumda bir süper güç edasıyla, önüne gelene meydan okuması, Birleşmiş Milletler'deki beş daimi üyeye posta atması, belki iç politikada kimi çevrelerce sempati ile karşılanmış olabilir ama Türkiye’nin ileriye dönük beklentilerinin altüst olmasına da neden olabilecek boyutlara varması, kaygı verici!

Bu meydan okumalarının tepkisi salt şahsına dönük olsa önemli değil.

Bu anlamsız, özünde yaptırımı olmayan yiğitlenmeleri, ülkemize ve ülke insanımıza zarar veriyor.

Erdoğan ve Davutoğlu’nun komşularla sıfır sorun politikaları iflas etmiş durumda.

Bugün bırakın komşuları, herkesle sorun yaşıyoruz.

Çok şükür Mevlüt Çavuşoğlu, onlara rağmen dışişlerinde devlet ciddiyeti ve uluslararası ilişkilerde, diplomasi diline dayalı nezaketi sürdürme başarısını gösterdi.

AK Parti bugün için iki başlı gibi!

Arap baharına yelken açarak Ortadoğu’da çok daha etkin olmanın hesabını yapan Erdoğan ve Davutoğlu, Arap kışı karşısında ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.

Onların şaşırması bir şey değil, bu şaşkınlığın Türkiye’ye yüklü bir fatura olarak çıkmasından endişe etmeliyiz!

***

BİR FIKRA

Karı koca uyuyorlardı.

Kadın uyandı.

Kocasının "Süzan" diye sayıkladığını duydu.

Kendi ismi Karolin'di.

Kocasını uyandırdı.

- Rüyanda sayıkladığın o Süzan kimdi?

- Ha şey canım, geçen haftaki yarışta bahse girdiğim beygirin adı.

Ertesi gün adam işten eve döndüğünde karısına:

- Ne var, ne yok? diye sordu.

- Hiç. Sadece senin beygir telefon etti.