Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun oğlunun nikâh töreninde yaptığı konuşmanın ardından başlayan tartışmalara kapsamlı bir açıklamayla yanıt verdi. Arınç, törendeki sözlerinin bağlamından koparıldığını ve konuşmasına farklı anlamlar yüklendiğini savundu. Sosyal medyada kendisine yöneltilen sert eleştirilere de tepki gösteren Arınç, nikâhı kıyan Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan’ın törendeki değerlendirmelerini ise “nazik” olarak nitelendirerek Turan’a teşekkür etti.

NİKÂH TÖRENİNDEKİ SÖZLER TARTIŞMA YARATTI

Tartışmanın merkezinde, Arınç’ın nikâh töreninde Ahmet Davutoğlu hakkında yürütülen “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturmasına değinmesi ve eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e yönelik eleştirilerde bulunması yer aldı. Arınç’ın siyasi gündeme ilişkin sözlerinin ardından Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan da konuşarak, siyasetçilerin çocuklarının düğünlerinde siyasi tartışmaların zaman zaman nikâhın önüne geçebildiğine öne çıktı. Arınç daha sonra yaptığı açıklamada Turan’ı uzun yıllardır tanıdığını belirterek kendisine yönelik herhangi bir kırgınlık taşımadığını ifade etti.

Arınç, konuşmasının nedenini açıklarken hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem de Ahmet Davutoğlu ile hükümette birlikte görev yaptığı dönemleri hatırlattı. Erdoğan’ın başbakanlığı sırasında uzun yıllar, Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde de yaklaşık bir buçuk yıl yakın çalışma arkadaşlarından biri olduğunu belirten Arınç, iki dönemde de görevini sadakat ve uyum içinde yürüttüğünü söyledi.

“ERDOĞAN’LA YOLUMUZ VE DAVAMIZ BİRDİR” MESAJI

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile siyasi geçmişlerinin çok eskiye dayandığını vurgulayan Arınç, Milli Türk Talebe Birliği, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisi dönemlerinden itibaren aynı siyasi gelenek içinde mücadele ettiklerini anlattı. AK Parti’nin kuruluş sürecinde de birlikte hareket ettiklerini belirten Arınç, Erdoğan ile aralarında zaman zaman mizaç ve yaklaşım farklılıkları bulunabileceğini ancak bunun temel siyasi birlikteliklerini değiştirmediğini ifade etti.

Arınç, AK Parti’ye hiçbir dönemde muhalif bir konuma geçmediğini, partiden ayrılma yönündeki tekliflere de sıcak bakmadığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik gerçekten hakaret niteliğinde bir söz bulunması halinde buna karşı çıkacağını vurgulayan Arınç, buna karşılık siyasi eleştiri ile hakaret arasında ayrım yapılması gerektiğini savundu. Siyasi kimlik taşıyan kişilerin, görevleri ve açıklamaları nedeniyle sıradan vatandaşlara kıyasla daha yoğun ve sert eleştirilere açık olmasının demokratik siyasetin doğal sonucu olduğunu dile getirdi.

SORUŞTURMANIN ARKA PLANINDA DAVUTOĞLU’NUN SÖZLERİ VAR

Arınç’ın nikâhtaki açıklamalarının gündeme gelmesinde, Ahmet Davutoğlu hakkında yürütülen soruşturma da önemli rol oynadı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya platformlarında yeniden dolaşıma giren bazı ifadeler üzerine Davutoğlu hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla soruşturma başlatmış, Davutoğlu da soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade vermişti. Davutoğlu, sözlerinin siyasi eleştiri kapsamında olduğunu savunurken hukuki değerlendirme yetkisi soruşturmayı yürüten makamların sürecine bırakıldı.

CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇUNDA SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?

Türk Ceza Kanunu’nun 299’uncu maddesi Cumhurbaşkanına hakaret suçunu özel olarak düzenliyor. Mevzuata göre suçun oluştuğunun kabul edilmesi halinde hapis cezası öngörülürken, fiilin alenen işlenmesi durumunda cezada artırım yapılabiliyor. Bununla birlikte soruşturmanın başlaması, kişinin suçlu olduğu anlamına gelmiyor. Savcılık; sözlerin tamamını, söylendiği bağlamı, kullanılan ifadelerin niteliğini ve delilleri değerlendiriyor. Kovuşturma aşamasına geçilmesi ise kanunda öngörülen özel usule göre Adalet Bakanının iznine bağlı bulunuyor.

Emekli maaşı zamlarında hane geliri modeli hazırlığı
Emekli maaşı zamlarında hane geliri modeli hazırlığı
İçeriği Görüntüle

ELEŞTİRİ İLE HAKARET ARASINDAKİ SINIR ÖNEM TAŞIYOR

Benzer uyuşmazlıklarda yargısal değerlendirmenin temel başlıklarından birini ifade özgürlüğü ile kişilik haklarının korunması arasındaki denge oluşturuyor. Bir açıklamanın sert, rahatsız edici veya ağır bir siyasi eleştiri olması tek başına hakaret suçunun oluştuğu anlamına gelmediği gibi, doğrudan kişinin onur ve saygınlığını hedef alan ifadeler de ifade özgürlüğü kapsamında sınırsız koruma görmüyor. Özellikle siyasetçiler ve kamusal görev yürüten kişilerle ilgili dosyalarda sözün hangi tartışma içinde söylendiği, kamu yararı taşıyan bir konuya ilişkin olup olmadığı ve kullanılan dilin eleştiri sınırları içinde kalıp kalmadığı birlikte değerlendiriliyor.

Arınç da açıklamasında bu ayrıma işaret ederek, Cumhurbaşkanına yönelik tahkir amaçlı ifadeleri doğru bulmadığını ancak siyasi kimlik taşıyanların ağır eleştirilere daha geniş ölçüde tahammül göstermesi gerektiğini savundu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Cumhurbaşkanının aynı zamanda siyasi bir kimliğe ve parti genel başkanlığı görevine sahip olmasının siyasi tartışmaların niteliğinin değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.

TARTIŞMA SİYASET VE HUKUK EKSENİNE TAŞINDI

Böylece bir nikâh törenindeki konuşmayla başlayan tartışma, kısa sürede Arınç’ın Erdoğan ve Davutoğlu ile geçmişteki siyasi ilişkilerinden siyasi eleştirinin sınırlarına, yargı süreçlerinden kamuoyundaki siyasi üslup tartışmasına kadar genişledi. Arınç, açıklamasının temel amacının Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı bir tutum almak değil, haksızlığa uğradığını düşündüğü bir kişiyi savunmak olduğunu belirtti. Davutoğlu hakkındaki soruşturmanın bundan sonraki seyri ise savcılığın yapacağı hukuki değerlendirme ve mevzuatta öngörülen resmi prosedür çerçevesinde şekillenecek.

Kaynak: Haber Merkezi