Sizi bilmem ama çevremde şöyle bir durum var; kimsenin canı bir şey yapmak istemiyor. İmkan olsa eve kapanıp dışarı dahi çıkmayacağız. Yorgunluğun kronikleşmiş hali olan tükenmişlik tarafından kıskıvrak elegeçirilmiş durumdayız Sosyal...
Sizi bilmem ama çevremde şöyle bir durum var; kimsenin canı bir şey yapmak istemiyor.İmkan olsa eve kapanıp dışarı dahi çıkmayacağız.Yorgunluğun kronikleşmiş hali olan tükenmişlik tarafından kıskıvrak elegeçirilmiş durumdayızSosyal medyayı sallayan trend aktivitelere ilgi, internet aşinalığı, tüm gün uyuma isteği, koltuğa yapışıp kalma, yalnız kalma isteği...Tüm bunlar böyle sıralanır gider. Peki ya sonra?Neden böyle olduğunuza cevap arar durursunuz, hooop bir anda imdadınıza yetişir, savunma mekanizmaları."Havalardandır canım, geçer geçer", "Amaan unutursun, hele biraz sabret, geçer geçer" yorumlarıyla güya yanınızda olan yakın çevreniz, sizi bu kasvetli durumun içerisinden çıkarabileceği gibi olayların içerisine daha da sürükleyerek canınızı sıkabilir.Sonrası mı?Sonrası bir memnuniyetsizlik, bir iç şişmişliği, bir ağırlık, bir duygusal boşluktur kol geziyor.Keyifsiziz yani. Saracak bir şey bulup gün geçirmeye çalışıyoruz, kendimizce.Ramazana sayılı günler kala gerek fiziksel, gerekse ruhsal açıdan kendimizi 'ramazanmod'a sokmamız gerekirken bir de bu tatsız ruh haliyle mücade içerisindeyiz, iyi mi?Yazık bize.Coca Cola'nın son reklamında çok sevdiğim bir cümle var, insanın içini kelebek misali döndüren türden:"Haydi ne duruyorsun, bu yaz senin yazın! "Psikolojik olarak beyne gönderediğimiz her türden detay bizi, bedenimizi, benliğimizi ve ruhumuzu etkisi altına alır halde.Zaten her şey ağırlaştı, çöktü üstümüze. Zaten tatsızız. Yaz geldi, ona bile heyecansızız. Direnyaz durumundayız.O halde ne diye duruyoruz, ne diye mutsuzluktan pay çıkarıp mutluluktan kaçıyor, çevremizi ruhsuzluğun içine içine sürüklüyor, bunalan ruhumuzu daha da bulanıklaştırıyoruz?Neden, niye?Biraz kafamızı kaldırsak sizce de fena olmaz mı?Yazın kollarına bıraksak kendimizi...Dans etsek rüzgarın ritmiyle sahilde ruhumuzu dinlendirsek, başımızı dinlesek...Ya da ofiste çayımızı yudumlarken bir Elvis Presley şarkısı alsa götürse bizi enginliğe...Ne dersiniz, fena olmaz mı?Reklamda da dediği gibi izin verelim bu yaz bizim yazımız olsun.Keyifli günler!**Ayşe Özyılmazel'den alıntılama yapılmıştır.**