HER alanda cemaatleşme giderek yaygınlaşmaya başladı. Bugün, kendilerini en ilerici ve devrimci olarak gören ve gösteren kesim bile bir nevi cemaatleşmiş durumda. Her alandaki düşünsel açılımlar giderek marjinalleşmeye ve asıl amacından...
HER
alanda cemaatleşme giderek yaygınlaşmaya başladı.
Bugün, kendilerini en ilerici ve devrimci olarak gören ve gösteren kesim bile bir nevi cemaatleşmiş durumda.
Her alandaki düşünsel açılımlar giderek marjinalleşmeye ve asıl amacından hızla uzaklaştırılmaya çalışılıyor.
Bu yozlaştırma ve bozma çabaları, dinsel yönelişlerden tutun felsefi açılımlara kadar her alanda sürdürülmekte.
İşte bu yüzdendir ki, her tür düşünsel tercihlerimizi yeniden sorgulamamızda yarar var.
Bir kitabın ya da sözün, bir düşünürün düşüncesini yansıttığını, okumaktaki amacın da, önyargılardan uzak, objektif bir biçimde, her ihtimale karşı da, sorgulamayı ihmal etmeden, ne kadar çok farklı düşünceye yönelip incelersek, o kadar kendimize özgü sağlıklı bir düşünceye yönelebileceğimizi anlama imkanına kavuşacağımızın bilincine varmalıyız.
Ama ne kadar kendimize özgü bir düşünceye sahip olmaya çalışırsak çalışalım gene de, var olan düşüncelerin bir sentezinden başka bir şey yapmadığımız da ortada!.
Alışkanlıklardan kurtulmak pek öyle kolay bir şey değil.
Bir düşünür "Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş kelepçeye benzer" derken, bir başkası da “Bir düşünceye takılıp kalma. Gerçeği bir düşünce aydınlatamaz” demiş.
Demek ki, sağlıklı bir düşünce yapısına sahip olabilmek için, bilgi içeren çok kitap okumamız, çok araştırıp tartışmamız gerekir.
Bilgi giderek zenginleşip derinleşerek okyanuslar boyutlarına ulaştıkça, bilgi denizinin derinliklerine de ulaşmak o kadar zorlaşıyor.
Bu durumda, yani bilgiye ulaşmanın zorluğunda, bilgisizlik çok daha zahmetsiz kolay elde edildiği içindir ki, sığ sularda kulaç atanlar bile, kendilerini bilge denizinde yüzdüklerini sanma aymazlığı içine girebiliyorlar.
Sanırım günümüzde geçerli olanlar ve öne çıkanlar da bunlar!
Televizyon kanalları, hangi sektörde ve hangi uzmanlık dalında olursa olsun, prim toplayan isimlerin önemli bir bölümü, argo zenginliğine dayalı, laf salatalarıyla, ona buna saldıran, onu bunu eleştiren şovmenlerle doldu!
Siyasetten sanata ve spora kadar uzanan çizgide, böylesine sıradan kişiler, boş varil gürültüsü şeklinde havadan sudan bir sürü saçmalıklarla gündem belirlemeye çalışmaktalar.
Bunların işleri güçleri, her kesimin marjinallerini tahrik ederek, toplumu kutuplaştırıp çatıştırmak.
Aklı başında insanları ise dikkate alan yok!
Sanırım her gün 3-5 şehit vermemize rağmen, her alanda, hala birbirimize kin kusmamızın, hiçbir konuda uzlaşamamamızın nedeni de bu olmalı!