Deniz Baykal ve politbürosu acelecilik yapmıştır. En büyük hataları da seçim sonuçlarını tartışmaya açmak olmuştur. Bu ekip sandık sonuçlarını gündeme getirdiği anda, geçmişi not alan aklıselim birileri de geçmişte bu ekibin aynı...

Deniz Baykal ve politbürosu acelecilik yapmıştır. En büyük hataları da seçim sonuçlarını tartışmaya açmak olmuştur. Bu ekip sandık sonuçlarını gündeme getirdiği anda, geçmişi not alan aklıselim birileri de geçmişte bu ekibin aynı konuda 2007’deki görüşlerini ve yaşanan örneği sorar…
22 Temmuz 2007 seçimlerinde CHP yüzde 20,9’da kalmıştı. Genel merkezde büyük bir “şok” yaşanıyordu. Seçim akşamı Politbüro ve CHP’nin Genel Başkanı Deniz Baykal ortalıkta yoktu. Hâlbuki kendisi açıklama yapması için bekleniyordu. Herhalde “havlucusu” ile birlikte Oran yolunda yürüyüş yapıyordu. Partide muhatap aranıyordu.
Genel Sekreter Önder Sav mecburiyetten olsa gerek, gece yarısı kameraların karşısında arz-ı endam etti. “Biz sonucu demokrasinin gereği olarak görüyoruz. Bize tecelli edilen ana muhalefet görevini sürdüreceğiz” dedi. Ve işin içinden çıktığını düşündü.
O dönemde tıpkı 2011’de yaşandığı gibi merkez sağdan gelen ve partiye yamanan İlhan Kesici, Lütfullah Kayalar ve Edip Safter Gaydalı gibi isimlerin aday gösterilmesine partili tepki göstermişti. Hem bu nedenle, hem de partinin aldığı yüzde 1,5’luk oy artışı nedeniyle 22 Temmuz 2007 seçimi gecesi genel merkez önünde toplanan partili ortalığı “Baykal istifa” sloganıyla çınlatıyordu. Baykal bunu duymuyordu. Büyük bir olasılıkla koşu yolunda ter atıyordu. Bir taraftan da zamana ihtiyacı vardı.
Baykal, politbürosu ile ince ve derinden “siyasi ortamı” değerlendirdikten sonra ve ancak iki uzun gün sonra kamuoyunun karşısına çıkma cesareti gösterdi. Konuşmasında 2007 seçim sonuçlarının somut başarısızlık olmadığını, sadece “beklentilerinin gerçekleşmemesi” olarak değerlendirdi.
Baykal “CHP’nin oyu bir önceki 2002 seçimlerine göre 1,5 puan artmıştır. Bu ortamda oyumuzun 1 milyon 200 bin civarında artması bizim için değerlidir” demişti.
Evet, 12 Haziran 2011 seçimlerinde de farklı şeyler yaşanmadı, yine partilinin tepki duyduğu sağ görüşlü birtakım kişiler “Yeni CHP”nin yeni adayları olarak gösterildi. Yüzde 25,9 gibi bir oy oranına ulaşıldı. Ancak partilinin ve ülkenin bu iktidar karşısında başarılı olup, iktidar olma beklentisi karşılanamadı…
“Yeni CHP”nin yeni söylemleriyle yarışa giren Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, seçim gecesi genel merkezdeydi. O Baykal’ın 2007’de yaptığı gibi sonuçları alınca kaçmamıştı. Onu istifaya davet etmediler. “Başbakan Kemal” dediler. Kılıçdaroğlu kameraların önünde idi. Konuşmasında “CHP kısa bir süre içinde 3 milyon 500 bin oy kazanmıştır. Seçime girip milletvekili sayısını arttıran tek parti CHP’dir” dedi.
Gelelim sonuca, Baykal ve politbüro ekibine söyleyeceğim şudur:
Siz “Baykalistler” 2007’de yüzde 19’dan yüzde 20’ye partiyi taşımayı başarı olarak görmüşseniz, bugün yüzde 26’yı tartışmaya açamazsınız.
Bu tartışmayı gündeme taşımak büyük bir siyasi hatadır. CHP’liler “Baykal ve ekibinin yine hizipçilik genleri azmıştır” diyor. Bu ekibin tek şansı “Yeni CHP”yi siyasi olarak tartışmak olmalıydı...
Bunlar diyebilirdi ki, “Biz yeni CHP’yi kabul etmiyoruz, sadece seçim öncesi sustuk.”
Benden onlara tüyo… Baykal ve ekibi, sandığı tartışma noktası yaparak hata yapmıştır. Baykal ve ekibinin tek şansı, parti ideolojisini ve siyasetini tartışmaya açmaktır. Bu CHP veya moda tabiriyle “Yeni CHP” için daha sağlıklı olacaktır. Çünkü eski CHP’liler ve kamuoyu bu şekilde düşünüyor…