Yaşam

Alanyalılar dikkat! ‘14 günde kekemeliğe son’ spotlarına inanmayın

DİM TV ekranlarında yayınlanan Tülay Şengün ile Vizyon programının bu haftaki konuğu Uzman Dil ve Konuşma Terapisti ve Volante Terapi Kurucusu İrem Bağçeci oldu. Bağçeci, kekemelik gibi akıcılık bozukluklarına sadece dil ve konuşma terapistlerinin müdahale edebileceğini söyledi.

Abone Ol

Dil ve Konuşma terapileri ve her yaşta karşılaşılabilecek konuşma bozuklukları ile ilgili önemli açıklamalar gerçekleştiren İrem Bağçeci, DİM TV ekranlarında Tülay Şengün’ün sorularını yanıtladı. Bağçeci, ‘14 günde kekemeliğe son!’, ‘Kekemeliğinizi yok edeceğiz’ tarzındaki ilanlara inanılmaması gerektiğini ve kekemeliğe ancak bir dil ve konuşma terapistinin müdahale edebileceğini vurguladı. Uzm. Dil ve Konuşma Terapisti Bağçeci şunları söyledi:

‘ORTAK NOKTAMIZ DİL’

Dil ve Konuşma Terapisi ülkemizde yeni bir bölüm. O yüzden de bireylerin bilinçli olmamasına çok da şaşırmıyoruz.Bizler terapilerin yanı sıra bireylere koruyucu önlemler de yerleştirmeye çabalıyoruz. Önerici ve koruyucu önlemler, toplumsal olarak farkındalığı yaratmayı içeriyor. Bu tür programlarla kendimizi tanıtarak ne yaptığımızı anlatıyoruz. Herkes bir noktada konuşuyor. Dil ortak noktamız ve iletişimimizi dil ile sağlıyoruz

‘7’DEN 70’E HERKES BAŞVURABİLİR’

Bizler Dil Konuşma terapistleri olarak bu bölümün yetkili üniversitelerden eğitim alıyoruz. Sağlık Bilimleri Fakültesine bağlı olarak mezun oluyoruz. Lisans ve Yüksek Lisans bölümlerinden mezun olan kişiler Dil ve Konuşma Terapisti olarak adlandırılıyor. Bireyin tüm yaşamı boyunca, tüm yaş gruplarına, dil, ses, iletişim ve yutma problemleri ile ilgileniyoruz aslında. ama mesleğimizde ses ve yutma problemleri genelde arka safhalarda kalıyor. 7’den 70’e herkes bize danışman olarak başvurabilir. Ama 7’yi biraz aşağıya indirmemiz gerekiyor. Birey doğduğu andan itibaren eğer ki ihtiyaç duyuluyorsa yanında oluyoruz. Konuşmaya başladıktan sonra değil konuşmaya başlamadan önce de danışanlarımız bizden yardım alabilirler.

‘UZMANLARIN DA BİRBİRLERİNİ TANIMASI ÖNEMLİ’

Disiplin olarak tek başına yürüttüğümüz süreçler var ama her zaman ekip işine daha çok güveniyoruz. Bir problem varsa ortada tek bir kaynağı olmuyor. Bu noktada multidisipliner yaklaşım çok önemli. Dil ve Konuşma Terapisti olarak çocuklarda gecikmiş dil konuşma ile karşılaşabiliriz. Bu, bir çocuğun belli bir yaşa geldiğinde yaşıtlarına uygun olmayan dil becerisi sergilemesidir. Bu tür sorunu olan çocuklar sürekli sizi elinizden tutarak bir şeyler anlatmaya çalışır. Bu noktada demek ki çocuğumuzun bir desteğe ihtiyacı var. Bu nedenle uzmanların da birbirlerini iyi tanıması gerekir. Yeni olduğumuz için diğer uzmanlar da bizi es geçebiliyorlar. İşleyişi sekteye uğratan nokta da bazen onlar oluyor. Örneği doktorumuza gittik ve ‘Konuşur’ dedi. Onun yerine bu süreçte bizlerden destek alınabilir.

‘ÇOCUKLARIMIZIN LİDERLİĞİNİ TAKİP EDELİM’

Tabii ki çocuğun liderliğini takip edelim.Liderlik bir yerden sonra tekilliğe dönerse bu diktatörlüğe geçer. Bu noktada çocuk bir diktatör haline geliyor. Bu nedenle liderlik kavramını hakim olmalıyız. İlk başta çocuklarımızın kullandığı anlaşılmayan kelimeler belki tatlı geliyor. Ama belli bir yaştan sonra yüzde yüz anlaşılırlık bekliyoruz. 3’üncü yaştan itibaren çocuk bir cümle kurduğunda sadece anne-baba anlıyor ve dışarıdan anlaşılmıyorsa dil ve konuşma terapistine ihtiyaç duyulmaya başlar. Çocuklar sözlü dillerinin yanında kendi işaret dilini de oluşturur. Çocuklar gerçekten gelişmek ister ve bir şekilde çıkışı bulur.

‘ÇOCUKLARIMIZA TALEP DİLİMİZİ İYİ YÖNETMELİYİZ’


Çocuklarımıza bir cümleyi kurması için ‘Söyle, Söyle’ tarzında çok baskı kuruyoruz. Öğrenmek böyle bir şey değil. Model alarak öğreniriz. Doğal olarak çocukların bir iletişim modeli de var. Bu iletişim modelinin sürekli tepesinde ‘Hadi oğlum su de’ tarzında bir baskı kurarsak inatla çocuk gelişim göstermez. İletişim dilimizi, çocuktan talep dilimizi de güzel ayarlamalıyız.

‘TERAPİ SÜRECİ 3 AYAKLI BİR SÜREÇ’

Terapilerimiz bireysel gerçekleşiyor. Ama ihtiyaç duyulursa aileyi de terapiye alıyoruz. Ama ben açıkcası çocuğun performansının bir mekan ve kişi sınırlandırması olmadan ortaya çıkmasından yanayım. Bu 3 ayaklı bir süreç. Uzman, çocuk ve aileden oluşuyor. Bu denge ne kadar güzel kurulursa o kadar başarılı sonuç elde ediyoruz. Aksaklıklar olabilir çünkü doğada mükemmel hiçbir şey yok. Ama mükemmele olabildiğince yaklaşıyoruz. Çocuğun okulu ve öğretmeni ile de, çocuğa anneanne bakıyorsa onunla da görüşüyoruz. Bazen kritik nokta aile büyükleri oluyor. Kuşak çatışmasını bazı durumlarda net bir şekilde görüyoruz.

‘HER BİRİMİZ İSTANBUL TÜRKÇESİ KONUŞMUYOR’

Bildiğiniz üzere çoğumuz İstanbul Türkçesi ile konuşmuyoruz. Her yörenin kendisine ait lehçesi ve şivesi var. Evde ne konuşuluyorsa çocuk onu model alıyor. Kişi böyle yöresel şive değişikliği ile ilgili bir şey talep etmiyorsa biz ona müdahale etmiyoruz. Çünkü bu kültürel bir farklılık ve onu var eden bir şey. Düşünsenize Karadeniz şivesinin kalmadığını. Çok büyük bir eksiklik olur.

‘KEKEMELİĞİN ORANI YÜKSEK’

Türkiye’de ve dünyada oranı yüksek bir grup kekemelik. Konuşma ile birlikte akıcısızlık sergileyebilirim. 2.5-3 yaşlarında görülebilir. Ama bunun normal mi anormal mi bir akıcılık bozukluğu olduğuna Dil ve Konuşma Terapisti karar veriyor. Eğer erken dönemdeysek aile öyküsüne bakarız. Bazı kişiler sonradan da kekeme olabilir. Bu bir travmaya bağlı olabilir. Bu noktada tanım değişir. Aile öyküsünde varsa, çocuğumuzu erken dönemde yakalamışsak ilk olarak işe aile eğitimi ile başlarız. Erken dönemde yakalayamadığımız çocuklarımıza da bireyselleştirilmiş programlar hazırlarız. Her yaşta terapiye uygunluğumuzun olduğunu unutmamamız gerekir. ‘14 günde kekemeliğe son’ tarzındaki spotlara lütfen inanmayalım. Kekemeliğin müdahalesini sadece bir dil ve konuşma terapisti sağlayabilir. Bu noktada dirsek temasında olduğumuz uzmanlık alanları psikiyatrlar ve psikologlardır.” 

(GÜLŞAH ANAK)