Ağustos ayında fiziki altına dayalı borsa yatırım fonlarına yönelik güçlü talep, değerli metal piyasasında yatırımcıların fiyat geri çekilmelerini alım fırsatı olarak değerlendirdiğine işaret etti. Küresel ölçekte altın fonlarına 201 tonluk net giriş gerçekleşirken, söz konusu hareketin altın fonları tarihindeki en yüksek üçüncü aylık giriş olduğu belirtildi. Yılın önceki dönemlerinde fon akımlarında dalgalı bir görünüm yaşanmış; Dünya Altın Konseyi verilerine göre temmuz ayında küresel altın ETF'lerinin toplam varlıkları 23 ton artarak 4 bin 68 tona ulaşmıştı.

ALTIN ETF'LERİ NASIL ÇALIŞIYOR?

Fiziki altına dayalı borsa yatırım fonları, yatırımcıların külçe veya sikke altını doğrudan satın alıp saklamasına gerek kalmadan altın fiyatındaki hareketlere yatırım yapabilmesini sağlıyor. Bu ürünlerin büyük bölümünde fon tarafından tutulan payların karşılığında fiziki altın bulunduruluyor ve fon payları hisse senetlerine benzer şekilde borsalarda işlem görüyor. Dünya Altın Konseyi, altın ETF'lerindeki talebi fonların sahip olduğu altın miktarındaki değişim üzerinden, para giriş ve çıkışlarını ise fonlara giren veya fonlardan çıkan parasal tutar üzerinden takip ediyor.

AĞUSTOS HAREKETİ TARİHİ DÖNEMLERLE KIYASLANDI

Ağustos ayında kaydedilen 201 tonluk net girişin büyüklüğü, geçmişte küresel belirsizliğin hızla yükseldiği dönemlerde görülen güçlü altın talebini yeniden gündeme getirdi. Kaynakta yer alan verilere göre mevcut aylık girişin üzerinde kalan yalnızca iki dönem bulunuyor. Ağustos ayındaki hareketin, Rusya-Ukrayna savaşının başladığı Mart 2022 ile ABD Merkez Bankası'nın parasal genişleme programını açıkladığı Eylül 2012 dönemlerinde görülen seviyeleri de geride bıraktığı aktarıldı. Tarihsel olarak jeopolitik risklerin, finansal piyasalardaki oynaklığın ve para politikasına ilişkin belirsizliğin yükseldiği dönemlerde altına yönelik yatırım talebinin güçlenebildiği görülüyor.

BÜYÜK YATIRIMCILARIN POZİSYONLARI YÜKSEK SEVİYEDE

Fon girişlerinin yanı sıra vadeli işlemler piyasasındaki pozisyonlanma da yatırımcı eğilimini gösteren göstergeler arasında yer alıyor. Profesyonel para yöneticilerinin altındaki net uzun pozisyonlarının parasal büyüklüğünün veri kayıtlarının tutulmaya başlanmasından bu yana ikinci en yüksek seviyeye çıktığı, bu alandaki rekorun ise Ocak 2026'da görüldüğü belirtildi. Altın fiyatının ocak ayındaki zirvesinin yaklaşık 1.000 dolar altında bulunmasına rağmen pozisyonların yüksek seviyelerini koruması, kurumsal yatırımcıların altına yönelik ilgisinin fiyat düşüşüyle tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

OPSİYON PİYASASINDA YÜKSELİŞ BEKLENTİSİ İZLENİYOR

Altın piyasasındaki beklentileri ölçmek için takip edilen göstergelerden biri de satım ve alım opsiyonları arasındaki put/call oranı. Bu oranın son altı ayın en düşük seviyesine gerilemesi, alım opsiyonlarına yönelik ilginin görece güçlendiğine işaret ediyor. Opsiyon piyasaları yatırımcılara hem fiyat düşüşlerine karşı korunma hem de olası yükselişlerden yararlanma imkanı sağlıyor. Bu nedenle söz konusu oran tek başına kesin bir fiyat yönü göstermese de piyasadaki risk algısının ve yatırımcıların pozisyonlanmasının anlaşılmasında kullanılan göstergeler arasında bulunuyor.

FED ALTIN FİYATLARI İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?

Altının kısa vadeli görünümünde en önemli değişkenlerden biri ABD Merkez Bankası'nın faiz politikası olmaya devam ediyor. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosunun ağustos verilerine göre tarım dışı istihdam 162 bin kişi artarken işsizlik oranı yüzde 4,1 seviyesinde değişmedi. Güçlü istihdam görünümü, Fed'in enflasyonla mücadelede sıkı para politikasını sürdürme alanına sahip olduğu yönündeki beklentileri artırırken, piyasalarda eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışı olasılığı daha fazla tartışılmaya başlandı.

Faizlerin yükselmesi genel olarak faiz getirisi sağlamayan altın açısından fırsat maliyetini artırabiliyor. ABD tahvil getirilerindeki ve dolardaki yükseliş bu nedenle altın üzerinde baskı oluşturabilirken, faizlerin düşeceği veya para politikasının gevşeyeceği beklentisi ters yönde etki yaratabiliyor. Bununla birlikte altının fiyatlamasında yalnızca Fed kararları değil; enflasyon beklentileri, doların seyri, jeopolitik gelişmeler, merkez bankalarının altın talebi ve yatırım fonlarındaki para hareketleri de birlikte rol oynuyor.

GÖZLER ABD ENFLASYON VERİLERİNDE

Piyasaların bundan sonraki yönü açısından ABD'den açıklanacak üretici ve tüketici enflasyonu göstergeleri yakından takip ediliyor. Enflasyonun beklentilerin üzerinde kalması Fed'in sıkı para politikasını sürdürme ihtimalini güçlendirebilir ve altın üzerinde kısa vadeli baskı yaratabilir. Fiyat artışlarında belirgin bir yavaşlamaya işaret eden veriler ise faiz beklentilerinin yeniden değerlendirilmesine ve altının hareket alanının genişlemesine neden olabilir.

Erdoğan kiralık sosyal konut başvuru tarihlerini açıkladı
Erdoğan kiralık sosyal konut başvuru tarihlerini açıkladı
İçeriği Görüntüle

YATIRIMCILAR İÇİN RİSKLER DE DEVAM EDİYOR

Altın ETF'lerine yüksek miktarda para girmesi tek başına altın fiyatlarının mutlaka yükseleceği anlamına gelmiyor. Fon hareketleri yatırımcı talebinin önemli göstergelerinden biri olsa da faizler, döviz kurları ve küresel risk iştahındaki hızlı değişimler fiyatlarda sert dalgalanmalara yol açabiliyor. Bu nedenle altın piyasasını takip eden yatırımcılar açısından yalnızca günlük fiyat hareketleri yerine ETF giriş ve çıkışları, vadeli piyasa pozisyonları, ABD tahvil getirileri, doların seyri ve merkez bankalarının para politikası kararlarının birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.

Kaynak: Haber Merkezi