Long Beach’te neler oluyor? Şikâyetler peş peşe
Long Beach’te neler oluyor? Şikâyetler peş peşe
İçeriği Görüntüle

ANTALYA’DA turizm sezonunun ilk sekiz ayına ilişkin rakamlar açıklandı. Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü verilerine göre ağustos ayında kente gelen turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7 gerileyerek 2 milyon 664 bin 364 oldu. İlk sekiz aylık dönemde ise Antalya’ya gelen yabancı turist sayısı yüzde 5,8 düşüşle 11 milyon 23 bin 586 olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı döneminde 11 milyon 702 bin turistin geldiği Antalya’da böylece 679 bin kişilik düşüş yaşandı.
‘ALANYA ANTALYA GENELİNDEN DAHA İYİ PERFORMANS GÖSTERECEK’
Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Alper Gencelli Alanya’nın 2026 sezonunu Antalya genelindeki yüzde 5,8’lik turist kaybından daha iyi tamamlamasını beklediğini belirterek, eylül ayının ilk yarısında birçok tesiste dolulukların yüzde 90’ın üzerine çıktığını söyledi. Gencelli, sezonun asıl sorununun turist sayısından çok fiyat-maliyet makasının açılması olduğunu vurgularken, eylülün güçlü, ekimin makul geçmesini beklediklerini ifade etti. Gencelli, Alanya’nın bundan sonraki hedefinin ise yalnızca daha fazla turist getirmek değil, turist başına ekonomik değeri artırmak ve sezonu 12 aya yaklaştırmak olması gerektiğini kaydetti. Gencelli, “Antalya’nın 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 5,8 oranında turist kaybı yaşaması elbette sektör açısından önemli bir veridir. Ancak Alanya özelinde değerlendirdiğimizde, sezonun tamamını bu rakam üzerinden okumak doğru olmaz. Ben Alanya’nın 2026 sezonunu, turist sayısı açısından Antalya genelindeki yüzde 5,8’lik kayıptan daha iyi bir performansla tamamlayacağını düşünüyorum. 2025 yılı çok güçlü bir sezondu ve o yılın rakamlarının üzerine çıkmak kolay görünmüyor. Ancak özellikle sezonun ikinci yarısında ciddi bir toparlanma yaşandığını görüyoruz. Bunun yanında iklimlerdeki değişimi ve mevsimlerin kaymasını da artık dikkate almamız gerekiyor. Geçmişte haziran ve temmuz aylarında yaşadığımız hava koşullarının giderek eylül aylarına kaydığını görüyoruz. Bu nedenle eylül ve ekim aylarının geçmiş yıllara göre daha güçlü geçeceğini düşünüyorum. Özellikle fiyatların cazip hale gelmesiyle birlikte, bu iki ayda geçen yılın doluluk oranlarını yakalama ihtimalimizin oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Eylül ayının özellikle ilk yarısında birçok tesiste yüzde 90 ve üzeri doluluklar söz konusu. Eylülün ikinci yarısında ise tesisler ve kaynak pazarlar arasında daha fazla ayrışma yaşanabilir. Rusya pazarı da Alanya açısından olumlu sinyaller veriyor. Antalya genelinde Rusya pazarı ağustos ayında yaklaşık yüzde 8 büyüme gösterdi. Rusya’daki sonbahar tatili döneminde Türkiye’nin güçlü bir destinasyon olmaya devam etmesi de Alanya açısından önemli bir avantaj. Ancak burada özellikle altını çizmek istediğim bir konu var.
Doluluk ile kârlılığı birbirine karıştırmamak gerekiyor. Bir otelin yüzde 90 dolulukla çalışması, yüzde 90 oranında kar ettiği anlamına gelmiyor. Bana göre 2026 sezonunun en önemli problemi turist sayısındaki düşüşten ziyade fiyat-maliyet makasının açılması oldu. Özellikle ağustos ve eylül döneminde bazı Alanya ve Antalya otellerinde son dakika satış fiyatlarının erken rezervasyon fiyatlarının dahi altına indiğini görüyoruz. Bu da sektörün doluluk yaratmak için fiyat konusunda ciddi bir baskı altında olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla bu sezonu değerlendirirken sadece ‘Kaç turist geldi?’ sorusuna bakmamak gerekiyor. Doluluk, ciro ve kârlılık birbirinden farklı göstergelerdir. Bu yıl doluluklarımız geçen yılın kapasitesine yakın seviyelerde gerçekleşebilir; ancak aynı oranı karlılıkta görmemiz mümkün olmayacaktır.
‘HEDEFİMİZ SADECE DAHA FAZLA TURİST GETİRMEK OLMAMALI’
Benim Alanya açısından yıl sonu beklentim, turist sayısında Antalya genelindeki yüzde 5,8’lik kayıptan daha iyi bir performans ortaya çıkması yönünde. Ancak 2025’in çok güçlü rakamlarının üzerine çıkmanın zor olduğunu düşünüyorum. Özetle; 2026 Alanya turizmi açısından; adet olarak hafif ekside, doluluk bakımından özellikle yüksek sezonda toparlanmış, ancak gelir ve kârlılık açısından ciddi baskı altında geçen bir sezon olarak değerlendirilebilir. Sezonun kalan bölümünde eylül ayının güçlü, ekim ayının ise makul geçmesini bekliyorum. Kasım ayında ise ciddi bir sezon uzaması beklemiyorum. Çünkü birçok tur operatörü kasım ayında programlarını büyük ölçüde tamamlıyor. Bu nedenle oteller açısından da yüzde 50’nin altında doluluk beklentisi olan tesislerin sezonu uzatmak yerine kapanmayı tercih edeceğini düşünüyorum. Bence artık Alanya turizmi açısından asıl tartışmamız gereken konu yalnızca, ‘daha fazla turist nasıl getiririz?’ olmamalı. Alanya’nın temel problemi artık turist getirmekten çok, gelen turistten daha yüksek ekonomik değer üretmek ve turizm sezonunu uzatmak olmalıdır. Daha uzun konaklayan, daha fazla harcayan, destinasyonun farklı ürünlerinden faydalanan ve turizmi yalnızca temmuz-ağustos aylarına sıkıştırmayan bir model oluşturmak zorundayız. 2026 sezonu bize şunu bir kez daha gösterdi: Alanya için bundan sonraki hedef sadece turist sayısını artırmak değil, turist başına yaratılan ekonomik değeri artırmak ve sezonu 12 aya yaklaştırmak olmalıdır” dedi.
‘SEZONA SAVAŞIN GÖLGESİNDE BAŞLADIK’
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) önceki dönem yönetim kurulu üyesi Şükrü Cimrin, savaşın gölgesinde başlayan 2026 sezonunda erken rezervasyon kayıpları yaşandığını ancak sezon içinde toparlanma sağlandığını belirtti. Türkiye’nin fiyat avantajını yüksek enflasyon nedeniyle kaybetmeye başladığına dikkat çeken Cimrin, eylül ve ekimde özellikle Kuzey Avrupa pazarının hareketlenmesiyle sezonun daha da toparlanmasını beklediklerini söyledi. Cimrin, “Aslında Türk turizmine büyük resimden baktığımızda rekorlar kırarak ilerliyoruz. Sürekli turist sayımızı arttırıyoruz. 2019 yılı zaten çok başarılı bir yıldı. Pandeminin ardından ise her yıl turist sayımızı yükselttik. Bu başarıda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) yaptığı yoğun çalışmaların önemli bir payı var. Turizm, Türkiye için çok önemli bir gelir kaynağı ve çok sayıda alt sektörü besleyen, cari dengeye doğrudan döviz girdisi sağlayan stratejik bir sektör. Bu yıla baktığımızda ise turist sayısında bir düşüş var. Ancak bu düşüşün yüksek bir seviyede olduğunu düşünmüyorum. Her yıl turist sayısının artması ve sürekli rekor kırılması, bunun her yıl devam edeceği anlamına gelmiyor. Bu yıl da böyle bir dönem yaşıyoruz. Bana göre bunun en önemli nedenlerinden biri, sezonun savaşın gölgesinde başlaması. Kış döneminde almamız gereken rezervasyonların önemli bir bölümünü alamadık. Özellikle erken rezervasyonlarda eksiklikle başladık. Bu durum nisan ve mayıs aylarında daha belirgin şekilde hissedildi. Daha sonra sezon başında Türkiye’nin savaşa hiçbir şekilde dahil olmayacağı ve güvenli bir ülke olduğu yönündeki algı güçlendikçe rezervasyonlar yeniden toparlanmaya başladı. Ancak biz şubat ve mart aylarından itibaren rezervasyon kaybetmeye başlamıştık. Bu nedenle birçok otel sezona yüzde 15-20 civarında eksikle başladı. İlk sekiz aylık dönemde yaşanan yüzde 5,8’lik düşüşü ve ağustos ayındaki yüzde 1,7’lik gerilemeyi bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. Bana göre bu oranlar çok yüksek kayıplar değil. Ortadoğu’daki mevcut tabloya rağmen bu sayıların yakalanmasını başarılı olarak değerlendiriyorum. TGA’da görev yapmış olmam nedeniyle oradaki çalışma sistemini de yakından biliyorum. Sürekli veriler takip ediliyor. Hangi pazarda kayıp yaşandığı, konjonktürel değişimlerin hangi pazarı etkilediği ve oluşan kaybın hangi alternatif pazarlardan telafi edilebileceği sürekli analiz ediliyor. Çok dinamik, proaktif ve hızlı bir pazarlama ve veri analiz sistemi var. Bu çalışmalar Türk turizmini bugün geldiği noktaya taşıdı. Evet, turist sayısında bir düşüş var. Ancak bu yıl savaşın gölgesinde bir sezon geçirdiğimizi unutmamak gerekiyor. Her şeye rağmen Türkiye’ye gelen misafirlerimizi memnun ettiğimizi düşünüyorum. Gelen misafirler de yaptıkları seçimin yanlış olmadığını, Türkiye’nin huzur ve güven içerisinde tatil yapılabilecek ve ödedikleri paranın karşılığını alabilecekleri bir ülke olduğunu gördüler.
‘TÜRKİYE FİYAT AVANTAJINI KAYBETMEYE BAŞLADI’
Türkiye son yıllardaki en önemli avantajlarından biri olan fiyat avantajını yüksek enflasyon nedeniyle giderek kaybediyor. Bunun temel nedenlerinden biri Türkiye’deki yüksek enflasyon. Kur artışının sınırlı kalması ve maliyetlerin yüksek oranda artması nedeniyle Türkiye’ye gelen misafir her yıl aynı tatil için cebinden daha fazla para harcamak durumunda kalıyor. Bu durumun önüne geçmemiz gerekiyor. Burada ya maliyetlerin kontrol altına alınması ya da kur ile maliyetler arasındaki dengenin yeniden sağlanması gerekiyor. Bunun yanında bizim üzerimize düşen en önemli görev ise gelen misafirleri memnun etmek. Misafirlerimize güler yüzlü ve doğru hizmet sunmalı, ödedikleri paranın karşılığını aldıklarını hissettirmeliyiz. Bu açıdan baktığımızda bu sezonun başarısız geçtiğini söyleyemeyiz. Eylül ve ekim aylarında sezonun devam edeceğini öngörüyoruz. Mevsimlerin de değişmesiyle birlikte özellikle eylül ayı turizm açısından çok kıymetli hale geldi. Ekim ayı da aynı şekilde önemli bir dönem. Artık yaz sezonunu kasım ayına kadar uzatmaya başladık. Bu durum tur operatörleri tarafından da giderek daha fazla kabul görüyor. Eskiden ekim sonu veya kasım başında sona eren yaz uçuşları artık kasım ayının ikinci, hatta üçüncü haftasına kadar devam ediyor. Eskiden kasım ayının ilk haftasında kış misafirlerini almaya başlardık. Şimdi ise kasım ayının başında hâlâ yaz misafirleri geliyor, kış misafirleri ise daha çok kasım ayının ortalarında gelmeye başlıyor. Böylece sezon başında yaşadığımız kaybı sezon sonundaki hareketlilikle bir ölçüde telafi etme imkanımız oluyor. Ağustos ayının sonunda ve eylül ayının başında, özellikle Avrupa’da okulların açılması nedeniyle bir geçiş dönemi yaşandı. Bu nedenle doluluklarda kısa süreli bir düşüş oldu. Ancak eylül ayının ikinci haftası itibarıyla dolulukların yeniden toparlanmasını bekliyoruz. Ekim ayının da iyi geçeceğini temenni ediyoruz. Hava koşullarımız hâlâ çok uygun. Özellikle Kuzey Avrupa’da havaların hızlı şekilde soğuması nedeniyle eylül ve ekim aylarında kuzey ülkelerinden gelen misafirlerin yoğunluğunun artmasını bekliyoruz. Sezona biraz zor başladık ancak sezonun ortasında toparladık. Önümüzdeki süreçte de bu toparlanmanın devam edeceğini öngörüyoruz” diye konuştu. (Hüseyin DOĞANAY)

Kaynak: Haber Merkezi