Alanyaspor'da Mevlüthan Çavuşoğlu'nun cezası belli oldu
Alanyaspor'da Mevlüthan Çavuşoğlu'nun cezası belli oldu
İçeriği Görüntüle

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Öğretim Görevlisi Bora Uluurgun, Şanlıurfa'daki Göbeklitepe'nin en çok tartışılan eserlerinden 43 numaralı dikilitaş üzerindeki üç sembol için yeni bir yorum ortaya koydu. Uluurgun, bugüne kadar biçimleri nedeniyle “çanta”, “kova” veya “sepet” olarak anılan motiflerin aslında Göbeklitepe'deki yapıların şematik mimari anlatımları olabileceğini savundu.

ALKÜ'nün resmi akademik kadro kayıtlarında ALTSO Meslek Yüksekokulu Emlak Yönetimi programında öğretim görevlisi olarak yer alan Uluurgun, değerlendirmesini 43 numaralı dikilitaşın biçimsel özellikleri üzerinden yaptı. Akbaba Taşı olarak da bilinen eser, Göbeklitepe'nin D Yapısı içinde bulunuyor ve hayvan tasvirleriyle soyut sembolleri bir arada barındırıyor.

“ÇANTA” OLARAK BİLİNEN ÜÇ MOTİFE FARKLI OKUMA

Uluurgun'un görüşüne göre dikilitaşın üst bölümündeki üç motif taşınabilir günlük eşyaları değil, üç ayrı ritüel alanının mimari karşılığını gösteriyor. Akademisyen aynı sembollerin yalnızca fiziksel yapıları değil, gök, yer ve yeraltından oluşan üçlü bir evren anlayışını da temsil etmiş olabileceğini ileri sürüyor.

Bu yoruma göre motiflerin üst bölümündeki kavis çatı ya da kubbe profilini, iki yandaki dikey bölümler yapıyı çevreleyen sütun veya dikilitaşları, ortadaki T biçimi ise ritüel alanlarının merkezindeki T biçimli dikilitaşı gösteriyor. Alt yatay çizginin zemin seviyesine, içte kalan boşluğun da yapının kullanım veya ritüel alanına karşılık geldiği öne sürülüyor.

Uluurgun ayrıca sembollere eşlik eden hayvanların yerleşimini de yorumunun dayanaklarından biri olarak değerlendiriyor. Motiflerin temel biçimindeki simetriye karşılık hayvan figürlerinin oluşturduğu asimetrinin, bir yapının giriş veya kapı bölümünü göstermiş olabileceğini savunuyor.

İDDİA HENÜZ KESİNLEŞMİŞ BİR ARKEOLOJİK SONUÇ DEĞİL

Uluurgun'un açıklaması Göbeklitepe ikonografisine yönelik yeni bir yorum niteliği taşıyor. Söz konusu üç sembolün anlamı konusunda bilim dünyasında kesinleşmiş ortak bir çözüm bulunmuyor. Göbeklitepe ve Taş Tepeler üzerine yayımlanan güncel bilgilendirmelerde de bu motiflerin modern gözle çantaya benzediği, ancak neyi temsil ettiklerinin kesin olarak bilinmediği belirtiliyor.

Göbeklitepe'nin 43 numaralı dikilitaşıyla ilgili geçmişte de farklı görüşler ortaya atıldı. Sembollerin mimari yapılarla, kozmolojik düşüncelerle veya gökyüzü olaylarıyla ilişkili olabileceğine yönelik çeşitli yorumlar bulunuyor. Bu nedenle Uluurgun'un “mimari çizim” yaklaşımının da arkeolojik bulgular ve uzman değerlendirmeleriyle sınanması gereken bir hipotez olduğu önem taşıyor.

AKBABA TAŞI GÖBEKLİTEPE'NİN EN KARMAŞIK ESERLERİNDEN

43 numaralı dikilitaş, yalnızca üst bölümündeki üç motif nedeniyle değil, üzerindeki yoğun betimleme programıyla da Göbeklitepe araştırmalarında özel bir yere sahip. Taş üzerinde akbabalar, akrep, yılan ve başka hayvanların yanı sıra başsız bir insan figürü ile çeşitli geometrik ve soyut işaretler bulunuyor. UNESCO'nun Göbeklitepe'ye ilişkin dijital koleksiyonunda da üst bölümdeki üç nesne “çanta biçimli” motifler olarak tarif edilirken bunların mimari yapıları temsil etmiş olabileceği ihtimaline yer veriliyor.

Uluurgun, bu üç şeklin Göbeklitepe'deki ritüel yapıların ön cephe veya kesitlerinin şematik anlatımı olduğu görüşünde. Bu yorumun doğrulanması halinde motiflerin yalnızca sembolik sanat açısından değil, Neolitik insanların yapı bilgisini nasıl görselleştirdiğinin anlaşılması bakımından da önem kazanacağını belirtiyor.

GÖBEKLİTEPE'NİN TARİHİ MÖ 10. BİNYILA UZANIYOR

UNESCO verilerine göre Göbeklitepe'deki anıtsal yuvarlak, oval ve dikdörtgen yapılar Çanak Çömleksiz Neolitik dönemde, yaklaşık MÖ 9600 ile 8200 yılları arasında avcı-toplayıcı topluluklar tarafından inşa edildi. Alanın karakteristik T biçimli kireçtaşı dikilitaşlarında çok sayıda yabani hayvan tasviri bulunuyor.

Göbeklitepe, 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı. UNESCO, bölgedeki anıtsal yapıların toplumsal ve ritüel faaliyetlerle bağlantılı olduğunun değerlendirildiğini belirtiyor. Bazıları 5,5 metre yüksekliğe ulaşan T biçimli dikilitaşlar, yaklaşık 11 bin 500 yıl önce Yukarı Mezopotamya'da yaşayan toplulukların inanç ve yaşam dünyasını anlamak için başlıca arkeolojik kaynaklar arasında gösteriliyor.

BENZER ŞEKİLLER FARKLI DÖNEMLERDE DE GÖRÜLÜYOR

Çantayı andıran biçimlerin çok daha sonraki dönemlere ait Yakın Doğu sanatında da görülmesi, Göbeklitepe'deki örneklerin popüler kültürde farklı uygarlıklarla ilişkilendirilmesine yol açtı. Ancak aralarında binlerce yıllık zaman farkı bulunan motiflerin doğrudan bağlantılı olduğunu gösterecek bilimsel bir uzlaşı bulunmuyor. Arkeolojik değerlendirmelerde yalnızca görsel benzerlikten hareketle kültürler arasında bağlantı kurulmasına temkinli yaklaşılıyor.

Uluurgun ise kendi çalışmasında benzer motifleri mimari ve kozmolojik bir anlatım ihtimali üzerinden değerlendiriyor. Böylece Göbeklitepe'nin en bilinen sembollerinden biri üzerindeki tartışmaya Alanya'dan yeni bir yorum eklenmiş oldu. Motiflerin gerçek anlamının ortaya çıkarılması ise Göbeklitepe'deki arkeolojik çalışmaların ve bilimsel değerlendirmelerin konusu olmaya devam ediyor.

Kaynak: Haber Merkezi