SEZONUN bitmesi ile birlikte esnaf yavaş yavaş sokaklardan çekilmeye, Alanya yalnızlığına dönmeye başladı. 12 ay sezon umutları her sene olduğu gibi sezon başlarında ısıtılarak, Alanyalının ağzına bir parmak bal çalınarak, yapılan...
SEZONUN
bitmesi ile birlikte esnaf yavaş yavaş sokaklardan çekilmeye, Alanya yalnızlığına dönmeye başladı.
12 ay sezon umutları her sene olduğu gibi sezon başlarında ısıtılarak, Alanyalının ağzına bir parmak bal çalınarak, yapılan propagandalara esnafın ve vatandaşın inanmasını artık kimse beklemesin.
Geçmişte 6 ay olarak baz aldığımız turizm sezonu, önce 4 aya, sonra 3 aya, şimdi ise esnafın iş yapabildiği 1 aya indirgenmiştir. Geçtiğimiz yıla nazaran bu yıl biraz daha hareketli olan turizm sezonu beklentileri karşılayamamaktadır.
Esnaf kredi batağına iyiden iyiye saplanmış, çıkar yolun bulunması için çaba sarf edenler ise bir elin parmağını geçemeyecek derecede azalmıştır. Alanya’nın son 20 yılda yapmış olduğu yatırımların karşılığını görmeyi beklerken, beklenenin aksine günden güne eriyen bir Turizmin olduğunu görmemek için ya kör olmak lazım, yada turizmin ‘t’sinden anlamamak.
Bunlarda yetmezmiş gibi bölgemiz üzerinde uzun soluklu bir projenin temelleri atılmış, faaliyetlerine arttırarak devam etmesi, bölgemizin doğasına ve turizmine karşı en ciddi tehlike haline geldiği tüm kamuoyunun malumudur.
Uzun soluklu proje dememizde ki amaç ise, Antalya bölgesinden yavaş yavaş sahilde ki tesisleşme ve sanayinin yan ürün tedariklerinin karşılamakta olan yapıların Alanya bölgesine kaydırılarak, Antalya körfezinin yalnızca turizm odaklı olarak, gelecekte hayata geçirmek istedikleri projelerinin bir parçasını oluşturmaktadır.
Bölgemizin ana geçim kaynağı turizmdir. Turizmin bitmesi ile birlikte ilk olarak, yıllardır hayalini kurduğumuz il olma çabaları yalnızca hayallerimizde kalacak, milyar dolarları bulan turizm tesislerinin birer birer yok olmaya yüz tutmasına tanık olacağımızı unutmamak gerekir. Bölgemizden direkt veya dolaylı yönden ekmeğini kazanan 500 bin kişinin durumunu söylemeye gerek dahi duymuyorum.
Bir an önce, planlanan bu uzun süreli projenin daha ileriye gitmemesi için, Alanya’da yaşayan, ekmeğini yiyen, çoluk çocuğunun rızkını bu topraklardan arayan herkes elini taşın altına koymalı ve gereğini yapmalıdır.
Hiçbir kurum veya kuruluş, hiçbir birey veya topluluk Alanya’dan geçimini sağlayan 500 bin kişiden daha değerli değildir.
Alanya turizminin geleceği yalnızca bununla sınırlı değildir. Turizm bakanını Alanya’mızda misafir etmek gerekir, her ne kadar Ordu ilindeki temasları yoğun olsa da, turizmin lokomotifi Alanya’mıza da vakit ayırması gerektiğini düşünüyorum.
Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Alanya’ya vermiş olduğu önem ve katkılar bölgemiz için büyük bir şans ve fırsattır. Bu fırsatları iyi değerlendirmek gerekmektedir. Alanya'nın makus talihini yenmesi, kendi göbeğini kesmesi için bulunmaz bir fırsattır. Sayın Bakan geçtiğimiz hafta Dim Web TV’de Alper Kutay’ın hazırlayıp sunmuş olduğu Politika Kulisi adlı programa konuk olmuş, sorulara samimiyetle cevap vermişti.
Alper Kutay’ın “Alanya'nın il olma hayali ile ilgili ne düşünüyorsunuz?” sorusuna cevap veren Bakan Çavuşoğlu, “Alanya böyle bir şey olması durumunda ilk sırada. Alanya her şey olabilir. Her şeyi hak ediyor. Ama il yapma konusu siyasi bir şey” ifadeleri ile durumu özetlemişti.
Alanya’nın il olması konusunda eğer samimi iseler, Bakan Çavuşoğlu’nun dediği gibi “Siyasi bir olay” olarak görüyorsa, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin Alanya’nın il olması hususundaki görüş ve düşünceleri ortadadır. Siyasi iktidar gereğini yapıp yasa teklifini meclise sunmalıdır. Bunun önünde duran hiç bir şey yoktur.
Alanya’nın il olmaması için çaba sarfedenler de varsa, onları da Alanyalı'nın bilmeye hakkı olduğunu düşünüyorum.
MHP, Alanya’nın il olabilmesi için elini taşın altına değil, gövdesini koymaya hazırdır. Yeter ki siyasi iktidar samimiyetle bu işi ele alsın.
Bu duygu ve düşüncelerle Alanya’mızın kalkınması, yalnızca siyasiler değil, buradan ekmek yiyen, burada nefes alan herkesin sorumluluğundadır. Sorunları görüp de kör gibi davranan, duyup da sağır olan, bilip de bilmezden gelenler, yaşanacak olumsuzlukların vebalini üzerinde taşıyacak olanlardır.
Ne Mutlu Türk'üm Diyene.