1 Mayıs'la ilgili kaygılarımızın, beklentilerimizin altında kalması sevindirici. Gerçek emekçiler, sağduyu sahibi beyinler, bayramı bayram gibi kutlarken, ülkede kaos çıkartmaya, güvenlik güçleriyle çatışmaya çalışan beyinler,...
1 Mayıs'la ilgili kaygılarımızın, beklentilerimizin altında kalması sevindirici.
Gerçek emekçiler, sağduyu sahibi beyinler, bayramı bayram gibi kutlarken, ülkede kaos çıkartmaya, güvenlik güçleriyle çatışmaya çalışan beyinler, daha doğrusu beyinsizler ise gene yapacaklarını yaptılar.
Suratlarında maske, ellerinde taş ve sopa hatta molotof kokteyli ile oraya buraya saldıran, iş yerlerinin camlarını kıran, güvenlik güçlerini linç etmeye kalkan insanların işçilikle ve de bayramla ilgileri olabilir mi?
Dünyada bir ya da iki ülke dışında, kolektivist ekonomik modele dayalı bir Komünist ülke kalmadığı, Rusya ve de Çin bile piyasa ekonomisiyle kalkınma sürecini yakalamışlarken, hala 1980 öncesinde kalmış sloganlar atarak, orak çekiçli kızıl bayraklarla 1 Mayıs kutlaması yapmaya çalışanlara diyecek söz bulamıyorum.
Marksizm’i özellikle de Marksizm’in felsefi boyutunu ve temel öğretisini yeterince özümseyememiş kimi beyinler, hala Marks ve Engels’in yaşadığı 1830’lara demir atmış durumdalar.
Değerli okurlar, bu konuyla ilgili bir alıntıyı sizinle paylaşmak istiyorum:"Bir takım sözde Marksistler, manifestoya dindar bir tutucunun İncil’e yaklaştığı gibi yaklaşırlar. Marx ve Engels hiçbir zaman tarihin geleceğini çizmeyi ve gelecek sosyalist kuşakları bağlayıcı bir dizi doğma (dar kalıplar) sıralamayı düşünmediler. Manifestoda da görülen bir tarih kuramıdır, insanların davranış ve düşüncelerini son çözümde hayatlarını kazanma biçimlerinin belirlediğini kabul eder, böylece her toplumun temeli onun ekonomik yapısıdır ve bu yüzden de tarihin itici gücü ekonomik değişmedir. Üretim güçleri, üretim ilişkileri ve biçimi toplumun ne yapması gerektiğini ortaya koyar."1 Mayıs'ı bayram gibi kutlayan sendikaları, sivil toplum örgütlerini, siyasi partileri ve de siyasetçileri içtenlikle kutluyor ve alkışlıyorum. Bu arada Doğu Perinçek ve partisini Taksim ısrarında bulunmayıp Kadıköy’de 1 Mayıs kutlamalarına katıldıkları için tebrik etmemiz gerektiğine inanıyorum.Alanya’da da her zaman olduğu gibi 1 Mayıs’ın olaysız geçmesi sevindirici.
Bu arada, 1 Mayıs'la ilgili olarak, gazetemizin Genel Yayın Müdürü Sayın Ferit Kesen’in "1 Mayıs’ın Alanyalı Kurbanı" başlıklı araştırması çok anlamlıydı. Rahmetli Niyazi Darı’nın öyküsünü günümüz gençliğinin defalarca okumasında yarar var. Tabii bu arada bu süreci dolu dolu yaşayan, hatta bir sürü yanlışa imza atmış olan bizim gibi dinozorların da özeleştirilerini yapmalarında yarar var!