Türkiye kamuoyunda büyük infial yaratan "Yenidoğan Çetesi" davasında, yargılamanın gidişatını sarsacak kritik bir gelişme yaşandı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi tarafından hazırlanan bilimsel mütalaada, incelenen 6 bebeğin vefatında herhangi bir tıbbi kusur saptanmadığı ve uygulanan tedavilerin standartlara uygun olduğu vurgulandı. Alanya'da da sağlık camiası ve vatandaşlar tarafından yakından takip edilen davanın bu son halkası, "ihmal suretiyle öldürme" suçlamalarına karşı savunmanın elini güçlendirecek nitelikte.
SAVUNMA CEPHESİNDEN AKADEMİK ATAK
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 63 sanığın yargılandığı davada, tutuklu doktorlardan Dursun Eryılmaz’ın avukatının talebi üzerine hazırlanan 35 sayfalık bilimsel rapor mahkemeye sunuldu. Prof. Dr. Gürsel Çetin ve Prof. Dr. Sermet Koç imzalı mütalaada; Kırçiçek Helvacı, Havvanur Karakoç, Melek Süleymanoğlu, Ayaz Karaduman, Roua Kadan ve Halime Alkari isimli bebeklerin ölüm süreçleri mercek altına alındı. Raporda, yapılan müdahalelerin tıbbi zorunluluklarla örtüştüğü ifade edildi.
İDARİ SORUNLAR BAKANLIĞIN SORUMLULUĞUNDA
Haberin detaylarına göre raporda, yoğun bakım ünitelerindeki personel ve ekipman yetersizliklerinin hekimlerin şahsi kusuru değil, "idari birer eksiklik" olduğu savunuldu. Uzmanlar, organizasyonel aksaklıkların Sağlık Bakanlığı’nın sorumluluk alanına girdiğini belirterek, bu durumdan dolayı doktorların suçlanamayacağının altını çizdi.
ADLİ TIP RAPORLARINA SERT ELEŞTİRİ
Cerrahpaşa uzmanları, davanın temelini oluşturan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarını "kopyala-yapıştır" yöntemiyle hazırlanmakla suçladı. ATK’nın somut tıbbi veriler yerine şablon ifadeler kullandığını öne süren uzmanlar, iddianamenin tıbbi belgelerden ziyade telefon tapelerine dayandırılmasını eleştirdi.
OTOPSİ EKSİKLİĞİ DÜĞÜMÜ ÇÖZÜMSÜZ BIRAKTI
Raporda öne çıkan en çarpıcı unsurlardan biri ise adli süreçteki ihmaller oldu. Hayatını kaybeden 6 bebekten sadece birine otopsi yapıldığını hatırlatan profesörler, kesin ölüm nedeni saptanmadan yapılan klinik değerlendirmelerin yetersiz kalacağını savundu. Alanya’daki hukukçuların da dikkatle izlediği bu tıbbi mütalaa, davanın önümüzdeki duruşmalarında en büyük tartışma konusu olmaya aday görünüyor.





