36 yaşındaki Muhtar, yaklaşık 6 yıldır Türkiye’de yaşadığını ve sağlık turizmi sektöründe çalıştığını söyledi. Anne tarafının Yahudi, baba tarafının ise Azerbaycanlı olduğunu anlatan Muhtar, çocukluğunu dindar olmayan bir aile ortamında geçirdiğini ifade etti. Hem İsrail hem Azerbaycan vatandaşı olduğunu söyleyen Muhtar, İsrail’de yaklaşık 15 yıllık bir yaşam geçmişi bulunduğunu belirtti.
Çocukluğundaki İsrail’i anlattı
Muhtar’ın söyleşide üzerinde durduğu başlıklardan biri Şabat oldu. Çocukluk döneminde cumartesi günlerinde sokakların büyük ölçüde boşaldığını, iş yerlerinin kapandığını ve günlük hayatın belirgin biçimde yavaşladığını anlatan Muhtar, ilerleyen yıllarda ise bu tablonun değişmeye başladığını öne sürdü.
Çocukluğunda saatlerce araç geçmeyen yollar gördüğünü söyleyen Muhtar, o yıllarda dini yaşamın gündelik hayattaki etkisini daha yoğun hissettiğini anlattı. Daha sonraki yaşlarında ise cumartesi ile diğer günler arasındaki farkın eskisi kadar belirgin olmadığını gözlemlediğini söyledi.
Muhtar’ın bu anlatımları, İsrail toplumunun tamamına ilişkin bilimsel veya istatistiksel tespitler değil, yaklaşık 15 yıllık kişisel deneyimine dayanan gözlemler niteliğinde.
Yom Kipur gözlemlerini paylaştı
Söyleşide Yahudi dini hayatına ilişkin geniş yer verilen konulardan biri de Yom Kipur oldu. Muhtar, Yom Kipur sırasında oruç tutulduğunu ve günlük hayatın ciddi biçimde değiştiğini anlattı.
Muhtar, bu dini günün ardından ailelerin bir araya geldiğini ve kutlamalar yapıldığını aktarırken, dini uygulamaların anlamına ilişkin kendi yorumlarını da dile getirdi. Söyleşide özellikle Yom Kipur sonrasında kullanılan dini ifadeler ve bağışlanma anlayışı üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Bu bölümde Muhtar’ın Yahudi inancının teolojik anlamına ilişkin yaptığı değerlendirmelerin kişisel yorumu olduğu ve Yahudiliğin bütün mezhep ve geleneklerini temsil eden bir açıklama olarak değerlendirilmemesi gerektiği önem taşıyor.
Haredi toplulukları hakkında konuştu
Muhtar, İsrail’de özellikle Haredi ve Hasidik toplulukların günlük yaşamını da anlattı. Giyim biçimleri, dini semboller, aile yapıları ve ibadet pratikleri konusunda gözlemlerini paylaşan Muhtar, dini yaşamın bu topluluklarda çok daha görünür olduğunu söyledi.
Kipa kullanımının bazı dindar gruplarda son derece önemli olduğunu belirten Muhtar, ibadetlerin sokakta veya toplu taşıma çevresinde de görülebildiğini anlattı. Kudüs yönüne dönülerek gerçekleştirilen dini pratiklerden söz eden Muhtar, bunların İsrail’de günlük yaşam içerisinde karşılaşılabilen görüntüler olduğunu ifade etti.
Muhtar ayrıca özellikle Haredi ve Hasidik ailelerde çocuk sayısının yüksek olduğuna ilişkin gözlemlerini aktardı. Söyleşide bu toplulukların nüfus yapısı ve dini anlayışları konusunda da çeşitli değerlendirmelerde bulundu.
İsrail’de askerlik sistemini de anlattı
Söyleşinin bir diğer bölümünde İsrail’deki askerlik sistemi ele alındı. Muhtar, askerlik ve yedek askerlik uygulamalarına ilişkin İsrail’de yaşadığı dönemde edindiği bilgileri paylaştı.
Aynı zamanda Haredi toplumunun askerlik, dini eğitim ve devlet desteğiyle ilişkisine yönelik değerlendirmelerde bulunan Muhtar, İsrail toplumundaki seküler ve dindar kesimler arasındaki farklılıkların günlük yaşamda da görülebildiğini ifade etti.
İslamiyet’le tanışması YouTube videolarıyla başladı
Söyleşinin en kişisel bölümü ise Muhtar’ın Müslüman olma süreci oldu.
Muhtar, İslamiyet’i seçmesinin tek bir günde alınmış ani bir karar olmadığını, zaman içerisinde gelişen bir süreç olduğunu anlattı. Dini sohbetler ve videolar izlemeye başladığını belirten Muhtar, bir süre sonra bazı İslami ibadetleri öğrenmeye ve uygulamaya başladığını söyledi.
Bu dönemi anlatırken “Benim medresem YouTube” ifadesini kullanan Muhtar, motor kullanırken kulaklıkla dini sohbetler dinlediğini ve Hayalhanem’in kısa videolarını yoğun biçimde takip ettiğini belirtti. Bazı dönemlerde günde 20-30 video izlediğini söyleyen Muhtar, namazı da videolardan öğrenmeye başladığını ifade etti.
“Bir gün evde karar verdim, şehadet getirdim”
Muhtar, Müslüman olma kararının zaman içinde şekillendiğini belirterek sonunda evinde kelime-i şehadet getirdiğini anlattı.
Kendisini bu noktaya getiren sürecin oldukça doğal ilerlediğini ifade eden Muhtar, “Bir gün evde karar verdim. Şehadet getirdim” sözleriyle yaşadığı dönüşümü anlattı. Şehadet getirmeden önce de dini sohbetler dinlediğini ve kısmen namaz kılmaya başladığını söyledi.
İlk dönemlerinde dini konuları öğrenirken yoğun kaygılar yaşadığını da dile getiren Muhtar, özellikle ahiret ve cehennemle ilgili anlatımların kendisini etkilediğini, zamanla daha fazla bilgi edindikçe bu kaygılarının azaldığını ifade etti.
Muhtar, geçmişteki hali ile bugünkü hali arasında büyük fark bulunduğunu belirterek yaşadığı değişimi “çelik olma” benzetmesiyle tarif etti.
İsrail’e döndüğünde roket saldırılarına denk geldi
Muhtar’ın anlattığı en çarpıcı kişisel deneyimlerden biri ise Müslüman olduktan sonra İsrail’e yaptığı ziyaret sırasında yaşandı.
Türkiye’ye taşındığı dönemin ardından kısa süreliğine İsrail’e döndüğünü söyleyen Muhtar, ziyaret sırasında çatışmaların başladığını ve sirenlerin çaldığı anlara tanıklık ettiğini anlattı.
Sirenlerin ardından insanların sığınaklara yöneldiğini, kendisinin de ilk anda bir sığınağa girdiğini belirten Muhtar, daha sonra dışarı çıktığını ve kaldığı eve yürüdüğünü söyledi. Roketlerin havada patladığını ve patlamaların yarattığı titreşimi hissettiğini aktardı.
Daha sonraki saldırılarda ise sığınağa gitmediğini söyleyen Muhtar, bir saldırı sırasında namaz kıldığını ve camların titremesine rağmen namazına devam ettiğini anlattı.
Türkiye’de sağlık turizmi sektöründe çalışıyor
Muhtar’ın Türkiye’deki yaşamının önemli bir bölümünü sağlık turizmi oluşturuyor.
Yıllardır sektörde çalıştığını belirten Muhtar, İngilizce ve İbranice bildiğini ve İsrail’den gelen çok sayıda hastayla ilgilendiğini söyledi. Kendi ifadesine göre yıllar içerisinde yüzlerce, hatta bini aşkın İsrailli hastayla çalışma imkânı buldu.
Muhtar, bu deneyimlerinden hareketle İsraillilerin Türkiye ve Türklerle ilişkisine yönelik kişisel gözlemlerini de paylaştı. Türkiye’ye gelen İsrailli hastaların Türklerle genellikle olumlu iletişim kurduğunu savunan Muhtar, İbranice konuştuğunu fark eden bazı hastaların kendisine özel bir yakınlık gösterdiğini anlattı.
Bununla birlikte Muhtar, dini kimliğinin öğrenilmesinin ardından bazı kişilerde tavır değişikliği gözlemlediğini de iddia etti. Bu bölümde dile getirilen değerlendirmeler Muhtar’ın kişisel deneyimlerine dayanıyor; söyleşide bu iddiaları destekleyen bağımsız bir araştırma veya veri sunulmuyor.
“İsrail’de Müslümanlığı yaşamak zordu”
Muhtar, Müslüman olduktan sonra İsrail’de dini yaşamını sürdürürken zorlandığını da anlattı.
Tel Aviv-Ramat Gan çevresinde camiye ulaşmanın kendisi açısından güç olduğunu belirten Muhtar, bazı bölgelerde güvenlik kaygısı yaşadığını ve bu nedenle namazlarını çoğunlukla evde kıldığını söyledi. Cuma namazlarına düzenli biçimde katılmakta zorlandığını da ifade etti.
İsrail’de eğitim sistemi konusunda farklılıklara işaret etti
Söyleşide İsrail’deki eğitim sistemi de gündeme geldi. Muhtar, kendisinin daha seküler olarak nitelendirdiği büyük bir okulda eğitim gördüğünü ve burada başka dinlere yönelik düşmanlık içeren sistematik bir eğitimle karşılaşmadığını söyledi.
Buna karşılık bazı dini okullarda farklı bir eğitim anlayışının bulunabildiğini öne süren Muhtar, İsrail toplumunun bu konuda tek tip değerlendirilmemesi gerektiğine işaret eden örnekler de verdi.
Söyleşinin ilerleyen bölümünde Netanyahu yönetimine ve Filistinlilere yönelik politikalara karşı çıkan İsraillilerin bulunduğunu da belirten Muhtar, bu kesimin varlığından söz etti. Böylece söyleşide yer alan sert genellemelerin yanında İsrail toplumu içerisindeki görüş farklılıklarının bulunduğunu da kabul etti.
15 yıllık İsrail yaşamından Türkiye’ye uzanan hikâye
Tural Muhtar’ın yaklaşık 33 dakikalık söyleşisi, bir yandan İsrail’deki çocukluk ve gençlik yıllarına ilişkin kişisel gözlemleri, diğer yandan dini kimliğinde yaşadığı değişimi konu alıyor.
Anne tarafı Yahudi, baba tarafı Azerbaycanlı bir ailede büyüdüğünü söyleyen Muhtar’ın hikâyesinin merkezinde ise herhangi bir dine ilişkin ciddi bilgi sahibi olmadığını söylediği çocukluk döneminden, internet üzerinden dini içerikler izlemeye ve ardından İslamiyet’i seçmeye uzanan süreç bulunuyor.
Muhtar bugün Türkiye’de ailesiyle yaşadığını ve sağlık turizmi sektöründe çalışmaya devam ettiğini belirtiyor. Söyleşide Yahudilik, İsrail toplumu ve Filistin meselesine ilişkin çok sayıda sert değerlendirme de yapan Muhtar’ın bu bölümlerdeki sözleri, bağımsız biçimde doğrulanmış olgular değil; kendi yaşam deneyimi, dini yaklaşımı ve siyasi değerlendirmeleri çerçevesinde dile getirdiği görüşlerden oluşuyor.





