DEĞERLİ okurlar. Ne ümmetçi ne de ırkçı, kafatasçı bir milliyetçiyim. Tek kaygım. Dünyalı ve insan olabilmek. İnsani değerlerden uzak, yalancı, sahtekar, acımasız katil, hırsız, dolandırıcı, gaspçı, vatan haini birisi, ümmetçi,...
DEĞERLİ
okurlar.
Ne ümmetçi ne de ırkçı, kafatasçı bir milliyetçiyim.
Tek kaygım.
Dünyalı ve insan olabilmek.
İnsani değerlerden uzak, yalancı, sahtekar, acımasız katil, hırsız, dolandırıcı, gaspçı, vatan haini birisi, ümmetçi, milliyetçi hatta en yakın akrabam olsa ne yazar!
Bu ülkede.
1980 öncesi, iki kutuplu dünyadaki soğuk savaş döneminde, Türk gençlerini, Ülkücü-Devrimci diye iki cepheye ayırıp Türkü Türk’e kırdıranlar, bugün bile hala baş tacı ediliyorlar!
Bugün de, bu toplum, direkt ümmetçi bir çizgiye taşınarak, Türk Milliyetçiliği ile birlikte Türk nüfusu bilinçli bir biçimde azınlığa taşınmaya çalışılıyor.
İşin en acı yanı ise.
Türk Milliyetçiliğini savunanların tabandaki çoğunluğuna rağmen, hareketin en ön saflarında yer alan kimi aktörlerin, bu oyunun ve bu kurgunun mimarlarının koltuk değneği olmaları!
Ümmetçilikle milliyetçilik, taban tabana zıt iki ideolojidir.
Ümmetçilik milliyetçiliği ret eder.
Özellikle Müslümanlık İslam birliğini savunurken milliyetçiliğe kesinlikle karşı çıkar.
Temelde bu böyle bilinmesine karşın.
Türk Milliyetçilerinin, salt oy kaygısına dayalı olarak ortaya konmuş olan,”Türk İslam Sentezi” yaklaşımından yola çıkarak, Arap Müslümanlığına yoğunlaşmanın çok ciddi boyutlara vardığını söylemek mümkün.
Bunu gören gerçek milliyetçilerin hareketten hızla uzaklaşma ve bu ihaneti yapanları en sert bir biçimde eleştirmeleri ise beni teselli eden tek şey.
Bu rezilliği göre göre bu harekete hala biat edenler ise, hareketten şu ya da bu şekilde nemalanmaları ya da dönek denmesinden korkmaları olmalı!
Her ne ise.
Türkiye’de biz Türklerin giderek azınlığa düştüğü gerçeğini artık kabul etmek zorundayız.
Türkiye’yi Yunanlar savaşla ele geçiremedi ama, biz Osmanlı İmparatorluğu döneminde, yıllar boyu Arapların topraklarına el koyup işgal etmemize karşın, bugün yabancılar özellikle de Arapların savaşmadan ülkemizi işgal etmelerine göz yumulmakta!
Dört milyona yakın Suriyeli'ye kucak açmak neyin nesi?
İnsani bir yaklaşımla ülkemizde belli süre misafir edilmeleri anlaşılır bir şey de, vatandaşlığa kabul edilmeleri, bunlara maaş bağlanması, devlet memuru ve öğretmen olarak atanmaları, oy kullanma hakkı verilmesi ne demek?
Tüm bu olup bitenlerin bir anlamı olmalı.
Beni en çok kaygılandıran, defalarca bu köşede yer verdiğim Napolyon’un şu sözleri:
“Ben Katolik geçinerek Vendee Savaşını kazandım; Müslüman geçinerek Mısır’a yerleştim; Papacı geçinerek İtalya’da yürekleri kazandım. Bir Yahudi halkını yönetecek olsam, Süleyman tapınağını yeniden kurardım.”
Eğer bu ülkede, Napolyon’u da aratmayacak bir ustalıkla “Çok şükür ben Türk değilim” diyen birileri, bu ülkeyi yönetiyorsa vay halimize!
Bunun olabileceğini FETÖ ve avenesi gösterdi.
Kurtuluş savaşını Yunanlıların kazanmasını isteyen Kadir Mısıroğlu hala bu ülkede el üstünde tutuluyorsa, sonumuzun ne olacağını bilmek pek mümkün değil gibi geliyor bana!