Dünya genelinde her dört ölümden birinin kan pıhtılarıyla ilişkili olduğu açıklanırken, uzmanlar Türkiye'nin genetik yapısının bu hastalığa karşı daha savunmasız olduğunu bildirdi. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal'ın aktardığı verilere göre, toplumumuzdaki genetik mutasyon oranları, derin ven trombozu (DVT) ve akciğer embolisi riskini dünya ortalamasının üzerine çıkarıyor.
İngiltere'de her yıl yaklaşık 60 bin yetişkinin derin ven trombozu geliştirdiği ve her 20 kişiden birinin bu durumla karşılaştığı istatistiklere yansırken, hastalığın sinsi ilerleyişini Sue Llewellyn'in vakası gözler önüne serdi. Bacağında hissettiği ağrı kramp sanılan 50 yaşındaki Llewellyn, ameliyat sonrası taburcu edilip kan sulandırıcı kullanmasına rağmen akciğer embolisi geçirdi. Akciğerinde çok sayıda pıhtı tespit edilen ve 2022'de Covid-19 sonrası aynı durumu tekrarlayan hasta, şu an 65 yaşında ve farkındalık için 700 kilometrelik bisiklet turlarına katılıyor.
BACAKTAKİ KRAMP HİSSİNE DİKKAT
Vücudun kan kaybını önlemek için oluşturduğu pıhtılar, derin damarlarda meydana geldiğinde kan akışını engelleyerek hayati tehlike yaratıyor. Bacak veya kol gibi bölgelerde oluşan bu durum derin ven trombozu olarak adlandırılıyor. Pıhtının yerinden koparak akciğer arterlerini tıkaması ise akciğer embolisi adı verilen ölümcül tabloya yol açıyor.
Thrombosis UK kurucusu Prof. Beverley Hunt, pıhtıların koptuğunda vücutta dolaşarak doğrudan akciğerlere giden damarları tıkayabileceği uyarısında bulundu. Sağlık uzmanları, bacakta nedeni bilinmeyen ağrı, göğüs ağrısı veya nefes darlığı durumlarında vakit kaybetmeden acil servise başvurulması gerektiğini belirtiyor.
TÜRKİYE'DEKİ GENETİK RİSK FAKTÖRLERİ NELER?
Prof. Dr. Cengiz Köksal'ın açıklamalarına göre, Türkiye'de her yıl 1000 kişide 1 ila 2 yeni vaka görülüyor ve on binlerce insan bu hastalıkla tanışıyor. Türk toplumunun pıhtılaşma eğilimi açısından taşıdığı risk, iki temel genetik mutasyondan kaynaklanıyor. Batı toplumlarında yüzde 3 ila 5 oranında görülen Faktör V Leiden mutasyonu, Türkiye'de yüzde 5 ile 10 arasında seyrediyor ve DVT riskini tek başına 3 ila 7 kat artırıyor. Protrombin gen mutasyonunun görülme sıklığı ise yüzde 2 ila 3 civarında bulunuyor.
AKDENİZ HAVZASINDAKİ YÜKSEK RİSK NE ANLAMA GELİYOR?
Protrombin gen mutasyonunun Akdeniz havzası ülkelerine paralel olarak Türkiye'de de yüksek seyretmesi, bölgesel genetik yatkınlığın önemini ortaya koyuyor. Uzmanların dikkat çektiği bu biyolojik yatkınlık; ameliyat, uzun yolculuk veya hareketsizlik gibi çevresel tetikleyicilerle birleştiğinde pıhtı oluşumunu hızlandırıyor. Bu nedenle, genetik mirasın farkında olarak uzun süreli seyahatlerde hareket etmeye özen göstermek pratik bir korunma yöntemi olarak öne çıkıyor.
Genetik faktörlerin yanı sıra yaş ve genel sağlık durumu da pıhtı riskini doğrudan etkiliyor. Kırk yaşından sonra her on yılda bir iki katına çıkan venöz tromboembolizm riski, 60 yaşından sonra belirgin bir şekilde artış gösteriyor. İleri yaş, büyük ortopedik cerrahi operasyonlar ve yoğun bakım veya alçı gibi uzun süre hareketsiz kalınan durumlar en büyük risk gruplarını oluşturuyor.




