Hamsiyi kılçığıyla tüketmek kalsiyum alımını artırıyor
Hamsiyi kılçığıyla tüketmek kalsiyum alımını artırıyor
İçeriği Görüntüle

KLİNİK araştırmaların değeri en somut biçimde hastalarda görülüyor. Özellikle mevcut tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu kanser, nadir ve genetik hastalıklarda bilimdeki gelişmelerin hastaya ulaşabilmesinin yolu klinik araştırmalardan geçiyor. En çok klinik araştırma kanser hastalarında yapılıyor. Kanser hem dünyada hem Türkiye'de giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu. Ülkemizde her yıl 240 binden fazla kişiye kanser tanısı konuyor. Son 30 yılda 10 yıllık sağkalım oranlarının ise yüzde 30'lardan yüzde 70'lere çıktığı bildirildi. Burada en önemli etken klinik araştırmalar. Araştırmalara kimlerin katılabileceğine ise etik kurul karar veriyor.
734 KLİNİK ARAŞTIRMA
Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AIFD), ülkemizdeki klinik araştırmalara dair güncel verileri paylaştı. Günümüzde ülkeler, çok uluslu klinik araştırmaların merkezi olabilmek için yoğun bir rekabet içinde. Türkiye ise klinik araştırmalarda küresel bir üs olmaya aday. Türkiye'de, 2025 yılında 734 klinik araştırma yürütüldü.
11 BİN 663 GÖNÜLLÜ VAR
AIFD üyelerinin Türkiye'deki klinik araştırma yatırımı 2025'te yüzde 24 artışla 21.2 milyar TL'ye (536.6 milyon Amerikan Doları) ulaşırken, yürütülen araştırma sayısı yüzde 14 artışla 734'e yükseldi. Klinik araştırmalardaki toplam gönüllü sayısı ise 11 bin 663'e ulaştı.
HASTALARIMIZ İÇİN UMUT
AIFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, "Bugün rahatlıkla söyleyebiliriz ki yarının tedavilerinde Türkiye'nin imzası var; bizim hedefimiz bu imzayı daha da görünür kılmak. Klinik araştırmalar yalnızca bilimsel bir süreç değil; hastalarımız için umut, sağlık sistemimiz için dönüşüm ve ülkemiz için stratejik bir yatırımdır. Gururla söyleyeyim Türkiye kendi bölgesinde klinik araştırmalarda lider ülke oldu. Dünyada klinik araştırmalarda 26'ncı sıradan 20'nci sıraya çıktık" dedi.
EN ÖNEMLİ ETKİSİ HASTAYA
AIFD Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ecz. Nihan Burul Bozkurt da "Klinik araştırmaların en önemli etkisi hastaya olan katkısıdır. Özellikle onkoloji, hematoloji ve nadir hastalıklar gibi tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu alanlarda hastalarımız, klinik araştırmalar sayesinde umut vadeden potansiyel tedavilere erken dönemde ve ücretsiz olarak erişim imkânı buluyor" diye konuştu.
ÜLKEMİZ KÜRESEL ROL ÜSTLENİYOR
Türkiye Sağlık Enstitüleri (TÜSEB) Başkan Danışmanı Prof. Dr. Hilmi Erdem Sümbül de Türkiye'nin, güçlü sağlık altyapısı, nitelikli araştırmacıları ve gelişmiş merkezleriyle klinik araştırmalarda çok daha büyük bir küresel rol üstlenebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirterek, şöyle dedi: "TÜSEB olarak 'Üreten Sağlık' vizyonumuz doğrultusunda, ülkemizi yalnızca yenilikçi tedavilerin uygulandığı bir merkez değil, bu tedavilerin geliştirilmesine ve küresel bilimsel bilgi üretimine güçlü katkı sağlayan merkezlerden biri haline getirmeyi hedefliyoruz."
YENİLİKÇİ TEDAVİLERİ HASTALARA ULAŞTIRIYORUZ
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Genetik Bilim Dalı Başkanı ve Çocuk Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Süheyl Ezgü ise "Bugün gen ve hücre tedavileri gibi yakın geçmişte yalnızca geleceğin tedavileri olarak gördüğümüz yenilikçi yaklaşımları klinik araştırmalar kapsamında hastalarımıza ulaştırabiliyoruz. Türkiye'de çok nitelikli araştırmacılarımız, multidisipliner ekiplerimiz ve uluslararası standartlarda çalışma yürütebilen merkezlerimiz var. Kendi merkezimizde yürüttüğümüz çalışmalarda da Türkiye'nin dünyada öncü uygulamalara imza atabilecek bilimsel ve klinik kapasiteye sahip olduğunu görüyoruz" dedi.

Kaynak: Sabah