Turizm sektörünün dünü, bu günü, yarınının araştırılması, soruşturulması, belirlenmesi, tespiti ve yönlendirilmesi için yoğun çaba sarf etmek gerekmektedir. "Turist nereden gelir!" diye düşünmeye vakit ayrılsa; "Havadan gelir!" denesi gelir. Peki, "Neyle gelir!" dersek; "uçakla!" diye; "gür" seslerin yükselmesi olağandır. Karadan, denizden de gelme ihtimali vardır. Bilinmeyecek (ne) var! Antalya, Gazipaşa Havalimanları da iniş kalkışlara açıktır. Bazı ülke potansiyeli (niye!) başka yerlere yöneldi?

Eskilerde durum çok daha farklıydı. Sırtı çantalı "hippi" turistler, otostopçular yolculuğu bedavaya getirirler, Tasarruflarını tatil bitişi halı, kilim gibi hediyelik hatıra eşyaya yatırırlar, tatil parasını geriye götürmezlerdi. Otobüs yolculuğunda Anadolu’yu dolaşıp araştırma yapanlar, özel arabasıyla gelen, karavanıyla kamp kuranlar da önemli yer tutardı. Alanya'da Kervansaray, Mokamp, İncekum Çadır Kampı, Botanik gibi kamping alanları mevcuttu. Tarifeli seferlerle özü başına yola koyulanlar özgürce dolaştıkları için her çeşit esnafla haşır neşir olurlar, herkes, üç beş kuruş nasiplenirdi.

Turizm seyahat acenteleri yurtdışındaki tur operatörleriyle sözleşme yapar, havaalanı konaklama tesisi transferini yerel acentelere bırakırlardı. Yurt dışı acentelerin yurtiçinde transfer ve tur organizasyonu yetkileri yoktu. Bu durumda yerel seyahat acenteleri turizm sektöründe önemli görev üstlenmekteydi. Turizmin gelişme sürecinde yabancı operatörlerin yerel acentelerle işbirliği sözleşme zorunluluğu kaldırıldı. Lokal acenteler kaçak tur düzenler konumuna düşürüldüler. Yasal haklarını kullanamaz durumdalar.

Kendilerinin olmayan müşterilere safari, hamam, piknik, yamaç paraşütü, parasol uçuşları, jet ski, araç kiralama, AVM turu satışlarıyla para kazanabilme ve komisyon peşine düşmüşlerdir. Elbette ticari ilişki, güven, tanıdık aracılar vasıtasıyla eski yöntemleri geliştirenler de vardır. Yurtdışı bağı olanlar elbette şanslıdırlar. İç turizm tamamen bireysel seyahate yönelmiştir. Kaplıca, bölge, doğa turlarına katılım azdır.

Araştırmacı turistler de vardı. Turizm Danışma Müdürlüğü’nde görevli iken gelen, Belçikalı, Fransız turist anlatmıştı: “Avrupa'da; Türkiye'de, bayanlar, tek başına, yalnız çarşıya çıkamazlar, otobüse binemezler. denmektedir. Bunu araştırmak için geldim. İstanbul'dan otobüsle Ankara, Erzurum, Van, Kapadokya vs. dolaştım. İki gün Alanya'da tatil yapıp Antalya'dan uçacağım. Türkiye'de bir bayan tek başına, yalnız her yere gidebiliyormuş. Kimse, beni rahatsız etmedi" diye anlatmıştı. Bu tür seyahatler turizmde tavsiye mektubu niteliği taşır. Türkiye gezi rehber kitapçıkları hazırlıyorlardı.

Alanya şehir içi, Antalya, Pamukkale, Kapadokya turlarına katılım olurdu. Yarım pansiyon önemliydi. Sabah deniz saatinden sonra ikindi itibariyle sabahlara kadar çarşı fıkır fıkırdı. Bazar, gazino, disko gibi esnafa ve eğlence mekanlarına dağılırlardı. Orta Avrupa turisti “pis” para harcardı. Hediyeliklerin parası çekle ödenirdi. Charter gibi doğrudan uçuşlar turist sayısını hızla arttırdı. Turizm potansiyelini aşırı yükseldi. İskandinav ülkeleri Türkiye'yi keşfetti. Rusya dünyaya açıldı. Sıcak denizlere indi. Yeni yeni ülkelerden turist akımları gerçekleşti. Bu günlere kadar her şey yolundaydı.

Her şey eskisi gibi gitmiyor. Herkes çuvallamaya başladı. Seyahat sektörü sendeliyor. Tur operatörleri, uçak şirketleri, esnaftan konkordato, iflas haberleri yayılıyor. Uluslararası rekabet konuşuluyor. Sektörden hoş seda yükselmiyor. Turist öyle havadan, karadan, sudan gelip gitmiyor. Organizedir. Turizm biterse, Alanya batar.