Mümtaz milletimin gözünü Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yapılacak operasyonun ve de Kürt açılımının başlangıcı olan Habur faciası bile maalesef açamadı! Yüksekova'da evlerinden çıkıp, sokak ortasında kahpece arkalarından vurularak...
Mümtaz milletimin gözünü Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yapılacak operasyonun ve de Kürt açılımının başlangıcı olan Habur faciası bile maalesef açamadı! Yüksekova’da evlerinden çıkıp, sokak ortasında kahpece arkalarından vurularak şehit edilen TSK mensubu uzman çavuşları vuran PKK, hakkında çıt yok. Samsun’un Ayvacık ilçesinde çıkan çatışmada bir PKK üyesi terörist yaralı olarak yakalandı. Bu teröristin içinde bulunduğu grubun Kastamonu civarında bulunan grupla birleşmek üzere olduğu açıklandı. Sırası gelmişken sorayım. Diyarbakır’da kaçırılan askerler ne oldu? Silvan’da şehit edilen 13 askerimizi pusuya düşüren PKK’lılar yakalandı mı?
TBMM'de yemin etmeyen BDP'li vekiller Kürdistan özerkliğini ilan etti. Bu durum karşısında yüzde 50 oy alanları anladım da diğer geri kalan yüzde 50’den halen çıt yok. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yol kontrollerinin PKK’ya bırakıldığı iddia ediliyor. Asker ancak Valiliklerden izin alarak operasyon yapabiliyormuş. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, DTK’nın "Demokratik Özerklik" ile ilgili soruşturmayı yeni başlattı.
Bu yaşananların sonunda TSK’da Yüksek Askeri Şura (YAŞ) da çok sürpriz ve olumsuz gelişmelerin yaşanabileceği konusunda uyarılarda bulunmuştum. Kısaca hatırlatmak isterim.
6 Temmuz 2011 tarihli “Yüksek Askeri Şurada neler yaşanacak?” başlıklı yazımda:
“2010 yılı YAŞ toplantısında, TSK komutası, sanık olarak yargılanan generallerin açığa alınmalarına ya da terfilerinin önlenmesine engel olmuştu. Hükümet, son seçimler sonucunda halkın desteğini arkasına aldı. Ağustos 2011 YAŞ toplantısında şüpheli konumundaki muvazzafların açığa alınması ya da emekli edilmeleri konusunda kararlı olacaktır. Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) uygulanmasının önündeki en büyük engel olarak TSK'yı gördüğü iddia ediliyor. YAŞ'a yapılan müdahalelerin, BOP kapsamında Türk Ordusu'nu bertaraf etme amacı taşıdığı ileri sürülüyor. Sonuç olarak dış mihrakların hedefinin, TSK’nın tayin ve terfi sistemini bütünüyle bozmak ve uzun vadede "yeni ve BOP'ta görevler üstlenecek" TSK’ın altyapısını oluşturmak olduğu, konunun uzmanlarınca iddia ediliyor.”
12 Temmuz 2011 tarihli “PKK gündüz yol kesmeye başladı!” başlıklı yazımda:
“Geçen hafta başında, ülkemizi yasa boğan ve iki askerin şehit edildiği saldırının detayları açıklandığında kanım dondu. PKK artık, gündüz vakti şehre inip askerin kaldığı evin önünde pusu kuruyor. Gündüz devlet karayolunu kesiyor. Kimlik kontrolü yapıyor, askerlerimizi kaçırıyor. Askerlerimiz ve komutanları, TSK nerede? Hatırlatayım, şu anda 42 General Hasdal askeri tutukevinde…”
22 Temmuz 2011 tarihli,”13 Şehit ve TSK’nin bozulan morali!” başlıklı yazımda:
“Şu anda Hasdal’da tutuklu muvazzaf general sayısı 43. Silivri’de ise emekliler var. Bunlar meslektaşları arasında sevilen ve sayılan askerler. Tutuklulukları komutanı oldukları askeri birliklerde moral seviyelerinde etkisi olmaktadır. Televizyonlardan, mahkemeye giden arkadaşlarının ve komutanlarının, görüntülerini izleyen askerlerin moralleri bozulmadı mı gerçekten? Bir yandan askerler tutuklanıp askeri birlikler aranırken diğer yandan Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler, TSK’yı etkilemiyor mu? Sonuç olarak yaşanan bu olumsuzluklar elbette onlarında morallerini bozuyor.”
TSK, BAŞTAN AŞAĞI YENİLENECEK
Gelelim günümüze, iktidar YAŞ operasyonu uzun süredir planlıyordu. “Darbeci TSK” ana teması üzerine kurulan siyasetle “Ordunun, işi darbe yapmaktır” fikri halkın kafasına YAŞ öncesi kazıldı. PKK terörü nedeniyle TSK’nın şehit vermesi bahane edilerek “TSK’ın beceriksiz olduğu, mensuplarının öldürülmesine göz yumduğu” görüşü de bilinen mihraklarca kasti olarak yaygınlaştırıldı. YAŞ öncesi “gizli tanıklı” davalarla “Orgeneralleri bile hapse atan, dokunulmaz TSK’ ya dokunan iktidar” imajı verildi. Orduya eskisi gibi milletin güvenmediği, yapılan “düzmece anketlerle” kamuoyuna aktarıldı. Böylece YAŞ öncesi halkın önemli bir bölümü kendi ordusuna karşı kuşku duyar hale getirildi.
29 Temmuz tarihinde Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının istifalarıyla TSK’da planlanan operasyonun sonuna gelindi. İktidar, endişe duyduğu, çalışmak istemediği, ülke güvenliğini teslim etmek istemediği üst kadroyu bir hamlede tasfiye etmiş oldu. Bundan sonrasında artık sürpriz yoktur. İktidara yakın olan görüşteki subaylar, istenilen makamlara getirileceklerdir. TSK baştan aşağı yenilenecektir.
Elbette, bu krizin arkasında bir sürü iç politik hesaplar da var. Yargı da TSK da kendilerinin “gül bahçesi” olsun istiyorlardı. O nedenle; hem ABD'yi memnun edecek birinin ayarlanabilmesi için generallerin sicil dosyaları masaya yatırıldı. İktidarın emelleri doğrultusunda TSK da ki gelenekleri ortadan kaldırdığı düşüncesi kamuoyunda hâkim gözüküyor. 2013’e kadar görevde kalması gereken Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner neden 2011’de YAŞ öncesi istifa etti dersiniz?